30.12.2010, 09:40 4114

Başka Dil Var Diyenin, Başka Bir Emeli Var!

Alman dilinin en büyük ustalarından Goethe diyor ki ; “ Bir millete yapılacak en büyük fenalık onun diliyle oynamaktır.” Biz dilimize sahip çıkamadığımız gibi, birde Kürt vatandaşlarımıza adam gibi Türkçeyi de öğretemedik! Nihayet geldiğimiz noktada, dilimizle barışık yaşamadığımız onu Anadolu’nun ücra köşelerine götürüp öğretemediğimizden bu ülkenin hayatıyla eş değer bir açmazın içine girdik bu günlerde…

 Son zamanlarda ülkemizi bölmek isteyenlerin ortaya attıkları “ iki dilli “ eğitim taleplerine karşı farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak istiyorum…

Karamanoğlu Mehmet Bey , “Bugünden sonra divanda, dergâhta , bargâhta , mecliste ve meydanda Türkçe den başka bir dil kullanılmaması “ yolundaki 13 Mayıs 1277 tarihli buyruğu ile , Türkçeyi bütün Türk illerinde , yeniden diriltmenin ve yaşatmanın ateşini yakmıştı !...

23 Aralık 1876 tarihinde, Kanun-i Esasi (Anayasa) ile Türkçenin devletin resmi dili olduğunu kayıt altına alan Türk Devleti ise, Osmanlı Devletidir! Kanun-i Esasinin üç ayrı maddesinde devletin resmi dilinin Türkçe olduğu hükme bağlanmıştır. Bu Anayasanın 18.maddesinde, Osmanlı vatandaşlarının devlet hizmetinde “ İstihdam olunmak için devletin lisan-ı resmisi olan Türkçeyi bilmeleri şarttır ” denilmiştir.

Meclis görüşmelerinden bahsedilen 57. maddede , “Heyetlerin müzakeratı, Lisan-i Türkî üzere “ yapılacağı yazılmıştır. Milletvekili seçilme şartlarını belirleyen 68.maddede ise, ilk defa seçilecekler için Türkçe bilmenin , 4 seneden sonra yapılacak seçimlere girebilmek için ise “ Türkçe okumak ve mümkün mertebe yazmanın dahi şart “ olacağı belirtilmiştir!...

Bu maddelerin kabul edildiği Anayasa, bugün içinden onlarca ülkenin hayat bulduğu Osmanlı İmparatorluğunun Anayasasıdır!   

II. Meşrutiyet Devri Osmanlı Mebuslar Meclisinde, tıpkı bugün olduğu gibi “ dil “ üzerinde büyük tartışmalarda olmuştur. Doğal olarak o günkü mecliste gayri Müslim milletvekilleri oldukça kalabalıktı ve bu tartışmalar anlaşılabilirdi de! Aşağıda bir kaçını vereceğim bu tartışmaların, bugünkü benzerlerinden bir farkı olmadığını hayret ve ibretle göreceğiz!

Anayasanın bazı maddeleri hakkındaki görüşmeler esnasında Erzurum milletvekili (mebusu) Ohannes Varteks Efendi konuşmasına şöyle başlamıştı, “ Affediniz, nazik lakırdılar söyleyemezsem bu, Türkçe bilmediğimdendir. Onun için tecavüz diye addetmeyiniz. Burası avam kamarasıdır. Türkçe de Kürtçe de her dil ile söylenir. “

İstanbul milletvekili Kozmidi Pandelaki Efendi, Türkçenin yanında diğer dileri de resmi dil kapsamına almak için niyetini şöyle ifade ediyor , “ Her ne evrak resmen yazılırsa, onun devletin Lisan-ı Resmisi olan Türkçe ile yazılması lazımdır. Onun yanında bir de ahali-i mahalliyenin anlayabileceği surette o mahalin lisanı ile yazmayı şimdiden kabul etmiş olsak, bendeniz zannederim ki, merasimden ve eşkâlden (şekillerden/şekilcilikten) ayrılarak asıl hakikate doğru bir hatve (adım) atmış oluruz. “

Bu sözler üzerine meclis de bulunan iki Türk mebusu arasında şu konuşma geçiyor.

Mehmet Talat Bey (Ankara) ; Türkçe öğrenmeye gayret etsinler. Avrupa da lisan-ı resmi olmadan tiyatro bile oynatmazlar.

