ANAP kurban edildi

Yılmaz, 'Askeri vesayet cemaatle hükümetin yaptığı yasadışı işbirliği sayesinde kalktı' dedi.

RÖPORTAJ 04.10.2016, 08:27 29.04.2020, 23:19
4415
ANAP kurban edildi

15 Temmuz’dan bu yana Fethullah Gülen cemaati ve darbe girişimini dünyaya anlatmak için gönüllü roller üstlenen eski Başbakan Mesut Yılmaz, Yüce Divan’da yargılandığı iki yılı hatırlatarak, "O sürenin altı ayı da mahkemeye bilinmeyen kişilerce gönderilen bir Arap Bankası’nın antetli kâğıdına sahte mühürle hazırlanan bir dekontun doğruluğunun araştırılmasıyla geçti. Bankanın bu dekontun kendilerine ait olmadığına, yani sahte olduğuna ilişkin resmi yazısının ulaşması altı ay sürdü. Şimdi geriye bakınca bunun pekâlâ FETÖ imalatı olabileceğini düşünüyorum" dedi.

Yılmaz, askeri vesayetin AKP iktidarından ortadan kalktığı görüşünü dile getirerek, "Bizim dönemimizde de asker hep siyasete şüpheyle bakmıştır, belli alanları kendi domain’i olarak görmüştür. Bu nedenle de AB tarafından bakıldığında Türkiye bütün kriterleri yerine getirse de siyasi otoritenin tam egemen olmadığı bir demokrasiydi. Bu resim şu anda kalkmıştır. Bunun kalkması Gülen cemaati ile hükümetin yaptığı yasadışı işbirliği sayesinde olmuştur" ifadesini kullandı.

Hürriyet"ten Cansu Çamlıbel"in sorularını yanıtlayan (4 Ekim 2016) Mesut Yılmaz"ın açıklamalarının ikinci bölümünden bazı kısımlar şöyle: 

- Size göre Anavatan Partisi neden başarısız oldu ve bir aktör 2000’lerde siyasette tutunamadı?

ANAP’ın Türkiye’ye en büyük katkısı ülkeyi dünyaya açmaktı. Bu da büyük bir sosyal değişimi beraberinde getirdi. Ama ne zaman ki eski siyasi anlayışlar siyaset sahnesine geri döndü ve siyasetin gündemi yeniden eski kısır çekişmelere odaklandı, Anavatan felsefesi toplumun gözünde geri plana düştü. Bakın, biz 1989 belediye seçimlerinden üçüncü parti olarak çıktık. Oysa biz Türkiye’de bir belediyecilik devrimini gerçekleştirdik, büyükşehir belediyelerini kurduk, belediyelere bakanlık bütçelerini aşan kaynaklar sağladık. Bize seçim kaybettiren icraatımız değildi. Hakkımızda ortaya atılan ve asılsız oldukları daha sonra bağımsız yargı kararlarıyla da tescil edilen yolsuzluk iddialarıydı. Bunda da maalesef medyanın büyük rolü oldu. ANAP’ın Türkiye için doğru ve geçerli olan felsefesi ve icraat anlayışı yalan dolan iddialara ve suçlamalara kurban edildi. Ama bütün bunları bizzat yaşamış birisi olarak gene de basının tam özgür olmasından yanayım.

- Yüce Divan’da yargılanan ikinci Türkiye Cumhuriyeti başbakanısınız. ‘90’lı yıllarda Anavatan Partisi’nin toplumdaki karşılığını bitiren bu yolsuzluk iddialarıydı’ diyorsunuz. 17 Aralık 2013’te de mevcut iktidar partisinin bakanlarının istifasıyla sonuçlanan bazı yolsuzluk iddiaları gündeme geldi. Ama bunun seçim süreçlerinde bir karşılığı olmadığını gördük. Türkiye seçmeninin algısı açısından 20 senede ne değişti ki iki benzer olay farklı sonuç verdi?

Birincisi bu iddiaları bir yargıç titizliğiyle araştırmadan manşetlere taşıyan medya güvenilirliğini yitirdi. Basın tiraj kaybetti. Yargı süreçleri sonunda bunların büyük çoğunluğuyla doğru olmadığını ve siyasetin elinde bir silah haline geldiğini gören toplum da bu konudaki hassasiyetini kaybetti.

"Gönüllü yargılanmanın
Türkiye"de bir anlam taşımadığını gördüm"

- Siz yolsuzluk süreçlerinde yüce divanı yaşamış bir siyasetçi olarak AK Partili siyasetçilerin Yüce Divan’a gitmemesini nasıl değerlendirdiniz?

Ben onlar adına bir şey söyleyemem. Ama ben onların yerinde olsam gönüllü giderdim. Çıkar Meclis’e rica ederdim. Oysa Türkiye’de bu jestlerin hiçbir anlam taşımadığına, hiçbir siyasi katkı getirmediğine şahit oldum.

