Recep Öztürk ile söyleşi

TÜRKİYE BİR NESLİNİ KAYBETTİ

RÖPORTAJ 03.01.2017, 13:32 29.04.2020, 23:19
6000
Recep Öztürk ile söyleşi

1980 öncesinde Ülkü ocakları İstanbul il başkanlığı yapan ve sitemizde de yazılarını okuyucularıyla paylaşan Recep Öztürk ile samimi bir söyleşi yaptık.

İşte Recep Öztürk ile yaptığımız röportaj;               

ÇAYHABER: 1980 öncesini kısaca özetleri misiniz deseler nasıl özetlersiniz?

-" 12 EYLÜL ASKERİ DARBESİ " , hayatın her alanında yarattığı neticeler itibarı ile Türk tarihinin dönüm noktalarından biridir. Seksen öncesi yıllar Türkiye "nin bir nesli kaybettiği yıllardır.  Dahası,  kıyım kıyım kıydığı,  yok ettiği ve hatta bilerek ve isteyerek, fütursuzca hebâ ettiği yıllardır.

Kısaca diyebilirim ki, seksen öncesi emperyalizme karşı direnenler, emperyal güçlerin emir ve direktifleriyle, Kenan Evren cuntası vasıtasıyla,  lime lime edilmişlerdir.

Allah,  bir daha o günleri bu ülke insanına yaşatmasın!

ÇAYHABER: 1980 sonrasında çok sevdiğiniz, uğrunda canı pahasına mücadele verdiğiniz vatanınızdan kaçarak gitmek sizi nasıl etkiledi?

-Kim olursa olsun, düşüncesi ne olursa olsun ve hangi sebeple olursa olsun,   bu ülkeye mensubiyet duyan bir insan,  ülkesinden uzaklaşmak zorunda bırakılıyorsa,  bu ülkeyi yönetenlerin mutlaka bunun sebeplerini ve sonuçlarını çok iyi analiz etmesi gerekir.  Özellikle,  bizler gibi,  ülkesine kan ve can bağıyla bağlı bir  " ezâ -  cefâ - fedâ ve gözyaşı nesli " ni vatanından uzaklaştırılması,  kelimelerle ifade edilemeyecek kadar ağır tramvalarıda beraberinde getirmiştir.  Birçok sevdiğim insanı yurduma girememe durumundayken kaybettim.  Ailemden,  can kardeşlerimden,  sevdiklerimden ve özlediklerimden on bir koca yıl uzak yaşadım.  Özlemlerle yanıp.  kavruldum onca yıllar.  Bunlar,  insan hayatında çok çok ama çok önemli yaşanmamışlıklardır.

Bizler,  en büyük sevdalarını vatan ve milleti uğruna fedakârca terletmiş bir büyük fedâ nesliyiz.  Tarih bunu böyle yazsın dilerim ve isterim.

ÇAYHABER: Diyarı Gurbette vatandan uzak yıllarınızı kısaca anlatabilir misiniz?  

Hayatımdaki hicran - hüzün ve hasret yıllarımdır o yıllar.

Hamdü Senalar olsun Rabbimden gelene diyerek,  teselli bulduk ve sabır gösterdik diğer kardeşlerimiz gibi.

Bizler tevekkül sahibi insanlarız. Ülkü Ocakları bize,  sabretmeyi ve Allah’ın ipine sarılmayı öğretmiştir.  Daha kötü şartlarda mücadele eden hapishanelerdeki Ülküdaşlarımızın hâli ortadayken,  bizlerin şikâyette bulunması zaten düşünülemezdi.

Tek üzüntümüz,  sevdiklerimizin hastalık ve ölümlerinde,  yanlarında olmamaktı.  Dedemi,  ninelerimi ve diğer birçok yakınımı o dönemlerde kaybettim.

Yine,  kardeş ve Kız kardeşlerimin düğünlerinde bulunamadım.

Kaderin önümüze koyduğu şartlara " Eyvallah" dedik ve hayat mücadelesine diyarı gurbette devam ettik.

Bu sürgün hayatımız on bir yıl sürdü.       

Bilahare,  gelip aklandık.

O gün bugündür bir ayağımız burada bir ayağımız yurtdışında hayat mücadelesine devam ediyoruz.

ÇAYHABER: Türkiye’nin bugünkü içerisinde bulunduğu durumu 1980 öncesiyle karşılaştırdığınızda farklılıklar nelerdir?

Bugün ile seksen öncesi arasında sadece senaryoda nüans farklılıkları vardır.  Küresel güçler, Türkiye üzerinde her zamanki emellerini ve oyunlarını sergilemeye devam ediyorlar.  Seksen öncesi,  bu oyunları bozan ÜLKÜCÜLER vardı.  Bugün yine onlar var.  Lâkin bugün,  durum dünden farklı.  MHP GENEL MERKEZİ,  ülkücülerin sokakta,  üniversitelerde,  fabrikalarda,  kısacası; hayatın her alanında inisiyatif kullanmasına ipotek koymuş durumda. Anlaşılacağı üzere,  ülkücüler, ülküsüzlüğe mahkûm ve mecbur edilmiş durumda!

