Çok geriye gitmeye gerek yok. Havaalanında Avrupa Birliği’ne girmemizi havai fişeklerle kutlayan coşkulu kalabalıkları gördük.
Girememiştik “Hıristiyanların kulübüne” farkında değildik.
Davos anısı hafızamızda taze. Vatan millet Sakarya döküldük yollara yine… ve yine patlattık havai fişekleri…
Farkında değildik yine.
Tv kumandasının tuşlarına basmak kadar rahat bir hayatın içerisinde sanıyoruz kendimiz ama farkında değildik;
Çukurova’da pamuk, Rize’mde altın yaprağım para etmiyor artık. Gençlerimiz asgari ücretlere hayal dahi kuramıyor maalesef büyük şehirlerde! Ve ne yazık ki geleceğe dair bu ümitlere kredi kartı dahi 6 taksit yapmıyor. Çünkü ödenemeyen kartların dolu limitleri…
Anadolu’dan eğitim veya iş imkânları için yuvalarını terk eden gençlerin geleceği karanlık. Öyle ki artık torpilde işe yaramıyor, çünkü herkes kaygıları nedeniyle düşüncelerini feda etmiş durumda. Bu durumda olan bir kitle ile karşı karşıya iken, herkesin torpil için yanmaya hazır barut olduğunu düşünürseniz, işi zor gençlerimizin.
Nankör olmanın da âlemi yok tabii. Önceki dönemlerdeki iktidar sahiplerinin ülkeyi nasıl yönettiğinde farkında bu gençlik ve sekiz senede nasıl ilerlemeler kaydedildiğinin de…
Bize düşen yine hamdolsun demek fakat bugünlerde IMF ile pazarlık öncesi, yiğitlerimizin aslında ne durumlarda olduğunu hatırlatayım istedim…
Dünü düşünüp, bugunü geleceğe vurursak;·Yiğit muhtaç kuru soğana, bilmem ağlasak mı ağlamasak mı?