04.05.2016, 08:15 3687

'Türkçemizin El Etek Çekişi!'

Dilimiz, milliyetimiz ve vatanımız çok büyük tehlikeler altındadır. Adeta, dört bir yanımızdan kuşatılmış vaziyetteyiz.  

Bilindiği gibi, her türlü düşmanlarımızın bizden koparıp atmak istediği mukaddes değerlerin en başında ve sinsice kemirilip yozlaştırılanı, dilimiz olan güzel Türkçemiz gelmektedir. İkincisi de, milli şuur kaynağımız olan Türk Tarihi, millet ve vatan sevgisidir. Bir diğeri de, bin yıldan fazla ahlak ve faziletimizi sulayarak besleyip gelen dinimiz İslamiyet’tir.

Kullandığımız kelimelerde milli ruhun eksikliğini, lezzetsizliğini, musikisizliğini hissedebilmek için, Türk dil âlimi olmaya hacet var mı? Milli lisanımız, giyecek, yiyecek ve içecek malzemelerinin isimlerinden tutunda, içerisinde rızkımızı kazandığımız (rızıklandığımız) işyeri isimlerine varıncaya kadar el-etek çekmeye başladı. Öyle ki, köy bakkallarının isim ve bakkaliyelerinde satmış oldukları malzeme isimleri dahi, yabancı kelimelerin istilasına uğradı. Türkçe katliamına “Dur!” diyecek ne bir devlet adamı, ne de bir insaf sahibi mevcut. Hoş, zaten devlet ve hükümeti idare edenler, bilerek veya bilmeyerek dil katliamına saf tutanlar arasında değiller mi?

Geçen günler içerisinde hizmetkârı olduğum mukaddes bir derneğe gelen, yaşı 20-22 arasında bulunan Üniversite talebesi olan bir gencimiz:

“-Ulusal Marşımızın bugünkü dil ile yazılmış olanı var mı?” demesi, dilimizdeki çöküntünün değil kıtaliyetin, facianın hangi merhalede olduğunu, milli idrak ve basiret sahibi gözler önüne sermektedir. “Sadeleştirme” hastalığına yakalanmış olanlar ile “öztürkçe” cilik adı altında Türkçe katliamı yapanların asıl gayesi, dede ile torunu birbirine yaklaştırıp kavuşturan dil köprüsünü dinamitleyip berhava etmektir. Diğer bir ifadeyle, bunlar, her türlü silahla teçhizatlandırılmış bir düşman askerinden daha tehlikelidirler.  Soysuz, nesepsiz uydurukça ve yabancı kelimelerle yazılmış şiirlerde kahramanlığı, aşkı, sevgiyi, öfkeyi: makalelerde edebi zevki, sohbetlerde musikiyi, kelimeler arasında izdivacı ve deruni manayı bulmamız mümkün mü?

Şu Üniversite imtihanlarındaki soruları, soru haline getiren kelimelerin yarıdan fazlasının manalarını anlayamıyorum: çünkü Türkçe değil!.. Bu kelimeleri ne babam ve annem, ne de dedem ve ninemden duymadım. O eli öpülesi mübareklerden bu pis koku veren kelimeler sadır olmamıştır. Liseyi (1970) bitirinceye kadar, hocalarımdan da bir tanesi müstesna- duymamıştım. Zira onlar, Şeyh Galib’in dediği gibi, adeta : “Anlar ki, kelama can verirler” di. Milletle ait olan dil müessesesi üzerinde, fertler istediği gibi tasarruf hakkına sahip değildir!.. İçinde yaşamaya mecbur olduğum kalabalığı meydana getirenler, her hece ve kelimenin sonuna “sal” ve  “sel”i ilave ederek dil, belagat, fesahat, talâkat, telaffuz ve natıka  -  (affedersiniz  “diksiyon”larını  “çağdaşlaştırıp”“performans” ) larını yükseltmişler (!)

Bir başka garabet ise, zamanımız insanının konuşma özürlü olması. Doğru veya yanlış olarak kullandıkları, nerede ise, her kelimenin arasına “eee.., eee..” leri sıralamaları. Hangi iptidai kabile veya medeni milletten olursanız olunuz, cemiyet denilen mefhumun en küçüğünü “aile”, büyüğünü de “millet” mydana getirir. Her iki kutlu müesseseyi oluşturan fertleri birbirine bağlayan hususiyetlerin en başında “dil”, “ırk” ve “din” vardır. Bu manzumeden musıki; şiir, destan, ağıt ve millet sevgisi: evliya ve peygamber sevgisiyle Allah sevgisi fışkırır. Cinas zevki ve kafiye an’a nesi yok edildi. Türkü, şarkı: destan ve ilahilerimizdeki kelimeleri bir an için kaldırıp, yerlerine de bugünkü neslin kullandığı uyduruk-kaydırık kelimeleri(!) koyup tekrar okuduğumuz da aslının verdiği sevgiyi, aşkı, cana yakınlığı, sevdayı; hüznü; yiğidliği, mertliği, kahramanlığı, haşmeti; ululuğu, tevazüyu; Tanrı’ya yakınlığı, sıcaklığı, teslimiyeti vermediğini göreceksiniz. Elbette vermez ve vermeyecektir de!.. Çünkü, adeta birer roman olan şarkı ve türkülerimizi ifade eden gıdalı ve lezzetli kelimeler, binlerce yıldır aziz milletimizin medeniyet damarlarından süzülüp gelerek tadlanmış vaziyettedir. Bu kelimelerdeki tılsımı, ne asılsız ve asaletsiz piç kelimelerde, ne de bizi acımasız emperyalizminin kucağına düşürmeye çalışan İngiliz ve Fransız kökenli kelimelerde bulabilirsiniz. Şu hakikati unutmayalım ki, diline sahip olamayan milletler önce milliyetini, akabinden de vatanlarını kaybederler.