Kozmidi Pandilaki ; “Öğreninceye kadar ne yapsınlar? Avrupa da her mahallin, her yerin lisanına riayet edilir.

İsmail Paşa (Tokat) ; İtalyancayı okuyacaklarına Türkçeyi okusun da öğrensinler.

Bu tartışmalar uzun uzadıya devam ediyor Meclisi Mebusan oturumlarında. Bir köşe yazısına sığdırılmayacak kadar da kapsamlı. Ama son iki örnek vererek meramımı daha anlamlı ifade etmiş olacağım sanırım…

Yorga Paşa Efendi (Service) söz alıp, resmi dil yanında mahalli dillere de yer verilmesi gerektiğini ifade ederek; “Bizim ahali Türkçe bilmezler. Bizim kazada Türk ahalide var, onlarda okumak bilmezler… Eğer bu kanunları nizamları süs için istiyorsanız o başka. O vakit diyeceğim yok. Fakat ahaliyi düşünürseniz ve düşünmemiz lazım gelir, mutlaka ahalinin anlayacağı dilde bu ilanları yapmamız lazım gelir.”

Bu sözler karşısında Hakkâri milletvekili Taha Efendi, kanunların mahalli dillere tercüme yoluyla duyurulması isteğine karşı çıkarak ,”Bunu ben deniz Kürt olduğum halde, teklif etmem. Fakat teklif ederim ki devlet, hükümet, her ne suret ve vesile lazım olursa o vesile ile ahaliye fethim edilsin (anlatılsın).”

İki dille eğitim ve özerklik tartışmalarının gölgesinde geçmişin bu tecrübelerinden sizleri haberdar etmek istedim. Şunu ifade etmek istiyorum. Bu güzel ülkenin birlik ve beraberliği tehlikededir. Birileri bu düşünceye paranoya deseler de gerçek budur!

Ama umudumuz var. Bize bu umudu veren Osmanlı İmparatorluğu gibi çok milletli bir devlet yapısında bile güzel Türkçemizin geleceğini korumuş bu ülkenin evlatlarının var olmasıydı…

Aslında sizi duyar gibiyim. Bölücü taleplerin birde Ay yıldızlı bayrağımızın yanında başka bir bayrak talepleri olduğu konusunda ne düşünürüm diye!

Değerli okuyucularım. Ay yıldızlı al bayrağımız öyle sıradan bir bayrak değildir. İstiklalimizin sembolü bayrağımız inanın bana, sadece Türk Milletini temsil etmiyor. Adriyatıkden Çin Seddine kadar uzanan büyük bir kültürü-medeniyeti temsil etmektedir. Bu durum hiçbir akıl sahibi ve sağduyulu vicdanların inkâr edemeyeceği kadar açıktır…

Sonuç olarak, Türkçe konuşuyor ve Türkçemizle anlaşıyoruz millet olarak. Bu dile sahip çıkacak, birliğimizin teminatı olarak göreceğiz. Elbette insanımız hangi etnik kimlikten gelirse gelsin, kendi anadilini öğrenmesi en kutsal hakkıdır. Bunun da kuralları vardır. Ama bunu devletin iki dili, iki bayrağı olsun noktasına taşıyanlara da son olarak aşağıdaki şiirle cevabımızı veriyoruz…

                              Türklüğün bir ili var

                              Ve yalnız bir dili var.

                              Başka bir dil var diyenin

                              Başka bir emeli var!

Görüşmek üzere, Allah’a emanet olunuz.

NOT: Bu bilgilere daha kapsamlı ulaşmak isteyenler, Kemal Gözler’in Türk Anayasaları ve İhsan Güneş’in Türk Parlamento Tarihi isimli eserlerine bakabilirler.(A.AKIN)