Bugün,  seksen öncesinden çok daha yoğun ve derin problemlerle karşı karşıyayız.  Bugün,  dünden daha büyük tehlikedeyiz.

İçte ve dışta ihanet çeteleri. ..

Birde buna ihmal ve göz yummalar eklenince,  tehlike iyice büyüyor!

Haramiler artık her yerde!

Katiller içimizde. Yanı başımızda. Şehitlerimizde,  caddelerimizde, sokaklarımızda.

En kötüsü,  üniversitelerimizde,  devlet dairelerimizde.

Ve de,  meclisimizde!

Her gün,  her saat ve her dakika geleceğimize ve hürriyetlerimize küfür ve tehditler yağdırıyorlar. Kanun nizâm tanımayan unsurlar düne nazaran misliyle çok.

Bütün bu durumları,  hukuk kuralları içerisinde ve devlet eliyle halletmek zorundayız. Hem de ivedilikle.  Türk Devlet aklı bunu başaracak bilgi,  beceri ve donanıma sahiptir.  Yeter ki,  bu özellikleri harekete geçirecek irade olsun.

Türkiye’nin, bir menfaat toplumu olmaktan hızla uzaklaşıp,  birlik - beraberlik ve fedakârlık unsurlarına yeniden dönmesi,  silkiniş ve yeniden dirilişimizin başlangıcı olacaktır.  Ben böyle düşünüyorum.

ÇAYHABER: Avrupa da uzun yıllar kaldınız. Türkiye’nin Avrupa birliği ile son zamanlar yaşadığı sıkıntılar nasıl görüyorsunuz?

Avrupa Birliği  (AB ) bir Hristiyan kulübüdür.  Bunun böyle olduğunu bilip kabûl etmedikçe,  daha uzun yıllar o kapılarda el pençe divan dururuz. 

Ebetteki Türkiye dünya ile uyum sağlamak durumundadır.  Ama hiç kimsenin kapıkulu olmadan!  Hiç kimseye yalvarıp, minnet etmeden. Bir şeyleri onlar istiyor diye değil,  milletimizin ihtiyacı ve ali menfaatleri doğrultusunda,  öyle gerekiyor mantığı ile yapmak gerekir.

Avrupa Birliği, işlevini yitirmek üzeredir.  Kendi içerisinde büyük problemler yaşamaktadır. Çok uzun sürmeyecek bir zaman dilimi içerisinde,  öyle zannediyorum ki,  bu kriz daha da büyüyecektir.

Yani,  AB dağılma sürecine girmiştir.                              

Türkiye"nin bu birlikten elde edebileceği bir faydanın olabileceğini düşünmek,  boş bir hayalden başka bişey değildir.

ÇAYHABER: Türkiye’de düşünülen başkanlık sistemi konusunda sizin görüşleriniz nelerdir?  

Türkiye"nin en büyük meselesi,  başkanlık sistemi değildir.  Demokrasinizi geliştirmeden ve adaleti,  hukukun üstünlüğünü tesis etmeden,  yıllardır başkanlık sistemi diye tutturanlar,  kendi şahsı emellerini tesis etme kavgasındalar. Bunların derdi başka.  Her türlü yetkiyi alabildiğine kullanan bir şahıs,  daha hangi yetkiye ihtiyacı var ki?

Milli birliğimize, üniter devlet yapımıza ve hürriyetlerimize tehdit oluşturan böylesi bir projeye hiçbir ülkücü ve hiçbir Vatanseverlik enstrüman olamaz,  olmamalıdır...

Bu mesele,  bir şahsı ve onun hanedanlığını ülkenin başına musallat etme meselesidir. Maalesef,  Devlet Bahçeli ve etrafındaki yalakalar bu projede şu ana kadar önemli görevler üslenmişlerdir!

İleriki günlerde,  neyin karşılığı olarak bu desteğin esirgenmediğini daha net göreceğiz elbette.

ÇAYHABER: Tatbiki de Ülkücü Hareket ve Sizin söyleminizle Balgat… MHP nin ve Bahçeli’nin parti içi durumu hakkında görüşleriniz nelerdir?

Bahçeli,  Türkiye ve Ülkücü Hareket siyasetinde bir projenin adıdır. Büyük Ortadoğu Projesinin  (BOP) bir ayağı da kendisidir. O’nun Ülkücü kadrolar yetiştirme,  onları devlet kadrolarına yerleştirme veya Ülkücü Hareketi iktidara taşıma gibi bir meselesi asla yoktur. O, her be zaman dara düşse,  akp " yi ve R.T.Erdoğan"ı kurtarmak, can simidi olmak,  yedek lastik olmak gibi bir görevle vazife kılınmıştır.

MHP, son hâliyle,  ülkücülerin partisi olmaktan öte bir konumdadır. 

ÇAYHABER: 2011 yılında yapılan referandum öncesi Samanyolu TV bir röportajınız oldu. Bu konuda sizleri tenkit edenlerde oldu, söylemlerinizi haklı bulanlarda oldu. Neden böyle bir röportaj verme gereği hissettiniz?