Türkçemizin büyük şairi merhum Yahya Kemal Beyatlı’nın: “Türkçenin çekilmediği yerler vatandır!” ifadelerini, haklı olarak değer ölçüsü kabul edersek, avazımızın çıktığı kadar: “- Vatan kaybediyoruz!.. diye haykırabiliriz. Tarihimize düşman, milli ahlak ve seciyeden mahrum nesiller yetiştirmeye gayret sarf eden eğitim sistemine “misyonerlik” faaliyetlerini de lütfen ilave ederseniz, koltuk uğruna gaflet uykusunda uyuyanlara yüksek sesle nasıl hitap edeceğinizi bilirsiniz. “Vatan” sizin için önemli olmayabilir, amma benim için çok önemlidir; çünkü dedelerim bu topraklar için, bu topraklar üzerinde yaşayan aziz milletim için, aziz ve büyük milletimin konuştuğu ses dilim olan “Türkçe” için savaşıp, “ses bayrağım”ın altında şehid olarak yatmaktadırlar.

“Dil” gönül, cesaret, yürek, istek, niyet manalarındandır. Yapı itibariyle de ses, hece, kelime ve cümleden meydana gelir. Bu yapı içerisinde meramımızı anlatabilmek için kullandığımız en büyük unsur “kelime”dir. Kelimenin de bir dış yapısı, yani işiltiden ciheti, birde içyapısı denilen anlam yönü vardır. Bu iki husus bir bütünü, yani “kelime”yi oluşturur. “Dil”deki kulak dilini, tad dilini ve koku dilini de unutmamamız icabet eder.

Son günlerde hemen-hemen herkesin üzerinde konuştuğu veya konuşmaya çalıştığı “kimlik” mes’elesinde, sosyoloji ilmi, ”MİLLET”i tarif ederken, “dil birliği”ni en baştaki temel unsur olarak kabul etmiştir. Görülüyor ki, dil “milli”dir. Milli dilimiz de, Türk Milletinin hayat felsefesini, yaşama gayesini, ülküsünü, mefkûresini, yansıtır. Evet, milli kültürü meydana getiren hususların en başında dil vardır. Dil düşüncenin aynasıdır; dil zengin ise, kültür de zengindir. Büyük medeniyetler ve kültürler zengin bir dil ile oluşmuştur. Üç-beş yüz kelime ile konuşan millet, millet olmaktan çıkar; dolayısıyle kültüründen de bahsedilemez. Şuarasını da ifade etmek zaruretini hissediyorum ki, dilin zenginliği demek, bugünkü gibi, behemehâl o dil içerisinde doğru-yanlış, yerli yersiz yabancı kelimelerin katılması demek değildir.

Descartes ve Leibniz’in atmış ve ekmiş olduğu tohumlarla, milli dilleri ortadan kaldırıp, onun yerine Latinceyi yerleştirmeye çalışanların Türk diline, Türk kültürüne dolayısıyla Türk Milletine düşman oldukları asla unutulmamalıdır. Dil psikoloji, dil hukuku ve dil felsefe âlimlerine her zamankinden bugün çok daha fazla ihtiyacımız vardır; çünkü dil özürleri çoğaldı da ondan…

Bizim ıstırabını çektiğimiz hususlarda rahatsızlık duymayanların vatan sevgisinden bahsetmeleri de mümkün değil. Çünkü onlar için millet “nev-i beşer”, vatanları da “rui zemin”dir.

Bu önemli tespitleri içeren yazının sahibi, Değerli büyüğüm Şükrü Karaca Bey’dir.

