Hayatımıza yön veren İslâm’ın en önemli ibadetlerinden ve en güçlü mihenk taşlarından biri namazdır. Bu hakikat Kur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde ifade edilmektedir: “Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Kuşkusuz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak en büyük iştir. Allah yaptıklarınızı bilir.” Allah Rasûlü de (sav) namazı, yalnızca bir ibadet olarak değil, kalbin huzur bulduğu, ruhun inşirah duyduğu bir sığınak olarak tarif etmiştir. O’nun, “namaz gözümün nurudur” hadis-i şerifi, bu gerçeği en veciz şekilde ifade etmektedir. Namaz, insanın Rabbi ile doğrudan buluştuğu, bütün dertlerini ve sevinçlerini ilahî huzura taşıdığı andır.

Bakan Uraloğlu: 15 Temmuz gecesini 'aziz milletimizin zaferi' olarak tanımlıyorum
Bakan Uraloğlu: 15 Temmuz gecesini 'aziz milletimizin zaferi' olarak tanımlıyorum
İçeriği Görüntüle

Bununla birlikte namaz, sadece bireysel bir ibadet değil aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve birlik şuurunun da kaynağıdır. Bu yüzden Hz. Peygamber (sav) namazı, “dinin direği” olarak nitelendirmiştir. Nasıl ki direği olmayan bir bina ayakta duramaz, namazsız bir din anlayışı da sağlam bir zemine oturamaz. Müslüman’ın hayatında namaz, sadece günde beş vakit yapılan bir görev değil; onun ahlakını, karakterini, hayat düzenini belirleyen ana omurgadır.

Bu yönüyle namaz, câmi ile bütünleştiğinde daha farklı bir anlam kazanır. Câmi, yalnızca taş ve harçtan ibaret bir yapı değildir; o müminlerin kalplerini birbirine bağlayan bir gönül mekânıdır. Allah Rasûlü’nün (sav) fem-i muhsininden dökülen şu hadîs-i şerif bu durumu ne güzel de özetler: “Bir kişinin devamlı câmiye gittiğini görürseniz, onun imanına şahitlik edin.” Çünkü câmiyle bağı kopmayan bir mümin, hem Allah’a olan bağlılığını hem de cemaatle olan gönül bağını diri tutar. Kişinin câmiye giderken attığı her adım aslında, Yüce Rabbine yaklaşmak için atılan bir adımı temsil eder.

Bugün şehirlerimizin kalabalığında ve teknolojinin baş döndürücü hızında insanlar yalnızlaşmakta ve kalpleri daralmaktadır. İşte tam bu noktada câmilerimiz bu yalnızlığa ilaç, gönül darlığına ferahlık ve genişlik sunmaktadır. Câmide omuz omuza saf tutan ve secdeye varan her mümin, aslında hem kendi ruhunu hem de toplumun manevî yapısını onarmaktadır.
O halde kendimize şu soruyu soralım: “Benim hayatımda câmi ve namaz nerede duruyor?”

Eğer namaz bizim gözümüzün nuruysa, câmi de gönlümüzün evidir. Eğer namaz dinimizin direğiyse, câmi o direğin gölgesinde huzur bulduğumuz mekândır. Eğer câmiyle bağımız sıkıysa, imanımızın canlı olduğuna dair şahitlik edilecek demektir.

Gelin, namazı hayatımızın merkezine alalım. Câmilerimizi sadece cenaze ve bayram günlerinde değil, her gün ve her vakit Rabbimizle buluştuğumuz kutlu mekânlar haline getirelim. Çünkü namazı diri tutan, hem kendinin hem de toplumun ruhunu diri tutmuş olur.

1. Ankebût 29/45.
2. Nesâî, Işrâtü’n-Nisâ,1.
3. Tirmizî, Îmân, 8.
4. İbn Mâce, Mesâcid, 19.

Hazırlayan: Nizamettin Keskin

Kaynak: HABER MERKEZİ