Mesut Yılmaz'a Vefa Borcumuz Var

YeniBirlik gazetesi yazarı Musa ALİOĞLU'nun kaleminden...

BÖLGESEL 12.11.2020, 10:18
225
Mesut Yılmaz'a Vefa Borcumuz Var

Türkiye 12 Eylül askeri darbesini geride bırakıp normalleşmeye başlayınca 1983 yılında üç siyasi partiye izin verildi.

Vefa, milletin tarlasıdır (Voltaire)

Türkiye 12 Eylül askeri darbesini geride bırakıp normalleşmeye başlayınca 1983 yılında üç siyasi partiye izin verildi.

Kuruluşuna kerhen izin verilen Anavatan Partisi’nin lideri Turgut Özal Anadolu’yu adım adım gezerken Trabzon’a da geldi. Özal, daha önce pavyon olan binadaki ANAP İl Merkezi’ne gelince, Karadeniz Gazetesi adına sorduğum soruyu, “İthal ikamesi” dersine çevirip, tam 25 dakika beni sorduğuma pişman etmişti. Bina dışında çıktığımda ince bıyıklı, iyi giyimli bir adam, binek bir aracın bagajından Emin Çölaşan’ın “24 Ocak Kararları” kitabını dağıtıyordu. “Bana da bir kitap verir misiniz?” dedim. Tok bir sesle “Teşkilattan mısınız?” diye sordu. “Hayır, gazeteciyim” deyince kitaptan bana da bir tane verdi. İlk kez orada gördüğüm bu adamın kim olduğunu, ne iş yaptığını partililere sorunca şunları söylediler. “Aslen Rizeli. İstanbul’da zengin bir aile çocuğuymuş, Avrupa’da okumuş ve partinin propaganda işine bakıyormuş. Adı da Mesut Yılmaz’mış.” İlginç geldi.

Aradan bir süre geçti, seçim faaliyetleri yoğunluk kazandı. Bir gün “Ankara’dan Mesut Yılmaz arıyor” dediler. Mikrofonik sesiyle partisinin ilanlarının gazetede yayını konusunu görüştük ve gıyaben de olsa tanıştık. İlk yüz yüze karşılaşmamız seçim için Rize’ye gelişi nedeniyle oldu. Soğuk gibi görünen, ama sıcak gülen bu genç adam için memleketindeki siyaset ağalarının “Boşuna gelmesin, buradan oy moy alamaz” dediğini bildiğim için ne olacağını doğrusu ben de çok merak ediyordum. Gün geldi seçim yapıldı ve Özal’ın ANAP’ı tüm Türkiye’de olduğu gibi, Rize’de de ezici üstünlük sağladı.

O genç adam milletvekili olmuş, kibirli siyaset bezirganlarını yere sermişti.

Başarısında, Demokrat Partili olan ve Yassıada’da yargılanan amcası İzzet Akçal’ın da büyük bir katkısı vardı tabii. Bir sohbetimizde “Ailem ‘Ailemize bir kurban yeter’ düşüncesiyle kardeşim Turgut’u ticarete, beni de siyasete hazırladı” diyen Yılmaz’ın iyi bir hatip değilse de, çok başarılı bir müzakereci olduğunu İstanbul Erkek Lisesi’nden devre arkadaşı ve rakibi Rutkay Aziz’in televizyonda anlattığını hatırlıyorum.

1985’ın son günleriydi. Mesut Bey karlı bir günde Trabzon Havalimanı’na indi. Partisinin Rize İl Kongresi vardı, beni de oraya davet etti. Kabul ettim ve gittim.

Orada bana, yayın sorumlusu olduğum gazetemizle ilgili bazı sorular sordu.

Birkaç ay sonra Dışişleri Bakanlığı’ndan arandım. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün bir düzenlemesi ile lisan ve mesleki eğitim için Londra’ya gideceğim söylendi. Aralarında mesleği halen daha sürdüren Şeref Oğuz, Vahap Munyar, Faruk Bildirici, Orhan Uğuroğlu ve 12 gazeteci arkadaşımızla Londra’ya gitmeden Mesut Bey bizleri kabul etti ve görevimizde başarılar diledi. Gazeteci Osman Ataman “Mesut Yılmaz” başlıklı son yazısında konuyu şöyle dile getirdi:

“Basından Sorumlu Devlet Bakanı olduğunda, yazarı olduğum Karadeniz Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürü Musa Alioğlu’nu da ‘İngilizce öğrenimi için 6 aylığına Londra’ya gönderdiğinde, bunu bölgesine ağırlık vermesinin bir işareti olarak gördüm.” Bence de tam öyleydi.

Mesut Bey’le yolumuz Trabzonlu olan gazeteci arkadaşım Osman Ataman’ın

“Konuşan Türkiye” kampanyası ile bir başka konuyla ilgili olarak tekrar kesişti. Arkadaşlarıyla ‘Radyomu istiyorum” sloganıyla ülkeyi ayağa kaldıran Osman o günleri bu yazısında şöyle anlatıyordu:

“1994 Mayıs ayıydı. Anayasa değişmiş, Radyo TV Yasası çıkmış ve de partilerin adayları ile Radyo Televizyon Yüksek Kurul üyeleri seçilecekti. Benim Başkanı olduğum Radyo Televizyon Yayıncıları Birliği (Genel Sekreteri de Fatih Altaylı) olarak lobi yaparak kendi adaylarımızı seçtirme arzusundaydık. Her partiye, onlara da uyacak profilde kişiler öneriyorduk. (...)

