İl Genel Meclis Üyesi Atiş yaptığı açıklamada; "2026 yılı yaş çay alım fiyatının kilogram başına 35 TL olarak açıklanması, üreticimiz adına elbette önemli bir gelişmedir. Üreticinin fiyat konusundaki hassasiyeti bizim için kıymetlidir ve bu beklentinin karşılık bulması sektör adına değerlidir. Ancak çayın geleceğini yalnızca açıklanan taban fiyat üzerinden değerlendirmek, meselenin asıl tarafını gözden kaçırmamıza neden olur" dedi.

Bugün sektörün üzerinde ciddiyetle durması gereken çok daha önemli sorunlar vardır diyen Atiş; "Özellikle geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da destekleme priminin verilmemesi üreticide ciddi bir hayal kırıklığı oluşturmuştur. Artan maliyetler karşısında üreticinin yükü her geçen gün ağırlaşırken, destek mekanizmalarının zayıflaması sahadaki memnuniyetsizliği daha da artırmaktadır. Bunun yanında kalite meselesi artık sektörün en kritik başlıklarından biri haline gelmiştir. Kaliteli çayın yolu çay tarlasından başlar. Ancak son yıllarda özellikle yabancı işçiler eliyle yapılan özensiz ve kontrolsüz kesimler, çayın kalitesini daha toplama aşamasında olumsuz etkilemektedir. Körpe yerine kart yaprakların toplanması, uygun olmayan makinelerle yapılan hızlı kesimler ve bilinçsiz hasat yöntemleri, hem üreticinin emeğine hem de Türk çayının marka değerine zarar vermektedir" dedi.

Vali Erol, Ordu Şehir Hastanesi'nde incelemelerde bulundu
Vali Erol, Ordu Şehir Hastanesi'nde incelemelerde bulundu
İçeriği Görüntüle

-''Sorun sadece tarlada da bitmiyor''

Toplanan yaş çayın alım yerlerinde saatlerce bekletilmesi, yeterli koruma sağlanamaması ve taşıma sürecinde yaşanan ihmaller kalite kaybını daha da büyütüyor diyen Atiş; "Özellikle sıcak havalarda kamyon kasalarında sıkışan ve adeta yanan çaylar, fabrikaya ulaşmadan değerini kaybediyor. Fabrikalarda sezon yoğunluğu nedeniyle yaşanan izdiham da ayrı bir problem. Kapasitenin üzerinde gelen ürün nedeniyle bekleyen çayların işlenme sürecinde oluşan yanmalar, hem kaliteyi düşürüyor hem de üreticinin alın terinin karşılığını tam anlamıyla alamamasına sebep oluyor" dedi.

Öte yandan kuru çay piyasasında halen sağlıklı bir fiyat istikrarının oluşmaması da özel sektörü ciddi anlamda zorluyor diyen Atiş; "Artan üretim maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve uygun kredi imkanlarının yetersizliği, sektör temsilcilerinin hareket alanını daraltıyor. Bu şartlar altında hem üreticiyi memnun edecek hem de sanayiciyi ayakta tutacak sürdürülebilir bir yapı kurmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Bir başka önemli mesele ise piyasadaki kaçak ve denetimsiz çaylar. Gıda kodeksine uygun olmayan, boyalı ya da katkılı olduğu yönünde ciddi şüpheler bulunan ürünlerin piyasada dolaşması tüketicinin güvenini sarsıyor. Bu durum yalnızca halk sağlığı açısından değil, yıllardır emek verilerek oluşturulan Türk çayı imajı açısından da büyük risk taşıyor. Denetimlerin artırılması ve merdiven altı üretimle daha kararlı mücadele edilmesi artık kaçınılmaz hale gelmiştir" dedi.

Atiş; "Kısacası mesele yalnızca “çaya kaç lira fiyat verildi” meselesi değildir. Çayın tarladan bardağa uzanan bütün sürecinde kaliteyi, emeği ve sürdürülebilirliği koruyacak bir anlayışa ihtiyaç vardır. Eğer bugün üretimden taşımaya, işleme süreçlerinden piyasa denetimine kadar yaşanan sorunlara hep birlikte çözüm üretemezsek, yarın sadece üretici değil, sektörün tamamı daha büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalacaktır. Türk çayı hepimizin ortak değeridir. Bu değeri korumanın yolu ise sadece fiyat açıklamaktan değil; kaliteyi önceleyen, üreticiyi destekleyen, sanayiciyi ayakta tutan ve tüketici güvenini güçlendiren bütüncül bir yaklaşım ortaya koymaktan geçmektedir" ifadelerini kullandı.

Muhabir: REYHANE YAZICI TÜYLÜOĞLU