Yorumlar (4)
KEMAL KARAKULAK 10 yıl önce
Sayın yazar ilk defa bu kadar güzel bu kadar belgelere dayalı ve sürükleyici bir yazınızı okuyorum. sanırım tamamen 2010 yılının bu çıkılmaz ve bir türlü sıkıntılarının sorunlarının bitmeyen tartışmalarının içinden sende tamamen kurtulmak istercesine süper bir yazı ortaya koymuşsun. hakikaten herkes bir dil isterse o zaman işin içinden çıkılırmı? o zaman resmi dil olarak türkçenin ne anlamı olur? lazlarda bizde isteruk derler çerkezlerde. araplar var bu ülkede. daha başka ırklar var. ermenice hatta ne bileyim kuş dili isteruk diyenler bile çıkar ki aslında hem türkçe hem kürtçe hemde arapça olmalı diyen bir malum kişide çıktı medyada bunu anlattı. sana katılıyorum. şimdilik tamamen böyle olmalı hatta bu zırvalamalara bence pek kulak asmamalı yani önem verdikçe gündem olan söylemlere aldırış etmez isek hiç anlamı olmaz ve olay ortadan kalkar ama öyle medyamız varki nerede ise bunu her gün pişire pişire önümüze getiriyorlar.. tv. açamıyoruz. sanırım beni yorumcu arkadaşlarımız çok iyi anlayacaklardır. ben tek dil,tek bayrak ( türkçe,ayyıldız lı)diyorum. başka fikirlere demokratik kurallar içerisinde bakalım neler diyenler var... 2011 yılı tüm insanlara sağlık,mutluluk ve barış getirsin inşallah...
SÜLEYMAN YILMAZ 10 yıl önce
sayın cumhurbaşkanımız ve devletin en üst düzeyyetkilileri mgk dahil bu ülkenin en üst yönetici kadrosu sizin ülke bu tıp durumlarla karşılaştımı sahıpsız kalmaz düstürüne riayet etmişlerdir kanısındayım..ama bu durum tabii ki uyanık olmamızı engellememeli.türk nilletinin bu zor coğrafyası her an buna benzer sorunlara gebedır.tek dil ,tek baytrak ve tek vatan bu ülkenın kaderıdır.
musa 10 yıl önce
milletimizin ne dilini nede bayrağını değiştirmeye yanına bir başka dil ve bayrak koymaya gücü yetmeyecektır.türkiyenın tarıhı birikimi buna müsaade etmez asla.
ŞEHLA 10 yıl önce
devleti idare edenelrın bu konuda hem fıkır olmaları gelecek adına umit verici,halk olarak bizde bu bölücü taleplere karşı uyanık olmalıyız.
banner49
Günün Anketi Tümü
Rize Şehir Hastanesinin deniz dolgusu üzerinde yapılmasını uygun buluyor musunuz?
Rize Şehir Hastanesinin deniz dolgusu üzerinde yapılmasını uygun buluyor musunuz?
26°
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 31 66
2. Trabzonspor 31 62
3. Sivasspor 31 54
4. Beşiktaş 31 53
5. Galatasaray 31 52
6. Alanyaspor 31 51
7. Fenerbahçe 31 50
8. Gaziantep FK 31 41
9. Göztepe 31 39
10. Antalyaspor 31 38
11. Kasımpaşa 31 36
12. Gençlerbirliği 31 33
13. Malatyaspor 31 32
14. Denizlispor 31 32
15. Çaykur Rizespor 31 32
16. Kayserispor 31 31
17. Konyaspor 31 30
18. Ankaragücü 31 26
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 34 92
2. Man City 34 69
3. Chelsea 34 60
4. Leicester City 34 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 34 52
7. Sheffield United 34 51
8. Arsenal 34 50
9. Tottenham 34 49
10. Burnley 34 49
11. Everton 34 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 34 43
14. Crystal Palace 34 42
15. Brighton 34 36
16. West Ham 34 31
17. Watford 34 31
18. Bournemouth 34 28
19. Aston Villa 34 27
20. Norwich City 34 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 35 76
3. Atletico Madrid 35 63
4. Sevilla 35 63
5. Villarreal 35 57
6. Getafe 35 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Valencia 35 50
9. Athletic Bilbao 35 48
10. Granada 34 47
11. Osasuna 35 45
12. Levante 35 43
13. Real Betis 35 41
14. Real Valladolid 35 39
15. Eibar 35 36
16. Celta de Vigo 35 36
17. Deportivo Alaves 34 35
18. Mallorca 35 32
19. Leganés 35 29
20. Espanyol 35 24
Namaz Vakti 10 Temmuz 2020
İmsak 02:52
Güneş 04:48
Öğle 12:28
İkindi 16:27
Akşam 19:59
Yatsı 21:46