Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Fatih Altaylı, aylar süren sessizliğini bozarak kamuoyuna ilk mektubunu gönderdi. Altaylı, “cumhurbaşkanına tehdit” suçlamasıyla yargılandığı davada 4 yıl 2 ay hapis cezası almış, tutukluluğunun devamına karar verilmişti. Mektubunda hem duruşma gününde yaşananları hem de karar karşısında gösterdiği tepkinin arka planını ayrıntılarıyla anlattı.
Altaylı, duruşmaya çıkmadan önce cezaevindeki rutinini, sabah erken saatte hazırlanmasını ve infaz koruma memurlarının şaşkınlığını aktararak başladı. Mektubunda, hakkında tahliye beklentisi olmasına rağmen kendisinin buna hiç inanmadığını, bu nedenle eşyalarını toplamayı bile düşünmediğini söyledi. Buna karşın, koğuşunu baştan aşağı temizlediğini belirterek, “Eğer yanılırsam, en azından arkamda tertemiz bir oda bırakayım istedim” ifadelerini kullandı.

Mahkeme salonuna götürüldüğü sırada cezaevinde kalan bazı tutukluların kendisine moral verdiğini, jandarmanın bile kendisi için dua ettiğini anlatan Altaylı, duruşmanın gergin ve yoğun bir atmosferde geçtiğini ifade etti. Avukatlarının kapsamlı bir savunma yaptığını, emsal kararların tek tek mahkemeye sunulduğunu söyleyen Altaylı, buna rağmen kararın önceden alınmış olduğuna inandığını dile getirdi.
Cezanın açıklanmasının ardından dosyalarını havaya fırlatması sosyal medyada gündem olmuştu. Mektupta bu konuya da değinen Altaylı, tepkisinin bir öfke patlaması değil, adalet sistemine yönelik bir sembolik protesto olduğunu belirtti. “Adaleti ben yere fırlatmadım. Adalet zaten yere düşmüştü, ben sadece bunu görünür kıldım” sözleriyle o anı anlattı.
Karar sonrası koğuşuna dönen Altaylı, kendisinde en büyük üzüntünün verilen ceza değil, mahkemenin “kaçma şüphesi” gerekçesini göstermesi olduğunu söyledi. Ülkeyi terk etmek gibi bir ihtimalinin asla olmadığını belirten Altaylı, “Beni sınır dışı etseler yine dönerim. Kaçma şüphesiyle tutukluluk... İşte buna güceniyorum” ifadelerini kullandı.

Mektubunda sağlık durumuna da geniş yer veren Altaylı, Silivri Cezaevi'nde düzenli tıbbi kontrollerden geçtiğini, aort genişlemesi ve beyin zarındaki tümör nedeniyle sürekli takip edildiğini yazdı. Silivri Devlet Hastanesi’nde yapılan tetkiklerin sonucunda kritik bir ilerleme olmadığını ancak riskin devam ettiğini belirtti.
Ayrıca cezaevi spor alanında yaşadığı talihsiz kazayı da detaylarıyla anlatan Altaylı, bileğini incittiğini, kafasını kale direğine çarptığını ve birkaç gün boyunca ciddi ağrılarla mücadele ettiğini aktardı. Buna rağmen sağlık ekibi ve infaz koruma memurlarının kendisiyle yakından ilgilendiğini vurguladı.
Mektubunun sonunda Türkiye’de yargıya olan güvenin ciddi biçimde zedelendiğini, özellikle anayasa mahkemesi kararlarının uygulanmamasının vatandaşlar açısından büyük bir tehdit oluşturduğunu belirten Altaylı, “Bugün yapılan her yanlışın yarın çocuklara miras kalacağını herkes unutmasın” sözleriyle yazısını bitirdi.




