Kalp krizinden hepimiz çok korkuyoruz. Dünyadaki ölümlerin en büyük sebebi de bu. Fakat bunu azaltmanın yolu da var. Harvard çalışması bunu kanıtladı ama nedense kimse pek üstünde durmuyor. Hepimizin yoğun günlerinde bir mola vermek ve gözlerimizi kapatıp biraz dinlenmek ne kadar iyi hissettiriyor, değil mi? İşte Harvard Üniversitesi'nin yaptığı araştırmalar, bu kısa gündüz uykularının aslında kalp sağlığımızı korumada önemli bir rol oynadığını ortaya koydu. Peki, bu "power nap" adı verilen 10-30 dakikalık kısa uykular gerçekten kalp krizi riskini azaltabiliyor mu? Gelin, bu sorunun cevabını bilimsel verilerle inceleyelim.

Harvard'ın Çalışmasından Önemli Sonuçlar

Harvard Halk Sağlığı Okulu ve Atina Tıp Fakültesi'nin 2007'deki geniş çaplı çalışması, kısa gündüz uykularının kalp sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen önemli bir araştırma. 23 binin üzerinde kişi altı yıl boyunca takip edildi ve sonuçlar gerçekten çarpıcıydı. Haftada üç veya daha fazla gün, 30 dakikayı bulan düzenli gündüz uykusu alan kişiler, hiç uyumayanlara kıyasla kalp hastalıklarından ölüm riskini yüzde 37 oranında azaltmıştı. Bu oran, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizle sağlanan faydalarla eşdeğerdi.

Uzmanlar, bu etkinin arkasında gündüz uykularının stres hormonlarını dengeleyerek kardiyovasküler stresi azalttığına dikkat çekiyor. Özellikle Akdeniz ve Latin Amerika gibi bölgelerde yaygın olan siesta alışkanlığının, kalp hastalıklarının düşük görülme oranlarıyla doğrudan ilişkilendirildiği belirtiliyor. İyi haber ise, bu etkinin cinsiyet farkı gözetmeksizin her bireyde benzer şekilde gözlemlenmiş olması.

Prof. Dr. Özlü'den 'klima' uyarısı
Prof. Dr. Özlü'den 'klima' uyarısı
İçeriği Görüntüle

Uzun Uykulara Dikkat: Faydadan Çok Zarar

Kısa uykuların kalp sağlığını iyileştirdiği açıksa da, uzun süreli gündüz uykuları pek de öyle değil. Harvard Health'in yayınladığı bir raporda, 30 dakikadan fazla süren gündüz uykularının diyabet, kalp hastalığı ve depresyonla ilişkili olduğu ifade ediliyor. Bir diğer araştırma, 60 dakikadan fazla uyuyanlarda kardiyovasküler hastalık riskinin arttığını gösteriyor. Bu risk, başlangıçta azalmaya başlasa da sonra J şeklinde bir artış gösteriyor.

Amerikan Kalp Derneği'nin verilerine göre, sık sık gündüz uykusu yapmak, yüksek tansiyon ve inme riskini artırabiliyor. Uzmanlar, uzun gündüz uykularının bazen gece yetersiz uykunun bir belirtisi olduğunu ve bu durumda uyku bozukluklarının araştırılması gerektiğini belirtiyor. Yani, kısacası 10-30 dakika arasında bir süreyi aşmamaya özen göstermek önemli.

Ne Zaman ve Nasıl Uyumalısınız?

Harvard uzmanları, ideal gündüz uykusunun 20 dakika civarında olması gerektiğini öneriyor. Bu süre, derin uykuya dalmadan önce uyanmanızı sağlar ve uyandığınızda o sersemlik hissini yaşamazsınız. Uykunun en verimli olduğu zaman ise öğleden sonranın erken saatleri. Bu zaman dilimi, vücudun doğal biyolojik saatiyle uyumlu olduğu için en verimli uyku zamanını sunar. Ancak akşam saatlerine yakın bir zamanda uyursanız, gece uykunuzun kalitesini olumsuz etkileyebilirsiniz.

NASA ve FAA’nın pilotlar üzerindeki çalışmaları da, 15-20 dakikalık kısa uykuların zihinsel uyanıklığı artırdığını kanıtlamış durumda. Eğer iş hayatınızda bu alışkanlıktan faydalanmak istiyorsanız, karanlık, serin bir ortamda ve rahatsız edilmeyeceğiniz bir yerde dinlenmeye çalışın. Uyanır uyanmaz ise birkaç dakika bekleyin, zihninizin tam olarak toparlanmasını sağlamak önemli.

Kalp Sağlığı Kolay Yoldan Korunabilir

Harvard’ın araştırması, gündüz uykusunun sadece bir lüks olmadığını, kalp sağlığını koruyan bir strateji olabileceğini gösteriyor. Stresle başa çıkmak ve kalp sağlığını korumak için kısa bir öğle uykusu, büyük fark yaratabilir. Tabii ki, gece uykusunun önemi de büyük; 7-9 saat arası kaliteli gece uykusunu ihmal etmemeniz gerektiğini unutmayın.

Bir fincan kahve yerine kısa bir uyku ile gününüzü daha sağlıklı ve verimli hale getirebilirsiniz. Ancak her şeyde olduğu gibi, dengeyi korumak oldukça önemli! Eğer gündüz aşırı uyuma hissi yaşıyorsanız, bir uyku bozukluğu ile karşı karşıya olabilirsiniz, bu yüzden bir doktora danışmak faydalı olabilir.

Harvard çalışmasına Erişmek için Tıkla

Kaynak: HABER MERKEZİ