14.11.2011, 15:10 3943

…Kalplere girerek hükmeden diktatör!..

F.Perrone di San Martino adlı İtalyan bir yazar tarafından kaleme alınan “Asya Diktatörü Mustafa Kemal” yabancı bir yazarın gözüyle Atatürk ve Milli Mücadele yıllarını anlatması nedeniyle gerçekten önemsenmesi ve okunması gereken bir eser…

Bugün önüne gelenin eleştiri sınırlarını aşarak hakarete varan üslupla Mustafa Kemal’e “diktatör” benzetmesi yapması, benim sürekli ifade ettiğim “ Mustafa Kemal’in yaptıklarını bile hayal edemeyenlerin” bühtanı olarak değerlendirilmeli diye düşünüyorum!...

Mustafa Kemal, umudu elinden alınmış hırpalanmış, silahsız bırakılmış bir milleti yeniden ayağa kaldırmanın müthiş mücadelesini veren büyük bir asker ve devlet adamıdır benim gözümde…

İtalyan yazarın bu kitabi 1955 yılında ilk basıldığında Niyazi Ahmet Banoğlu (Tarihi araştırmalarıyla tanınan Banoğlu, 1957'de Tarih ve Coğrafya Dergisi'ni yayınladı. 27 tanesi Atatürk konusunda olmak üzere yüzden çok eser verdi. 1937'de Atatürk kendisini Dolmabahçe Sarayı'nda kabul etti. Atatürk Hatay konusundaki baş makaleleri, Banoğlu'nun Yazı işleri Müdürü olduğu Kurun gazetesinde Asım Us imzasıyla yayınlandı. 6 Ekim 1992'de vefat etti.)  kitabın ön sözü olarak aşağıda özet halinde verdiğim yazıyı kaleme aldı… Anlatılan bu olaylar sizde nasıl bir Atatürk portresi oluşturur bilmem ama bende bir kez daha hayranlık uyandırdığını ifade edebilirim…Buyurun hep birlikte Niyazi Ahmet Banoğlu’a kulak verelim…

Yabancı gözü ile Atatürk serisinin bu üçüncü kitabı, bir İtalyan yazarın eseridir. Gururla okuyacağımız kitap da, eşsiz Atatürk’ün insanüstü enerji, zekâ ve iman kudretini dünya milletlerine haykırmaktadır.

Muharrir, istiklal Harbimizin muhtelif askerleri safhaları arasında Atatürk’ü de birçok cephelerden tahlil etmeye çalışmaktadır: 1-Askeri kudreti, 2-Siyasi hadislere, nüfuzu ve ileriyi görüşü, 3-Nefsine ve milletine güveni.

Eser, ayrıca kara günlerimizi bütün canlılığı ile gözlerimizin önüne sermekte, bilhassa İzmir ve güney vilayetlerimizdeki çete harpleri ile teşkilatlanmış ordularımızın üstün düşman kuvvetlerine karşı zaferlerini canlı tablolarla belirtmektedir.

Parçalanan, paylaşılan, yer yer işgal edilen, bütün ümit kapıları kapatılan ve binnetice yok edilmek istenen bir milletin dünyanın en muazzam devletlerine karşı siyasi askeri zaferini nasıl ve ne şartla içinde kazandığını bir ecnebi kaleminden okumak, bize sade gurur değil, daha fazla milli bir heyecan vermektedir.

Biz, bu mukaddeme ile yalnız bir noktanın izahına çalışmak istiyoruz. Mustafa Kemal, İtalyan muharririnin ve diğer birçok garip siyaset adamlarının anladıkları manada bir diktatör mü idi? Eserin İtalyanca adını sadık kalarak “DİKTATÖR” sıfatın kullandığımız içindir ki bunun tartışmasını yerinde buluyoruz. Yalnız şuna da işaret edelim ki, kendimize sorduğumuz bu sorunun cevabını vermekte indi  mütalaalarımıza hiç gerek görmüyoruz, zira bizzat Mustafa Kemal, bunun cevabını vermişti.

Atatürk kendisine “DİKTATÖR” denmesine ilk cevabı sanıyoruz ki,335yılında Emekli Orgeneral Fahrettin Altay’a yazdığı özel mektupta vermiştir. İşte bu mektuptan bir parça:

“Hüseyin Beyin esnay-ı rahta bazı kimselerden, bizim hiçbir vakit hatır u hayalimizden geçmemiş ve geçmeyecek olan muzır fikirler propaganda edildiğini söylemesi cidden teessürümüzü mucip oldu

“Mesela, diktatörlük gibi… Bu fikrin ne kadar bi-mana olduğu erbab-ı iz’anca sühulette tak-tir olunur. Birde bu hususta zerre kadar şüphe ve tereddüde düşen erbab-ı namus ve hamiyet için heyet-i temsiliyeye fiilen dâhil olarak teşrik-i  mesai etmek ve tavır ve mişvarı kontrol etmek daima mümkündür.”

