Değerli büyüğüm Mustafa Baltacı’dan duymuştum bu cümleyi; “Siyasette ne olacağı saniyelere bağlıdır.”
Siyaset arenasında her anın ne denli önemli ve ne denli değerli olduğuna bir kez daha şahit olmuş olduk. Sayın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu istifa ettiğini duyurdu lakin Cumhubaşkanı Erdoğan istifayı kabul etmedi. Okurken oldukça basit bir durum gibi gözükse de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bakanı istifasını dile getirmişti. Yaşamış olduğumuz iki saatlik istifa krizi kamuoyunda müthiş bir tepkiye neden olurken, halkın büyük kesiminde de merak uyandırmıştı.
Geriye dönüp olaylara baktığımızda ise Bakan Soylu, Cuma akşamı NTV yayınına katılarak 30 büyükşehir ve Zonguldak ili için sokağa çıkma yasağını Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla aldıklarını ifade etmişti. Pazar akşamı saatlerimiz 21.24’ü gösterdiğinde ise Sayın Bakan istifa metni yayınladı, özet olarak "karardaki tüm sorumluluk bana aittir" açıklaması yaparak kamuoyunda şaşkınlığa yol açtı.
İstifanın sebeplerine baktığımızda öne çıkan en önemli husus, sokağa çıkma yasağının ardından oluşan kargaşa sonrasında virüsün hızla yayılabileceği konusunda kamuoyunca oluşan algı olarak görülebilir. İnsanlar haklı olarak kaostan, başta Bakan Soylu'yu ve devamında ise hükümeti suçladı. Ana muhalefet ve diğer muhalefet partileri eleştiri oklarını hükümete çevirerek, ilgililerin gerekeni yapması hususunda ses yükseltti. Bu durum ulusal basında da yer bularak hükümet açısından ulusal boyutta da olumsuz bir tablo ortaya çıkmasına sebebiyet verdi. Türkiye bir anda Bakan Soylu’nun istifa haberi ile karşı karşıya kaldı. Sayın Bakan’ın istifa metninde ise şu ifade yeraldı: “Sokağa çıkma yasağının uygulanmasının sorumluluğu, her yönüyle şahsıma aittir.”
Ben bu cümleyi okuduğumda, acaba Sayın Bakan hükümet zor durumda kalmasın diye kendini mi feda etti diye düşündüm. Cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklardan gelen bilgiler ise Sayın Bakanın istifa metnini paylaştığından ve böyle bir karar aldığından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilgisi olmadığı yönündeydi. Sayın Bakan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilgisi olmadan istifa metni yayınlıyor ve Erdoğan bunu sonradan öğreniyordu. Hayretler içerisinde kalarak böyle bir olayın yaşanma ihtimalinin çok zor olacağı kanısına vardım. Kabinede, Erdoğan’ın haberi olmadan hareket edebilecek bir bakan varmıdır diye düşündüğümüzde sizler gibi tabi ki ben de "hayır" cevabını kendime vermiş oldum.
İstifa metninin hemen sonrasına baktığımızda ise ülkede vatandaşlar, siyasiler hatta muhalefet cephesinden bazıları bile Soylu’nun görevde kalması taraftarıydı. Sosyal medyada ilk sıraları alan hashtag’ler ile insanlar bu istifanın kabul edilemeyeceğini belirtiyor ve ülkedeki Soylu sevgisi zaman geçtikte daha da çok meydana çıkıyordu.
Sonuca baktığımızda ise verilen sokağa çıkma yasağı kararı sonrasında insanlar tarafından yapılan eleştirilerin yerini Süleyman Soylu sevgisi almış oldu. Yasak kararının ardından yaşanılan olumsuzluklar bir anda unutulmuş oldu.
Sokağa çıkma yasağından iki saat önce açıkladığı kararla ülkenin gündemine oturan Sayın Bakan, sokağa çıkma yasağının kalkmasına iki saat kala aldığı yeni bir kararla yine ülke gündemindeydi. Kısaca her şey “iki saat kala” oldu.
Yazımı Erdoğan'ın kapanışı gibi bitireyim; “Kalın sağlıcakla”
Kubilay Ateş
Çay Haber Gazetesi