- Bu söylediğiniz toplumsal ve siyasi değerler açısından çok umut kırıcı bir tespit değil mi?

Ben yaşadıklarımı anlatıyorum. Bu da uzun bir filmin küçük bir karesidir. Aynı karenin içinde seçimden önce PKK’dan daha tehlikeli ilan ettiği partiyle seçimden sonra Yüce Divan’a gitmemek için ortaklık yapan siyasetçiler de var. Biraz geriye giderseniz siyasi polemikler yüzünden idam sehpasına gönderilen başbakan, bakanlar var. Cumhurbaşkanlığı silah tehdidiyle engellenen kişiler var. Tabii geçmişte bunlar yaşandı, gelecekte yine yaşanacak diye bir kural yok. Ama Türkiye’de siyasete soyunanların bu riskleri de hesaba katmaları gerekir. Ayrıca unutmayın ki, ben Meclis’te çoğunluğu olmayan bir hükümet tecrübesi yaşadım. Yüce Divan’da yargılanmam bana iki seneye mal oldu. O sürenin altı ayı da mahkemeye bilinmeyen kişilerce gönderilen bir Arap Bankası’nın antetli kâğıdına sahte mühürle hazırlanan bir dekontun doğruluğunun araştırılmasıyla geçti. Bankanın bu dekontun kendilerine ait olmadığına, yani sahte olduğuna ilişkin resmi yazısının ulaşması altı ay sürdü. Şimdi geriye bakınca bunun pekâlâ FETÖ imalatı olabileceğini düşünüyorum

"Sahte dekontun FETÖ imalatı
olduğunu düşünüyorum"

- O belgenin neden Gülen teşkilatının imalatı olduğunu düşünüyorsunuz? Siyasette eski gücünüzde olmadığınız bir dönemde sizi neden hedef alsınlar? 

Çünkü böyle muhteşem bir sahtekârlığın ancak çok geniş kolları olan bir örgüt tarafından yapılabileceğine inanıyorum. Belki de MİT içindeki uzantılarının işidir. İntikam duygusuyla da olabilir, benim yeniden siyasete girmemi engellemek için de olabilir. Çünkü zannediyorum o dönemde onlara hiçbir himmette bulunmayan ender siyasetçilerden birisiydim.

- Bundan sonra Türkiye açısından gelişmeler ne yönde olur?

Bana göre bu darbe teşebbüsü Türkiye için hayırlı olmuştur. Maalesef masum çok insan öldü, maalesef Türkiye’nin dünyadaki imajına zarar verildi. Ama bu darbe Türkiye’nin AB süreci açısından büyük bir fırsat olabilir. 1999 yılında biz Helsinki’de AB’ye üyelik için adaylık statüsü aldık. Ecevit başbakanlığında üçlü hükümet zamanında –2002’de baraj altında kalan 3 partinin kurduğu koalisyonla- AB kriterlerine uygunluğu sağlayacak olan III. paketi Meclis’ten geçirdik. Bütün bu kriterleri yerine getirdikten sonra bir görüşmede Alman Başbakanı Schröder bana ‘Kohl ile kavganızı yakın olarak takip ettim. Kohl benim siyasi rakibim. Ama dürüstçe söylemek gerekirse Kohl’ün Türkiye’nin AB’ye hazır olmadığını söylerken kastettiği mesele sizin anladığınız gibi değil. Sizin söylediğiniz gibi Türkiye’nin Müslüman bir ülke olması değil. Onun asıl karşı çıktığı legitimacy (meşruiyet). Yani Türkiye’deTSK’nın hükümete ortak olduğunu ve hükümetin onların onayını almadan birçok konuda icraat yapamadığını kastediyor’ dedi.

- Hak verdiniz mi o dönem için bu tespite?

Ben kendi başbakanlığım döneminde zaman zaman komutanlarla gerilimler yaşadım. Genelkurmay bana karşı açıklamalar yaptı, kavga ettim falan. Fakat karar almakta askerlere danışmayı, onların onayını almayı hiç düşünmedim. Ben onların hissiyatını dikkate almaya çalıştım ama kararları hep siyasi zeminde aldım. MGK’da da hep cumhurbaşkanını yanımıza çekerek kararı biz empoze ettik.

- Ama 28 Şubat’ta öyle olmadı.