2011 yılındaki referandum,  inandığım ve hayatım boyunca savunduğum değerler açısından benim için son derece önemli idi.

Bu referandumun benim ve benim gibi düşünen ülkücü kardeşlerim açısından,  katil Kenan Evren "in adalet önüne çıkarılması çok önemliydi. Darbeciler ve darbeci zihniyet mutlaka yargılanmalıydı ki,  bir daha hiç kimse darbeye tevessül etmesin.  Yargılanmalıydı ki, idam edilen ülküdaşlarımızın içimizi yakan o tarifsiz acıları bir nebze olsun dinsin.

Maalesef bu yargılanma yapılamadı.  İktidarın bu konudaki samimiyetsizliği dağa sonra ortaya çıktı.

Ben bu konuda elimden gelen her türlü samimi gayreti ortaya koyduğuma inanıyorum.  O süreçte verdiğim bütün beyanatlar, kendi hür iradem sonucudur.  Hiçbir medya kuruluşu yada hiç kimse bana " gel seninle bir röportaj yapalım "  veya " şöyle bir beyanat ver " gibisinden bir teklif veya bir telkinde bulunmamıştır.  Kaldıki,  bulunmasına da zaten imkân yoktur.

Bu hususta bazı arkadaşlarımın beni yanlış anladıklarını biliyorum.       

Ne var ki,  bu hususta benim için önemli olan husus,  vicdani muhasebemdir. Şurası da muhakkaktır ki, bu dünyada herkesi memnun etmek mümkün olmadığı gibi,  herkesin aynı şekilde düşünmesi de mümkün değildir. 

O gün ortaya koyduğum tavır,  hür iradem sonucudur ve benim doğrumdur. Bazı arkadaşlarımın farklı düşünmedi de onların doğrularıdır. Meseleye böyle bakmak lazımdır.

ÇAYHABER: Son olarak Çayelilisiniz. Burada dostlarınız, dava arkadaşlarınız var. 2009 yılında yapılan yerel seçimler öncesinde seçim çalışmalarına katıldığınızla ilgili dava arkadaşlarınız size bir kırgınlıkları olduğunu gördük. Siz de onlara karşı kırgın mısınız?

2009 yerel seçimlerinde bir kardeşime gelip destek vermeye çalıştım.  Benim için burada söz konusu olan,  o kardeşimle olan hukukumdur. Burada parti meselesi yoktur. Kardeşlik,  arkadaşlık ve dostluk hukuku öne çıkmıştır. Yanlıştır veya doğrudur,  bu tartışılır.  Lâkin,  hiç kimse benim ülkücülüğümü tartışamaz.

O günlerde de söylemiştim ve bir daha söylüyorum :    

Benim bir önümde şehit kardeşlerim vardır. O makama birkaç kere yaklaştım ama nasip olmadı.  Herkes yerini de, duracağı yeri de iyi bilmeli.

Ülkücü olabilmek her bedenin taşıyabileceği kadar hafif bir yük değildir!

 

 

 

banner43
Yorumlar (0)
banner49
Günün Anketi Tümü
Rize Şehir Hastanesinin deniz dolgusu üzerinde yapılmasını uygun buluyor musunuz?
Rize Şehir Hastanesinin deniz dolgusu üzerinde yapılmasını uygun buluyor musunuz?
27°
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 30 63
2. Trabzonspor 30 61
3. Sivasspor 30 54
4. Galatasaray 30 52
5. Beşiktaş 30 50
6. Fenerbahçe 30 49
7. Alanyaspor 30 48
8. Göztepe 30 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 30 37
11. Kasımpaşa 30 36
12. Gençlerbirliği 30 32
13. Denizlispor 30 32
14. Kayserispor 30 31
15. Konyaspor 30 30
16. Malatyaspor 30 29
17. Çaykur Rizespor 30 29
18. Ankaragücü 30 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 33 89
2. Man City 33 66
3. Leicester City 33 58
4. Chelsea 33 57
5. M. United 33 55
6. Wolverhampton 33 52
7. Arsenal 33 49
8. Sheffield United 33 48
9. Burnley 33 46
10. Tottenham 32 45
11. Everton 32 44
12. Newcastle 33 43
13. Southampton 33 43
14. Crystal Palace 33 42
15. Brighton 33 36
16. West Ham 33 31
17. Watford 33 28
18. Aston Villa 33 27
19. Bournemouth 33 27
20. Norwich City 33 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 34 73
3. Atletico Madrid 34 62
4. Sevilla 33 57
5. Villarreal 34 54
6. Getafe 34 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Athletic Bilbao 34 48
9. Valencia 34 47
10. Granada 34 47
11. Osasuna 34 45
12. Levante 34 43
13. Real Valladolid 34 39
14. Real Betis 34 38
15. Deportivo Alaves 34 35
16. Eibar 33 35
17. Celta de Vigo 34 35
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 34 28
20. Espanyol 34 24
Namaz Vakti 08 Temmuz 2020
İmsak 02:50
Güneş 04:47
Öğle 12:28
İkindi 16:27
Akşam 19:59
Yatsı 21:48