Anavatan Partisi’ne de aday olarak Trabzonlu gazeteci Musa Alioğlu’nu önermek için Yönetim Kurulumuzdan karar çıkarttım. Musa, arkadaşımdı.

Fakat liyakati ve nitelikleri her açıdan çok uygundu. Gazeteci idi, Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şube Başkanıydı ve Hürriyet’te de o sırada etkin görevde idi. Önemlisi, Mesut Bey’in de sevdiği ve güvendiği bir kişiydi. Randevu aldık ve gittik. (...)

Mesut Bey, Musa’nın adını duyunca “Memnun oldum, ancak ben doğrudan Hürriyet’te çalışan birini önermem. Grupta oylama yapılacak, çalışın” dedi.

Musa, bu detayı o denli önemsemedi.

Sadece birkaç telefonla oy istedi. Ankara’ya dahi gelmedi. Ercan San 1 oy farkla Musa’nın önünde çıktı (32 – 31 )”

Osman beni arayıp da “Seni RTÜK için aday gösteriyoruz” deyince ben de bu işin nasıl olacağını hiç bilmiyordum.

Adımın aday olarak başta Hürriyet olmak üzere bazı gazetelerde çıkması üzerine “Kendisine rağmen asla aday olmayacağımı” söylemek için Mesut Bey’le buluştum. Gazete haberlerini hatırlattım. “Sizin onayınız olmadan aday olmam” dedim. “Çalış” dedi ve vedalaşıp ayrıldık. 20’yi aşkın ANAP milletvekiliyle konuşup, oy istedim. Oylama ANAP Meclis Gurubu’nda yapılsaydı kazanacaktım, nedense son anda bu seçim Başkanlık Divanı’nda yapılınca ağır toplar, ağır bastı ve ben seçimi kaybettim. Osman’ın da teyit ettiği gibi sonradan anladık ki, Oltan Sungurlu, teyzesinin oğlu eski TRT’ci Ercan San’ı RTÜK üyesi yapmak için, parti içindeki ağırlığını kullanıp beni saf dışı ettirmişti. Siyaset bu demekti.

Bu konu da böylece kapandı ve bitti.

3 Kasım 2002'deki genel seçimlerde, koalisyon ortağı üç partiden hiçbiri barajı geçemedi ve parlamentoya giremedi. Mesut Yılmaz, ANAP Genel Başkanlığı’ndan istifa ederek, aktif siyasi hayata tam beş yıl ara verdi.

2007 genel seçimlerinde yine Rize'den bağımsız milletvekili seçildi. Kimilerine göre yeniden ve bağımsız adaylığı, hakkındaki Meclis soruşturmaları ve Yüce Divan'a gönderilmesine bir yanıttı.

Meclis'te kürsüye çıkarak kendisiyle ilgili ihale yolsuzluğu iddialarına şöyle yanıt verdi: “1,5 sene başbakanlık yapıp, 3,5 sene denetlenen tek insan benim.

Benim hakkımda denetlenmedik dosya bırakmadınız. Hepinize teşekkür ediyorum. Sonuçta yine ben buradayım”.

Bu dönemde Mesut Bey’le senelerce bir temasım olmadı. Bağımsız milletvekilliği sona erince siyasi yaşamını, 2009'da ANAP-DYP birleşmesi ile oluşan Demokrat Parti'de, 2011'de noktaladı. Sonraları Almanya ve Avusturya’da bazı üniversitelerde konferanslar verdi, 15 Temmuz’u anlatıp ülkemizi savundu.

Hayatının dönüp noktası olan, oğlunun vefatından sonra Beykoz Konakları’na taziyeye gittiğimde, tanıdığım Mesut Bey gitmiş, saçları ağarmış yaşı kemale ermiş bir Mesut Bey Yılmaz görmüştüm.

O görüşmemizin son olacağını nereden bilebilirdim ki. Ama, evladını kaybeden bir babanın yaşayacağı ızdırabı ancak yaşayan bilebilirdi. YeniBirlik Gazetesi Sahibi Gazeteci Avni Özgürel’in dediği gibi “Mesut Yılmaz, oğlunu kaybettiği gün öldü”. Ölümüyle, Berna Hanım eşini, Hasan babacığını, Turgut Bey ağabeyini ben değerli bir büyüğümü, ama Türkiye önemli ve kaliteli bir devlet adamını Rize ise onurlu bir evladını kaybetmiş oldu.

Ben Mesut Bey’e olan vefa borcumu ancak bir Fatiha okuyarak ödeyebilirim.

Ama Türkiye’nin Mesut Yılmaz’a vefa borcu var. “Dağ başına havalimanı yaparak devleti zarara uğrattı” denilen Yılmaz’ın “Yapılsın” diyerek siyasi risk aldığı Sabiha Gökçen Havalimanı artık Avrupa’nın en büyük havalimanlarından biri olarak ülkemize döviz kazandırıyor. Rizelilerin de ona bir vefa borcu var. Bu borcu, Rize-Artvin Havalimanı’na adını vererek Menderes, Melen, Demirel gibi o da bir başbakan olarak memleketindeki havalimanında ebediyen yaşatılmalılar.

Başın sağ olsun Türkiye’m...

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 37 71
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 37 49
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 37 45
14. Aston Villa 37 45
15. Southampton 37 40
16. Everton 37 39
17. Burnley 37 35
18. Leeds United 37 35
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Elche 37 39
15. Getafe 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31
Namaz Vakti 20 Mayıs 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Günün Anketi Tümü
Çaykur Rizespor'un Tahir Kıran yönetimindeki performansını nasıl buluyorsunuz?
Çaykur Rizespor'un Tahir Kıran yönetimindeki performansını nasıl buluyorsunuz?