İSTANBUL (AA) - Sanofi Türkiye, Afrika ve Orta Doğu Temel Ürünler Başkanı Cem Öztürk, diyabet hastalığı ile ilgili yaptıkları çalışmalardan bahsederek, "Tip-1 diyabet hastası olan öğrenciler için, öğretmenlerin nasıl davranış şekilleri geliştirmesi gerektiği ve bunlara nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda bir eğitim sağladık." dedi.

Derin ven trombozu rahatsızlığı yaşayan genç, Trabzon'da başarıyla tedavi edildi Derin ven trombozu rahatsızlığı yaşayan genç, Trabzon'da başarıyla tedavi edildi

"Sürdürülebilir Yaşam ve Akıllı Şehirler" temasıyla bu yıl 7'ncisi gerçekleştirilen İstanbul Ekonomi Zirvesi, düzenlenen oturumlarla devam ediyor.

Zirve kapsamında "Sürdürülebilir Gelecek için Sürdürülebilir Sağlık" paneli düzenlendi.

Panele, Sanofi Türkiye Ülke Başkanı ve Sanofi Türkiye, Afrika ve Orta Doğu Temel Ürünler Başkanı Cem Öztürk, Sanofi Kurumsal Sosyal Sorumluluk (CSR / KSS) Global Başkanı Sandrine Stref-Bouttier, Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD) Genel Sekreteri Ümit Dereli, Precision Dx Strategies Kurucusu ve Başkanı ve Eski Pfizer Başkan Yardımcısı ve Global Ar-Ge Diagnostik Birimi Başkanı Hakan Sakul, UNDP Afrika HIV & Sağlık ve Kalkınma Birimi Müdürü Amitrajit Saha ve Oksijen Gazetesi Yazarı Elif Ergu katıldı.

Panelde konuşan Sanofi Kurumsal Sosyal Sorumluluk (CSR/KSS) Global Başkanı Sandrine Stref-Bouttier, artan nüfuslar ve değişen demografiler karşısında sağlıkta ihtiyaçların nasıl değiştiğine dair bilgi verdi.

Panel sonrasında açıklamalarda bulunan Sanofi Türkiye, Afrika ve Orta Doğu Temel Ürünler Başkanı Cem Öztürk, Türkiye'de 65 yıldır varlık gösterdiklerini ve dünyadaki en büyük ilaç şirketlerinden bir tanesinin Türkiye'deki temsilcisi olduklarını söyledi.

Operasyonlarında hastaların yolculuğunda ilk aşamadan son aşamaya kadar varlık gösterdiklerine dikkati çeken Öztürk, "Aşıda da kronik hastalıklarda da varız. Aynı zamanda genetik ve nadir hastalıklarda da varız. Bütün bu operasyonlarımızla beraber yaklaşık 1800 çalışanımız var. Bunlardan 900'ü üretim tesislerimizde yani Lüleburgaz'daki fabrikamızda çalışıyor. Fabrikamız gerçekten gurur duyduğumuz bir yatırım. Çünkü 1 milyar dolarlık bir yatırımdan bahsediyoruz.

Sadece kendimiz için değil; Türkiye'de var olan 22 tane yerli ve yabancı firma için üretim yapıyoruz. Eczanelerde görmüş olduğunuz her 7 kutudan 1 tanesi Lüleburgaz'daki tesislerimizde üretilmeye devam ediyor. Bu üretimin de yüzde 20'si dünyadaki 49 farklı ülkeye ihraç ediliyor. Gerçekten gurur duyduğumuz bir tesis ve gurur duyduğumuz bir yatırım." şeklinde konuştu.

Öztürk, İstanbul Ekonomi Zirvesi sponsorluğundan gurur duyduklarını belirterek, "Türkiye'deki en büyük ilaç yatırımcılarından bir tanesi olarak burada yer almak; bu ekosistemin bir parçası olmak ve yatırımları daha fazla Türkiye'ye çekebilmek için attığımız adımlar bizi farklı bir yere taşıyacak diye düşünüyorum." dedi.

Bilinçlendirmenin aşılamada olduğu gibi birçok alanda çok önemli olduğuna değinen Öztürk, şunları söyledi:

"Bizler özellikle çağın hastalığı dediğimiz, diyabet gibi alanlarda çok önemli adımlar attık. Bundan yaklaşık 13 yıl önce bir projeyle başladık. Dedik ki; diyabet alanında insanlarımızı bilinçlendirelim. Çünkü diyabet ülkemizde baktığımızda oldukça yüksek bir oranda var olan bir hastalık.

Ülkemizde her 7 kişiden 1 tanesi diyabet hastası. Bu bağlamda, okullarda özellikle tip-1 diyabet hastası olan çocuklarımız ve öğretmenlerin bilinçlendirmesi çok çok önemliydi. Biz de dedik ki; bu bilinçlendirme kampanyasına bir katkıda bulunalım. Onun için bir yolculuğa çıktık. Bu yolculuğun gerçekten çok verimli olduğunu söyleyebilirim. Devletimizin de çok ciddi bir desteği var.

Bakanımızla beraber bir toplantı sonrasında aldığımız hızlı bir karar sayesinde tamamen dijital ortamda şu anda tip-1 diyabet hastası olan öğrenciler için, öğretmenlerin nasıl davranış şekilleri geliştirmesi gerektiği ve bunlara nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda bir eğitim sağladık. Bu eğitimde çok kısa bir süre içerisinde yaklaşık 50 bin tane öğretmene ulaştık. Önümüzdeki dönemlerde bunu gerçekten bir puanlama sistemiyle öğretmenlerin dosyalarında da yer alacak bir şekilde yer almasını sağlamaya çalışıyoruz."

Öztürk, nadir hastalıklar konusunda da erken tanının çok önemli olduğuna dikkati çekerek, "Tüm dünyada baktığımızda nadir hastalıklar oranı hemen hemen yüzde 5. Türkiye'ye geldiğimizde ise yüzde 7,5. Baktığınız zaman beşle yedi buçuk arasında pek bir fark yok gibi düşünebilirsiniz ama dünya ortalamasına baktığımızda esasında 7,5, 5'in yüzde 50 daha fazlası." dedi.

Bilinçlendirmenin önemine dikkati çeken Öztürk, "Biz bu bağlamda Ankara Üniversitesi'yle beraber çok ciddi bir iş birliği içerisindeyiz. Erken tanı konulması için yeni doğan potansiyel hastalarda tarama yapılması için çok ciddi efor gösteriyoruz. İnşallah bu projemizin sonucunda da ülkemize sağlığımıza, ekonomik sistemimize çok ciddi katkılarımız olacak. Gurur duyduğumuz projelerde ilk etapta bunları sayabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: aa