Fransa, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ekonomik reformları ve kemer sıkma politikalarına karşı ülke genelinde patlak veren protestolarla sarsıldı. "Bloquons Tout" yani "Her Şeyi Durdur" sloganıyla sosyal medyada organize edilen eylemler, Fransa sokaklarını felç etti. Binlerce kişi, yolları kapatarak barikatlar kurdu ve polisle çatıştı. Protestoların ilk saatlerinde yaklaşık 200 kişi gözaltına alındı. Başbakan Sébastien Lecornu’nun göreve başlaması öncesinde yaşanan bu kriz, Macron’un liderliğini bir kez daha sorgulamaya açtı.
Hükümet Krizi ve Protesto Dalgası
Protestolar, Başbakan François Bayrou’nun hükümetinin parlamentoda güvenoyu kaybetmesiyle başladı. Bayrou hükümeti, Fransa'nın rekor seviyedeki kamu borcunu düşürmek için iki ulusal tatil gününü kaldırmayı içeren tasarruf tedbirleri önermişti. Bu karar, özellikle sol kesimler ve sendikalar tarafından büyük tepkiyle karşılandı. "Halkı fakirleştiriyor" şeklinde eleştirilen bu tasarruf önlemleri, Macron’un popülerliğini iyice sarstı. Bayrou'nun yerine ise eski Savunma Bakanı ve Macron’un yakın müttefiki Sébastien Lecornu atandı. Ancak bu atama da muhalefeti daha da kızdırdı.
Eylemler, yaz boyunca Telegram ve sosyal medya gruplarında büyüyen "Bloquons Tout" hareketi tarafından organize edildi. Katılımcılar, artan enflasyon, işsizlik ve ekonomik adaletsizliklere karşı seslerini duyurduklarını belirtiyor. Göstericiler, "Macron istifa" ve "Para maaşlara, savaşa değil" gibi sloganlarla ülke genelinde büyük protestolar düzenliyor. İki büyük sendika (CGT ve CFDT) da bu hareketi destekliyor. 18 Eylül’de daha geniş çaplı grevlerin yapılması planlanıyor.
Sokaklardaki Gerginlik Paris'ten Marsilya'ya Çatışmalar
Protestolar, başkent Paris’te sabah saatlerinde yoğunlaştı. Gare du Nord önünde toplanan yüzlerce gösterici, polisle çatışmaya girdi. Paris polisi, 132 kişiyi gözaltına alırken, göstericiler yolları kapatıp çöp konteynerlerini devirdi ve küçük yangınlar çıkardı. Paris'teki protestolar sırasında biber gazı ve cop kullanıldı.
Marsilya’da ise binlerce kişi, "Macron istifa" sloganlarıyla yürüdü. Göstericiler, ana yolları çöp kutularıyla kapatarak ateşe verdi. Montpellier'de tramvay yolları barikatlarla tıkandı. Rennes’te bir otobüs yakıldı, güneyde ise elektrik hattına zarar verilmesi nedeniyle tren seferleri aksadı. Lyon'da ise üniversite önlerinde barikatlar kuruldu. Öğrenciler, "Sarı Yelekliler hareketini kaçırdık ama şimdi kemer sıkmaya karşı durmalıyız" diyerek protestolara katıldı.
İçişleri Bakanlığı, ülke genelinde 80 bin polis görevlendirildiğini açıkladı. Bakan Bruno Retailleau, protestocuları "isyan iklimi yaratmakla" suçladı, ancak eylemlerin, Sarı Yelekliler hareketi veya emeklilik reformu protestoları kadar şiddetli olmadığını belirtti. Yine de, Fransa'nın ekonomik başkenti Paris’te ulaşım ve iş dünyası sekteye uğradı.
Macron’un Zor Dönemi ve Gelecek Belirsizliği
Macron, 2017’den bu yana beşinci başbakan değişikliğini yaşıyor. 2022’de yeniden seçilmesinin ardından emeklilik reformu, polis şiddeti sonucu ölen bir gencin ardından yaşanan isyanlar ve bütçe açığını yönetme baskısı, Macron’un siyasi geleceğini zorluyor. Muhalif sol lider Jean-Luc Mélenchon, Macron’u "parlamentoyu hiçe saymakla" eleştirirken, erken seçim çağrısı yaptı. Sağ kesimler ise Lecornu’nun atanmasını "merkeziyetçi bir darbe" olarak gördü.
Protestocular, taleplerini net bir şekilde dile getirdi. Kamu borcunun vergilerle değil, zenginlerden alınacak ek vergilerle kapatılması, sosyal harcamaların artırılması ve Macron’un istifası talep ediliyor. Hareketin lideri olmayan ve tabandan gelen yapısı, yetkilileri zorluyor. Uzmanlar, bu eylemlerin Fransa’da yeni bir sosyal kriz dalgası yaratabileceği uyarısını yapıyor.




