Kutanoğlu, özel sektörün tasarruf açığı, kamu maliyesinde disiplin kaybı, yüksek bütçe açıkları ve ithalata dayalı üretim yapısının ülkeyi giderek derinleşen bir borç sarmalına sürüklediğini söyledi. Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyenin altındaki kredi notu ve 300 baz puanın üzerindeki CDS primi nedeniyle uluslararası piyasalarda yüksek riskli ülke görünümünü sürdürdüğünü belirten Kutanoğlu, bunun dış finansman maliyetlerini artırarak ekonomiyi daha kırılgan hale getirdiğini dile getirdi.
Dış borç göstergelerinde zaman zaman görülen iyileşmelerin yanıltıcı olabileceğini vurgulayan Kutanoğlu, dış borç stokunun ihracata ve milli gelire oranındaki gerilemenin büyük ölçüde nominal artışlardan kaynaklanabileceğini, bunun yapısal bir güçlenme anlamına gelmediğini kaydetti. Kısa vadeli dış borç oranındaki yükselişin refinansman riskini artırdığını ifade eden Kutanoğlu, rezervlerdeki erimenin ve altın satışlarının da bu kırılganlığı daha görünür hale getirdiğini söyledi.
Hanehalkı borçluluğuna da dikkat çeken Kutanoğlu, vatandaşların artık konut gibi teminatlı alanlar yerine kredi kartı, kredili mevduat hesapları ve ihtiyaç kredileriyle günlük yaşamını sürdürmeye çalıştığını belirtti. Bu durumun geçim krizinin derinleştiğini gösterdiğini ifade eden Kutanoğlu, teminatsız borçlardaki artışın bankacılık sistemi açısından risk oluşturduğunu dile getirdi.
Bankacılık sektöründe kredi hacmi genişlerken takipteki alacakların da arttığını belirten Kutanoğlu, özellikle bireysel krediler ve bazı ticari alanlarda risk yoğunlaşmasının yükseldiğini söyledi. Bankaların yeniden yoğun şekilde Merkez Bankası fonlamasına yönelmesinin piyasadaki likidite sıkışıklığının açık göstergesi olduğunu ifade etti.
Reel sektörün döviz açık pozisyonunun kritik seviyelere ulaştığını kaydeden Kutanoğlu, özel sektörün kur riskini azaltmak yerine yeni yükümlülüklerle ayakta kalmaya çalıştığını belirtti. Kamu borçlanma ihtiyacı ile özel sektörün finansman talebinin çakışmasının, kaynakların üretken alanlardan uzaklaşmasına neden olacağını vurguladı.
Kamu maliyesindeki en büyük riskin faiz yükü olduğunu ifade eden Kutanoğlu, artan faiz giderlerinin kamunun anaparadan çok faizi çevirmeye çalıştığı bir yapıya dönüştüğünü söyledi. Bütçe dışı riskler ve şeffaflık eksikliğinin yatırımcı güvenini zedelediğini belirten Kutanoğlu, bunun ülke risk primine doğrudan yansıdığını dile getirdi.
Açıklamasında çözüm önerilerine de yer veren Kutanoğlu, dış borçta vade uzatımına dayalı stratejilerin benimsenmesi, TL cinsi borçlanmanın güçlendirilmesi, rezervlerin kısa vadeli yükümlülüklere göre yeniden yapılandırılması ve yüksek katma değerli ihracatın desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Kamu-özel iş birliği projelerindeki döviz garantili yükümlülüklerin gözden geçirilmesi ve bütçe dışı risklerin şeffaflaştırılması çağrısında bulundu.
Kutanoğlu; “Türkiye ekonomisi borçla büyüyen, faizle dönen ve rezerv tüketilerek ayakta tutulmaya çalışılan sürdürülemez bir zemine sürüklenmiştir. Bu tabloyu değiştirecek olan; güven veren bir ekonomi yönetimi, mali disiplin, şeffaflık ve üretim odaklı yapısal dönüşümdür. Aksi halde bugünün finansal kırılganlıkları yarının daha ağır ekonomik ve toplumsal maliyetlerine dönüşecektir" şeklinde açıklamada bulundu.