Cumhuriyetin onuncu yıldönümü için hazırlanan birçok pankartları tetkik ediyordu:

 “Atatürk bizim en büyüğümüzdür.”

 “Atatürk bu milletin en yücesidir.”

 “Türk milleti asırlardır bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı.”

 Mustafa Kemal, bütün bunları okudu ve çizdi, okudu ve çizdi. Yerine şunu yazdı:

 “Atatürk bizden biridir.”

Bunu yazana kim diktatör diyebilir ve kendini haklı görebilir?

Atatürk’ü hicveden bir şair görevinden alınmıştı. Umumi aftan istifade ederek tekrar mesleğine dönmek istiyordu, bu hakkı da kanun kendisine bahşetmişti. Fakat idare amirleri çekiniyorlardı. İş Atatürk’e aksetti ve şu cevabı verdi:

—Aşkolsun… Şahsi iğbirarım dolayısıyla kanuni vecibelerin yerine getirilmesine mani olacak kadar beni egoist mi sanıyorsunuz? O genci hemen ilk açılacak yere tayin ediniz.

Hangi diktatör bunu yapar?

Türkiye’yi ziyaret eden bir yabancı siyaset adamı ile Ankara Palas’da konuşuyordu. Bir ara şunları söyledi:

—Ben, düşündüklerimi daima halkın huzurunda söylemeliyim. Yanlışım varsa, halk beni tekzip etsin!

İşte diktatör denen Atatürk.

Ve bir tarih dersinde Atatürk örgenciye soruyor:

—Türk milletini kim kurtardı?

Öğrenci hemen cevap veriyor:

—Atamız kurtardı!

Atatürk bu cevabı kabul etmiyor ve:

—Hayır, çocuğum, diyor. Türk milletini kendi kurtardı

Hangi diktatör bu lafı söylemiştir?

Pek sayın refikası Latife Uşaklıoğlu’nun bana nakletmek lütfünde bulundukları bir fıkra, Atatürk’ün “diktatör” kelimesiyle asla  bir yakınlığı olmadığını ne güzel ifade ediyor.

İzmir’de, Uşaklı oğlu köşkünde misafir kaldığı gecenin saat ikisinde:

—Ben bu gece tramvaya binmek istiyorum… Der.

Şehirde el ayak kesilmiş, altı tramvaylar erlerine çekilmişlerdi. Bu saatte tramvaya binmek arzusu hiçbir şeyle izah edilemiyordu. Fakat Mustafa Kemal ayak diretiyordu.

—Mutlaka tramvaya binmeliyim!

Çaresiz haberler gönderiliyor, bir eski tramvay hazırlanıyor ve Latife Hanım, maiyetleri tramvaya biniyorlar.

Mustafa Kemal, bunu mutlaka bir maksatla yapmıştır. Belki de maiyetinde bulunanlardan birine ders vermek için. Nitekim kısa bir süre sonra geceni bu saatinde bir işkenceye katlanma bahasına dersini veriyor.

Sürücü beygirleri kamçılarken Mustafa Kemal soruyor:

—Beybaba, hayvanlara kamçı vurmadan süremez misiniz?

—Koşmazlar Paşam!..

—Dur öle ise, birazda ben idare edeyim…

Sürücünün yerine geçiyor, eline aldığı kamçıyı havada şaklatarak atları doludizgin koşturuyor ve sonra:

—Ben de bu milleti bir hedefe götürdüm. Fakat kamçı kullanarak değil!

Sonra arkadakilere dönüyor ve:

—Latife, sen de bari bilek kes! Bu kadar yolcu var! Yalnız paraları cebe atmaya yeltenme!

İki ders… Kime olursa... Her zaman  “ders” vasfını muhafaza edecekti.

Bir diktatör böyle mi yapar?

Dolmabahçe Sarayında Atatürk’ün sofrasında, Meb’us Reşit Galip, bir tartışma üzerine O’na haykırıyor:

—Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Vakıa biz saraydayız ama hocamız hace-i  sultani değildir. Cumhuriyette tenkit serbesttir.

Aradan çok geçmeden Reşit Galip, hayır tecziye edilmiyor,vekil oluyor,Maarif Vekili!..

Amerikalı bir kadın gazeteci Dolmabahçe Sarayında Atatürk’le mülakat yapıyordu ve hep “diktatör” kelimesi üzerinde duruyordu. Bir aralık Atatürk şu cevabı verdi:

—Evet, diktatör,diktatör amakalplere girerek hükmeden diktatör!..

Ah, kalpleri fetheden Atatürk... Seni sadece asker, sadece kudret ve kuvvet timsali bilenlerin bühtanları elbette ki, bizim kalbimizde yer etmez.

Bu kitabın yeni baskısı “Berikan yayınevi “tarafından 2001 yılında “Ön Asya Diktatörü Mustafa Kemal” ismiyle yeniden basıldı. Merak edenler için!...

