“De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.”(Âl-i İmrân, 3/31) Bu ayet, iman iddiası ile onun gereği arasındaki bağı en açık şekilde ortaya koyar. Allah sevgisi, soyut bir duygu olmanın ötesinde, somut bir bağlılığı, O’nun seçtiği elçiye tabi olmayı zorunlu kılar.

Bu bağlılığın mahiyetini ise Allah Rasulü’nün (sav) şu hadisi özetler: “Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş, bana isyan eden Allah’a isyan etmiş olur.” Bu iki nass bize, Allah Rasulü’nün (sav) Müslüman hayatındaki örnekliğini ve konumunu anlamak için eşsiz bir çerçeve sunar.

-İtaatin Dini ve Ahlaki Boyutu

Kur’an-ı Kerim’de Peygambere itaat, Allah’a itaatle birlikte ve onun ayrılmaz bir parçası olarak emredilmiştir . “De ki: ‘Allah’a ve Resule itaat edin.’ Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-i İmrân, 3/32); “Allah’a ve Rasule itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.”(Âl-i İmrân, 3/132); “ Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, sizden olan ülü’l-emre de. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve âhirete gerçekten inanıyorsanız- onu, Allah’a ve peygambere götürün. Bu, elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlıdır hem de en güzelidir.” (Nisa, 4/59) Bu ayetler, Allah’ın iradesini anlamanın ve yaşamanın yolunun, O’nun elçisine uymaktan geçtiğini gösterir . Nitekim “Kim Resûl’e itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur” (Nisâ, 4/80) ayeti, bu bağlantıyı kesin bir dille ifade eder . Bu itaat, Hz. Peygamber’in (sav) bir otorite olarak kendi şahsından değil, O’nun Allah’ın elçisi olmasından kaynaklanır . Bu yüzden ona itaat, doğrudan vahyin kaynağına itaattir.

-Sevgi ve İtaat Birlikteliği

Âl-i İmrân Suresi’nin 31. ayeti, bu itaati daha da derin bir zemine, sevgi zeminine oturtur. “Allah’ı seviyorsanız” şartı, itaati bir yükümlülük olmaktan ziyade, sevginin doğal ve gerekli bir tezahürü haline getirir. Gerçek sevgi, sevilenin isteklerini yerine getirmeyi gerektirir. Bu ayet, “Sizden biriniz, hevası (nefsani arzuları) benim getirdiğime tabi olmadıkça iman etmiş olamaz” anlamındaki hadis-i şerifi hatırlatır. Allah’ı seven bir kul, O’nun sevgisine nail olmak için, O’nun sevgili kulu olan Peygamber’in (sav) izini takip eder. Bu takip, ibadet ve ahlaktan, günlük hayatın her alanına uzanan kapsamlı bir rehberliğe tabi olmaktır .

-Örnekliğin Kapsamı ve Sınırı

Hz. Peygamber (sav), Müslümanlar için “en güzel örnek” (üsve-i hasene) olarak tanımlanır. O’na itaat, dini hükümlerin anlaşılması ve uygulanmasında sünnetini bağlayıcı kılar . Ayet-i kerimedeki “Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan sakının” (Haşr, 59/7) emri ile bu bağlayıcılık pekiştirilmiştir. Ancak bu itaatin bir istisnası, rivayetlerle sabittir. O (sav) dünyevi işler, ziraat ve ticaret gibi konularda ‘dininiz hakkında bir şey emrettiğim de onu alın; kendi görüşüme dayanarak bir şey söylediğimde ise ben ancak bir beşerim’ buyurarak, beşeri tecrübeye dayanan konularda takip zorunluluğu olmadığını belirtmiştir. Bu ayrım, O’nun (sav) örnekliğinin vahiy kaynaklı olduğunu ve din ile dünya işleri arasındaki dengeyi gözetir.

Netice itibariyle; Allah Resûlü’ne (sav) itaat, imanın ve Allah sevgisinin olmazsa olmazıdır. O’na itaat, O’nu örnek almak; O’nu örnek almak, hayatın her alanında O’nun rehberliğine başvurmak; O’nun rehberliğine başvurmak ise vahiyle buluşmak ve Allah’ın sevgisine mazhar olmak demektir. Bu itaat, bir korku değil, sevginin ve imanın gereğidir. “Bana itaat eden Allah’a itaat etmiştir...” hadisi, bu hususu özetler ve her Müslümanın hayatını O’nun sünnetiyle şekillendirme sorumluluğunu hatırlatır.

O’nun ahlakıyla ahlaklanmak niyazıyla Mevlid-i Nebi Haftamız hayırlı olsun.

Mevlit Kandili idrak edilecek
Mevlit Kandili idrak edilecek
İçeriği Görüntüle

Derleyen: Çayeli İlçe Müftüsü Nizamettin Keskin

Kaynak: HABER MERKEZİ