İzmir’de ki fikir dünyasının önemli simalarındandan olan Şükrü Karaca Bey’i sevgili Ahmet Okumuş Dayımın vesilesi ile tanıdım. Kendisi, Ortadoğu Gazetesi, Orkun Dergisi gibi birçok yerde yazılar yazdı. Çanakkale ve Gaziler Derneğinde önemli görevler ifa eden Şükrü Karaca Bey, çeşitli zamanlarda verdiği konferanslarla da gençliğimizi uyarmaya ve uyandırmaya devam etmektedir…

Aynı zamanda Kıbrıs Gazisi olan Şükrü Karaca Bey, açılım tartışmalarının yaşandığı bir dönemde “Dil “milli”dir, Milli dilimiz de, Türk Milletinin hayat felsefesini, yaşama gayesini, ülküsünü, mefkûresini yansıtır” diyerek; dilin devlet ve millet hayatında ki önemini bu ufuk açan yazısına yansıtmış ve benimle paylaşarak sizinle paylaşmama vesile olmuştur. Kendisine teşekkür ediyorum tüm okuyucularım adına…

Görüşmek üzere, Allah’a emanet olun…

 

 

Yorumlar (6)
Osman Aygün 4 yıl önce
Bu güzel yaziyi yazan,sayın yazara teşekkür ediyorum. Dilimizi zaten içini boşaltmışlar elimizde olanın kıymetını bilelim...
Alper Yılmaz 4 yıl önce
Bir milletin dilini bozmaya ve eskidir diye hiç kimsenin uydurukça kelime üretmeye hakkı yoktur. Türkiye'deki bütün edebiyatçıları, dil uzmanlarını göreve çağırıyorum. Türk Milletinin dilini bozmak isteyenlerle mücadeleye çağırıyorum. Bir milletin önce dilini bozmaya çalışırlar sonra kavram kargaşası yaratırlar. Dedenin dilinden anlamaz torun, isterler ki bölünsün dün ile bugün.
Aysel Güneş 4 yıl önce
Teknoloji ile birlikte dil zenginleşeceği yerde fakirleşti.Gençlerimiz günlük elli kelimeyle konuşuyor,devlet bu konuda üzerine düşeni yapacağı yerde açılım adı altında bölgesel dilleri geliştirme gayretinde.Yüz yıl sonra kimse kimseyle anlaşamayacak gibi.
Şükrü Karaca 4 yıl önce
Abdurrahman Bey, samimî alâkanıza müteşekkirim. Ben fakir de sizi tanımaktan bahtiyarım. Mesrur oldum, efendim. Saygılarımla.
Aydoğan 4 yıl önce
Köşe yazısı adeta dili kuyumcu titizliğinde anlatan bir metine dönüşmüş. Şükrü Bey dile ve tarihe çok hakim bir ifade gücü ile çok değerli bir anlatım ortaya koymuş. Sizde vesile olmuşsun teşekkür ediyorum.
ahmet karabacak 4 yıl önce
'Şimden gerü hiç gimesne divanda, dergahda, bergahda ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye'. 13. yy da dile getirmiş karamanoğlu mehmet bey bu sözü... yetinmemiş kanunlaştırmış. sebep te selçuklunun (yönetimin) farsçanın hakimiyetine kapılmalarıymış. karamanoğlu mehmet beyi arıyorum isimli bir şiir var okuyanınız varmı bilem... bir o şiiri okudum, üstüne bu yazıyı... işte dedim karamanoğlu mehmet bey olmasa da şükrü karaca bey ve onun gibiler var şükürler olsun...
banner49
Günün Anketi Tümü
Rize Şehir Hastanesinin deniz dolgusu üzerinde yapılmasını uygun buluyor musunuz?
Rize Şehir Hastanesinin deniz dolgusu üzerinde yapılmasını uygun buluyor musunuz?
26°
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 31 66
2. Trabzonspor 31 62
3. Sivasspor 31 54
4. Beşiktaş 31 53
5. Galatasaray 31 52
6. Alanyaspor 31 51
7. Fenerbahçe 31 50
8. Gaziantep FK 31 41
9. Göztepe 31 39
10. Antalyaspor 31 38
11. Kasımpaşa 31 36
12. Gençlerbirliği 31 33
13. Malatyaspor 31 32
14. Denizlispor 31 32
15. Çaykur Rizespor 31 32
16. Kayserispor 31 31
17. Konyaspor 31 30
18. Ankaragücü 31 26
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 34 92
2. Man City 34 69
3. Chelsea 34 60
4. Leicester City 34 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 34 52
7. Sheffield United 34 51
8. Arsenal 34 50
9. Tottenham 34 49
10. Burnley 34 49
11. Everton 34 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 34 43
14. Crystal Palace 34 42
15. Brighton 34 36
16. West Ham 34 31
17. Watford 34 31
18. Bournemouth 34 28
19. Aston Villa 34 27
20. Norwich City 34 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 35 76
3. Atletico Madrid 35 63
4. Sevilla 35 63
5. Villarreal 35 57
6. Getafe 35 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Valencia 35 50
9. Athletic Bilbao 35 48
10. Granada 34 47
11. Osasuna 35 45
12. Levante 35 43
13. Real Betis 35 41
14. Real Valladolid 35 39
15. Eibar 35 36
16. Celta de Vigo 35 36
17. Deportivo Alaves 34 35
18. Mallorca 35 32
19. Leganés 35 29
20. Espanyol 35 24
Namaz Vakti 10 Temmuz 2020
İmsak 02:52
Güneş 04:48
Öğle 12:28
İkindi 16:27
Akşam 19:59
Yatsı 21:46