Görüşmek üzere, Allah emanet olunuz… 

Yorumlar (2)
Firdes SUBAY 9 yıl önce
Sevgili abim,
içtenlikle kaleme almış olduğun yazını büyük bir keyifle okudum. Teşekkür ediyorum. Çünkü o kadar farklı yönlere çekilen yaşamlar ve ifadeler var ki bunlardan biride Atatürk'ündür ve Ülkemizin insanı bu beyin bulanıklığıyla ecdadına maalesef dil uzatabiliyor zaman zaman. cahillik artık diz boyu. Bende yabancı bir yazarın Atatürk'ü anlatan bir kitabını aldım ama henüz başalayamadım. 'Atatürk, modern Türkiye'nin kurucusu' kitabın adı yazar: Andrew Mango. Remzi Kitabevi tarafından çıkarılmış. İlk fırsatta okumaya başlayacağım ama incelediğim kadarıyla oldukça etkileyici bir kitap ve güzel bir anlatım dili var. Aslında benim değinmek istediğim başka bir konu sadece Atatürk değil, geçmişin sayfalarını açarak, innaılmaz senaryolarla insanların beynini yıkıyorlar. Osmanlıyı konu alan Muhteşem Yüzyıl'da bunlardan biri. Birkaç bölümünü izledim ve saçma gelince bıraktım. Üstelik belki daha iyi yazılmıştır diye Hürrem'i aldım ve okudum ama gerçekten gerçeklerden ziyade , beyaz dizi tadında bir kitap olmuş. Üzüldüğüm noktaysa şu, neden bu tarz filimler, gerçekten incelenmeden ve tarihi araştırmalara sağlam şekilde dayandırılmadan kurgulanır ve halka sunulur. Bu şekilde, ecdadımıza yapılan hakaret bana kalırsa çok ağır. Geçmiş eleştirilir ama uzmanları tarafından ve geçmişi dış dünyaya yansıtırken, Ösmanlı'nın özeli bu şekilde ayaklar altına serilirse, gençliğimiz geçmişimizi nasıl doğru şekilde tanıyacak ve saygısını koruyacak. Bunlarda benim aklıma takılanlar. Ben, tarih konusunda uzman değilim ama uzman olanlara sorduğumda, gerçekten filmin içinde inanılmaz çarpıklıklar olduğunu söylediler ama birde günümüzün popüler kültürüne, ihtişam kıyafet ve fantazileriyle hizmet ettiği için gerçekten ilgi gördü. Eh! rahmetliler, uyudukları yerden herhalde beddua ediyorlardır...
musa 9 yıl önce
Mustafa KEMAL bu ülkenin milli kahramanıdır bunu hiç bir güç değiştiremeyecektir.
banner49
Günün Anketi Tümü
Rize Şehir Hastanesinin deniz dolgusu üzerinde yapılmasını uygun buluyor musunuz?
Rize Şehir Hastanesinin deniz dolgusu üzerinde yapılmasını uygun buluyor musunuz?
24°
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 31 66
2. Trabzonspor 30 61
3. Sivasspor 30 54
4. Galatasaray 30 52
5. Fenerbahçe 31 50
6. Beşiktaş 30 50
7. Alanyaspor 30 48
8. Göztepe 30 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 30 37
11. Kasımpaşa 30 36
12. Gençlerbirliği 31 33
13. Denizlispor 31 32
14. Kayserispor 30 31
15. Konyaspor 30 30
16. Malatyaspor 30 29
17. Çaykur Rizespor 30 29
18. Ankaragücü 30 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 33 89
2. Man City 33 66
3. Chelsea 34 60
4. Leicester City 34 59
5. M. United 33 55
6. Wolverhampton 33 52
7. Arsenal 34 50
8. Tottenham 33 48
9. Sheffield United 33 48
10. Burnley 33 46
11. Everton 33 44
12. Newcastle 33 43
13. Southampton 33 43
14. Crystal Palace 34 42
15. Brighton 33 36
16. West Ham 33 31
17. Watford 34 31
18. Aston Villa 33 27
19. Bournemouth 33 27
20. Norwich City 34 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 34 73
3. Atletico Madrid 35 63
4. Sevilla 34 60
5. Villarreal 34 54
6. Getafe 34 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Valencia 35 50
9. Athletic Bilbao 34 48
10. Granada 34 47
11. Osasuna 34 45
12. Levante 34 43
13. Real Valladolid 35 39
14. Real Betis 34 38
15. Celta de Vigo 35 36
16. Deportivo Alaves 34 35
17. Eibar 34 35
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 34 28
20. Espanyol 34 24
Namaz Vakti 09 Temmuz 2020
İmsak 02:51
Güneş 04:47
Öğle 12:28
İkindi 16:27
Akşam 19:59
Yatsı 21:47