Kalbimden, dağlara bir köprü kurdum. Bir ucu bende bir ucu bulutlarda. Kanat taktım kalbime, dolaşırken zirvelerde. En serin rüzgarların, çakan şimşeklerin etrafında gökyüzüne arkadaş olup yalnızlığına arkadaş bulurken; neden neden benim kanatlarımı yolup yeryüzüne yolladınız… beni sizsiz ve garip kodunuz yeryüzünde. Neden beni aranıza almadınız, ağaçların tepelerinde bana yuva verip kaynaklarınızdan beslemediniz. Neden beni bu kokuşmuş dünyanın zehirine bulaştırdınız? Hiçbir soruma doğru cevap vermediniz, neden doğru cevaplara değer vermeyecek kadar beni yalanlara mahkum ettiniz? Yolundu kanatlarım yeryüzünde ve sizsiz kaldım ve yıkımlara, yokoluşlara mahkum olan bu dünyaya fırlatıp attınız…
Kendisine verilmek istenen yükü ağır diye kabul etmeyip beni üzerime yıkan ey dağlar. Neden kabul etmediniz? Sizi her şeyi katliama sürükleyen yaban ve vahşi ellere fırsat verdiniz? Siz suskun kalıp kimseyi suçlamayın. Allah’ın ricasını geri çevirip de kendinize bunu nasıl yaptırdınız. Bilmez misiniz ki Allah kendisine verilen hediyeyi geri çeviren ve kendisini kırana bunu yapar. Ağla şimdi, es savur, yık yok et çaresizliğine ağla ve ağla ki yalnızsın. Yalnızlıklarına tuzak kur ki sana bir tutam yardım eli uzansın. Şimdi, bensizsin de ve ben yokken seni emanet ettiğim eller bile benim kadar sana ve yaşama güçlü değil. Değiller değiller ki yüreklerinde ki sevdayı bile yalanlarla yok ederler… Neden neden beni ağzınız diliniz yüreğiniz yapıp yaşamımı kendinize hapsettiniz?
Size sesleniyorum, duyuyor musunuz? Size verilen ebedi saadet yükünü ve sorumluluğu kendinize neden yakıştır madınız? Derya derya perde perde çığlıklara sardınız yüreğimi. Yaktılar yıktılar durdunuz haşmetinizle. Oysa savurmalıydınız fırtınaları; göndermeliydiniz kasırgaları. Yükünüzü almadınız peki neden direnmediniz? Neden sevdalara kurulan tuzaklara sustunuz?
Ey dağlar, şimdi yıkılıp yok edilirken huzursuz ve kavgadayken; En çoşkun en sen ve en ben sensiz yokken ben ne yaparım sissiz? Daha ne kadar susacaksınız? Siz, size vahşi diyen ama vahşetle sizi yok eden bu densizlere daha ne kadar fırsat vereceksiniz? Sizin yaratılış gayeniz yaşamaksa neden yok etmek isteyenlere tepki vermezsiniz?
Ey Karadeniz, gözyaşlarım sel gibi senin için akarken ey fırtınam sen benim için çığlık çığlığa çağlarken ben size uzanan ellere sesiz kalmazken siz neden beni sizsiz komaya çalışanlara susarsınız? Bu sorularımın cevabını veremeyecek kadar neden suskun kaldınız? Kim bağladı ağzınızı dilinizi?
Beni sizsiz komayın, komayın ki bende siz beni yaşama çekerken dönmek için nasıl çırpınıyorsam öyle şevke gelip hayata bağlanayım… Yıkın tüm haramları, yalanları, dolanları, acıları. Yol vermeyin zebanilere, gancolozlara. Bitsin tüm kavgalar. Yaşam siz cevap vermezseniz elden gidecek ve siz bu suskunluğun günahını Allah’a vereceksiniz… Allah’ı anıp, secde ederken kendinize zulmedenlere boyun eğmeyin artık ve artık ve yüzümü güldürün, bir tebessümüme hasret olanlara bir tebessüm vereyim…