28 Şubat döneminde Genelkurmay’da irtica konusunda brifing yapıp, o brifinge eğerYargıtay, Sayıştay, Danıştay mensuplarını getirir, hepsini ayağa kaldırıp komutanlara alkışlatırsan dışardan bakana onun demokrasi olduğuna inandıramazsın. Nitekim adamların hiçbiri inanmadı. Hakikaten gerçekte o kadar etkin değillerdi. Katiyen değillerdi. Ara sıra çıkış yaparlardı ama ona rağmen siyasi iradeyle onları aşmak her zaman mümkündü. Zannediyor musunuz ki ölüm cezasının kalkmasına onlar rıza gösterdiler? Zannediyor musunuz ki Kürtçe televizyona rıza gösteriler? Onlar 30 Ağustos’ta kim terfi edecek derdine düşmüştü. Ben 3 Ağustos’ta Meclis’ten geçirdim paketi. Mesele bu. Ama Batılılar Türkiye’de hükümetlerin orduya danışmadan karar alamayacağı tezini bir gerçek olarak kabul ederek...

- Bu Türkiye’nin siyasi gerçeği değil miydi?

Yarım gerçekti.

"Askeri vesayet cemaatle hükümetin
yaptığı yasadışı işbirliği sayesinde kalktı"

- Siz belli konularda asker vesayetini baypas edecek formüller bulmuş olabilirsiniz. O halde Türkiye’de askerle çatışarak iktidarda kalmayı başarmış siyasetçi sayısı verirken neden zorlamıyoruz? Tayyip Erdoğan bu tablo içinde Türkiye’de askeri vesayeti biz bitirdik derken haklı mı?

Haklı. Bizim dönemimizde Silahlı Kuvvetler eğer kendi hassasiyetlerine aykırı gelişmeler olmuşsa siyasete müdahil olma eğiliminde olmuştur. 28 Şubat bunun tipik örneğidir. Yanlış işler yapmışlardır. Türkiye’ye gelen yabancı başbakanlar muhataplarını ziyaret ettikten sonra Genelkurmay başkanını ziyaret ederlerdi. NATO’da savunma bakanları konseyi elips bir masa düzeninde oturur; ön sırada her ülkenin savunma bakanı oturur arkaya da genelkurmay başkanları. Bir tek Türkiye ikisini yan yana oturturdu yakın zamana kadar. Bunlar darbe artığı uygulamalardı. Bizim dönemimizde de asker hep siyasete şüpheyle bakmıştır, belli alanları kendi domain’i olarak görmüştür. Bu nedenle de AB tarafından bakıldığında Türkiye bütün kriterleri yerine getirse de siyasi otoritenin tam egemen olmadığı bir demokrasiydi. Bu resim şu anda kalkmıştır. Bunun kalkması Gülen cemaati ile hükümetin yaptığı yasadışı işbirliği sayesinde olmuştur. Böyle bir demokraside yaşıyoruz. Yasal yollardan kendi eksiklerini gidermenin, kendi yanlışlarını düzeltmenin, hatta kendisine kurulan tuzaklara karşı koymanın bile imkân olmadığı bir ülkede yaşıyoruz.

 

 

banner43
Yorumlar (0)
banner49
Günün Anketi Tümü
Rize Şehir Hastanesinin deniz dolgusu üzerinde yapılmasını uygun buluyor musunuz?
Rize Şehir Hastanesinin deniz dolgusu üzerinde yapılmasını uygun buluyor musunuz?
27°
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 30 63
2. Trabzonspor 30 61
3. Sivasspor 30 54
4. Galatasaray 30 52
5. Beşiktaş 30 50
6. Fenerbahçe 30 49
7. Alanyaspor 30 48
8. Göztepe 30 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 30 37
11. Kasımpaşa 30 36
12. Gençlerbirliği 30 32
13. Denizlispor 30 32
14. Kayserispor 30 31
15. Konyaspor 30 30
16. Malatyaspor 30 29
17. Çaykur Rizespor 30 29
18. Ankaragücü 30 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 33 89
2. Man City 33 66
3. Leicester City 33 58
4. Chelsea 33 57
5. M. United 33 55
6. Wolverhampton 33 52
7. Arsenal 33 49
8. Sheffield United 33 48
9. Burnley 33 46
10. Tottenham 32 45
11. Everton 32 44
12. Newcastle 33 43
13. Southampton 33 43
14. Crystal Palace 33 42
15. Brighton 33 36
16. West Ham 33 31
17. Watford 33 28
18. Aston Villa 33 27
19. Bournemouth 33 27
20. Norwich City 33 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 34 73
3. Atletico Madrid 34 62
4. Sevilla 33 57
5. Villarreal 34 54
6. Getafe 34 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Athletic Bilbao 34 48
9. Valencia 34 47
10. Granada 34 47
11. Osasuna 34 45
12. Levante 34 43
13. Real Valladolid 34 39
14. Real Betis 34 38
15. Deportivo Alaves 34 35
16. Eibar 33 35
17. Celta de Vigo 34 35
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 34 28
20. Espanyol 34 24
Namaz Vakti 08 Temmuz 2020
İmsak 02:50
Güneş 04:47
Öğle 12:28
İkindi 16:27
Akşam 19:59
Yatsı 21:48