Bu sözler, Rize’ye özgü “kel simit”in bölge için taşıdığı önemi bir kez daha gündeme taşıdı.
Karadeniz mutfağının en özgün tatlarından biri olan Rize simidi, yalnızca bir yiyecek değil; aynı zamanda bölgenin kültürel kimliğini yansıtan önemli bir miras olarak öne çıkıyor. Halk arasında “kel simit” olarak bilinen bu eşsiz lezzet, dayanıklılığı ve kendine has aromasıyla yıllardır sofraların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.

Taş Fırından Çıkan Gelenek
Rize simidini farklı kılan en önemli özellik, üretiminde kullanılan geleneksel yöntemler. Un, su, tuz ve mayadan oluşan sade içeriğiyle hazırlanan hamur, halka şekli verildikten sonra odun ateşinde taş fırınlarda pişiriliyor. Pekmez yerine farklı yöntemlerle hazırlanan karışıma batırılması ise simide kendine özgü çıtırlığını ve sert yapısını kazandırıyor.
Geçmişten Günümüze Uzanan Bir İhtiyaç
Rize simidinin ortaya çıkışı, bölgenin zorlu coğrafi şartlarına dayanıyor. Geçmişte tarlada çalışanlar ve yaylaya çıkanlar için uzun süre bayatlamayan, taşınması kolay bir gıda ihtiyacından doğan bu lezzet, zamanla günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Günümüzde ise çayın yanında en çok tercih edilen atıştırmalıklardan biri olan Rize simidi, kahvaltıdan ara öğünlere kadar geniş bir kullanım alanına sahip.
![]()
Hem Kültür Hem Turizm Değeri
Yalnızca yöre halkı için değil, Rize’yi ziyaret eden turistler için de ilgi odağı olan simit, bölgenin tanıtımında önemli rol oynuyor. Yerel fırınlarda geleneksel yöntemlerle üretilmeye devam eden bu lezzet, Karadeniz’in kültürel zenginliğini gözler önüne seriyor.




