Rize belediyesi iki aydır işçiye maaş vermemekte. 29 Mart yerel seçimleri sonrasında işçiden oy alamadığını bahane eden Rize belediye başkanı Halil Bakirci nin 2 aydır işçiye maaş vermemesi Rize de gündem konusu oldu. Birçoğu kirada oturan, bakkal ve marketlerden alış veriş eden işçi ve memurların belediyeden olan alacaklarını alamamaları üzerine evlerinde ekmek dahi alamadıkları, kira borçlarını ödeyemedikleri söyleniyor. Belediye işçilerinin arkasında olan Hizmet iş sendikası şube başkanının da başkan Halil Bakirci nin yakını olması nedeniyle sesini çıkartmadığı belirtilmekte. Adeta işçi ve memuru kendisine oy vermedikleri gerekçesi ile cezalandıran belediye başkanının bazı yerlerde “ Bana oy vermediler, onlara 3 ay maaş yok” dediği öğrenildi.
Sayın başkanın unuttuğu bir şey var,, Bu ülkede demokrasi varsa her isteyen istediği yere oyunu kullanmakta serbesttir. Hiç kimse zincire vurularak oy kullandırılamaz. Halk kimi seviyorsa, kimden iyi hizmet alacağını sanıyorsa onun yanında olur. 2004 yerel seçimlerinde sayın başkan hiç tanınmadığı halde belediye başkanlığını kazandı. Halk o seçimde Sayın Bakirci ya destek vererek hizmet istedi. Bazı çalışmaları takdirle karşılanan belediye başkanının tek suçu ise halkla olan ilişkilerde kabadayı tavırlar takınması. Bu tavırlar yüzünden bazı kesimlerin desteğini alamayan Bakirci kendi çalışanının da bir bölümünün desteğini alamadı.29 Mart yerel seçimleri sonucunda Rize belediye başkanı Halil Bakirci kazandığında belediye otobüsünün üzerinde yaptığı konuşmada” Seçimler geride kaldı. Artık oy veren de vermeyeninde başkanıyım. Hizmetlerime daha iyi bir şekilde devam edeceğim, verdiğim sözlerin arkasındayım” demişti. Her halde Sayın Bakirci bu sözleri seçim kazanma heyecanı ile söyledi. Siyasetçi kimseye kin tutmaz, kavgalı olduğu kişilere daha yakın olur. Hele hizmet makamında ise bu daha da farklı olmalı.
Sayın başkanın unuttuğu bir şey var,, Bu ülkede demokrasi varsa her isteyen istediği yere oyunu kullanmakta serbesttir. Hiç kimse zincire vurularak oy kullandırılamaz. Halk kimi seviyorsa, kimden iyi hizmet alacağını sanıyorsa onun yanında olur. 2004 yerel seçimlerinde sayın başkan hiç tanınmadığı halde belediye başkanlığını kazandı. Halk o seçimde Sayın Bakirci ya destek vererek hizmet istedi. Bazı çalışmaları takdirle karşılanan belediye başkanının tek suçu ise halkla olan ilişkilerde kabadayı tavırlar takınması. Bu tavırlar yüzünden bazı kesimlerin desteğini alamayan Bakirci kendi çalışanının da bir bölümünün desteğini alamadı.29 Mart yerel seçimleri sonucunda Rize belediye başkanı Halil Bakirci kazandığında belediye otobüsünün üzerinde yaptığı konuşmada” Seçimler geride kaldı. Artık oy veren de vermeyeninde başkanıyım. Hizmetlerime daha iyi bir şekilde devam edeceğim, verdiğim sözlerin arkasındayım” demişti. Her halde Sayın Bakirci bu sözleri seçim kazanma heyecanı ile söyledi. Siyasetçi kimseye kin tutmaz, kavgalı olduğu kişilere daha yakın olur. Hele hizmet makamında ise bu daha da farklı olmalı.
Ah Şu Kayaların Dilleri Olsa
Rize deniz dolgusu ile 40 yılda 2 milyon hektar alan kazandı. Bu kazanımdan Ekrem Orhon Mahallesi tamamen oluşurken kısmen, Piriçelebi, Camiönü, Müftü, İslampaşa ve Fener mahallelerinin belli bölümleri dolgu üzerinde yer aldı. Yapılan dolgu ile Mesut Yılmaz parkı ve sahil parkı oluştu. Tabii ki bu alanların oluşması ile Deniz tahribatının engellenmesi için kayalarla denizin önünde bentler yapıldı. Bu bentler şimdi Fuhuş sektörü için kullanılan alanlar oldu. Halk bundan rahatsız, deniz kenarlarında oluşturulan kayalıkların arasında hele havaların sıcak olması ile birlikte kayaların arasında lise hatta orta öğretim öğrencilerinin de aralarında olduğu gençler buluşmakta. Küçük yaşta kız ver erkeklerin buluşma yeri olan kayalıklar sahil boyu eşleri ile gezen insanları uygunsuz görüntüler görmeye zorlamakta. Bu konuda gerek eğitim camiasının, gerekse Rize emniyet müdürlüğünün bazı tedbirler alması gerekiyor. Havaların ısınması ile birlikte kayalıklar da ısınmaya başladı. Bazı esnafların bizleri arayarak bu konunun üzerine durulmasını istemesi artan kayalık fuhuş unun had safhada olduğunu göstermekte. Bu konuda sadece milli eğitim ve Polis e iş düşmediği gibi ailelerin de çocuklarına sahip çıkması gerekiyor.