BİZANS’TAN GÜNÜMÜZE UZANAN İSİMLER
BAKIRKÖY: Bizans döneminde “Makrohori” yani “uzun köy” olarak anılan semt, zamanla “Makriköy” adını aldı. 1925 yılında Atatürk’ün talimatıyla Türkçeleştirme kapsamında “Bakırköy” ismini aldı.
BEŞİKTAŞ: İstanbul’un fethi sırasında burası küçük bir Rum köyüydü. Barbaros Hayrettin Paşa, gemilerini bağlamak için beş taş direk diktirdi. Halk, bu direklerden dolayı bölgeye “Beşiktaş” adını verdiğini söylüyor.
OSMANLI DAMGALI SEMT İSİMLERİ
TAKSİM: Adını, Osmanlı döneminde kente su dağıtımı yapan “maksem” adlı yapıdan alır. Su yollarının burada “taksim” edilmesi, yani bölüştürülmesi, semtin ismini oluşturdu.
EMİNÖNÜ: Fatih Sultan Mehmet döneminde burada “Gümrük Eminliği” binası vardı. Bölgeyi bu yüzden “Eminlik önü” olarak anmaya başladılar. Zamanla “Eminönü” adını aldı.
BEBEK: Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet, Rumeli Hisarı yapımı sırasında bölgeyi koruması için “Bebek Çelebi” lakaplı bir subay görevlendirdi. Semt ismini bu subaydan alır.
MECİDİYEKÖY: Sultan Abdülmecid döneminde bu bölgede yerleşim başladı. Padişah, muhacirlere toprak verdi. Böylece padişahın ismiyle “Mecidiyeköy” olarak anmaya başladılar.
NİŞANTAŞI: Osmanlı döneminde okçuluk yarışmaları yaptılar. Okun düştüğü yere “nişan taşları” dikerlerdi. Bu taşlar semtin isim kaynağıdır. III. Selim ve II. Mahmud da bu bölgeye ilgi gösterdi. Zamanla semt Nişantaşı ismini aldı.
İLGİNÇ RİVAYETLER VE EFSANELER
KABATAŞ: Güngörmez Kilisesi’ne yıldırım düştü. Patlamayla bir taş parçası bu bölgeye geldi. Rivayete göre bu taş, semte “Kabataş” adını verdi.
GÖZTEPE: 1329 yılında bir Ahi tekkesi kurdular. Burada Bizans’ı “gözetleyen” “Gözcü Babalar” bulunuyordu. Bu gözcülerden biri burada gönüllü kaldı. Semtin adı zamanla Göztepe’ye dönüştü.
ŞAŞKINBAKKAL: Eskiden burada yerleşim yoktu. Sadece birkaç çiftlik evi vardı. Burada ilk dükkânı açan esnaf şaşkınlıkla karşılandı. Halk bu yüzden onu “Şaşkın Bakkal” olarak andı.
HORHOR: Fatih Sultan Mehmet burada yürürken yerin altından su sesleri duydu. “Hor hor ses geliyor, buraya bir çeşme yapılsın” dedi. Çeşmeye ve semte bu ismi verdiler.
DOĞAL VE KİŞİSEL KÖKENLİ İSİMLER
KALAMIŞ: Rumca “kalamis” yani “sazlık” kelimesinden türedi. Bölgede yoğun sazlık alanlar bulunmasıyla anlam kazandı.
BOMONTİ: 1890’da kurulan Bomonti Bira Fabrikası, semtin adının kaynağı oldu. İsviçreli Bomonti kardeşler fabrikayı kurdu. Fabrika zamanla semtin kimliğini şekillendirdi.
CADDEBOSTAN & BOSTANCI: Bir dönem “Cadı Bostanı” olarak anılıyordu. Bostancı birlikleri sık denetim yaptı. Bölge huzura kavuştu. Adı “Caddebostan”a evrildi. Aynı denetim mekanizmasından ismini alan “Bostancı” ise bu birliklerin adını taşır.
MERTER: Bölge, daha önce Ahmet Merter’e ait bir çiftliğe ev sahipliği yapıyordu. Zamanla bu geniş araziye yerleşim arttı. Semt, sahibinin soyadıyla anılmaya başlandı.
UNKAPANI: İki farklı rivayet vardır. İlk rivayet, burada buğday tartmak için “kapan” adında teraziler kullanmalarıydı. Diğer rivayet ise buranın un dağıtım yeri olması nedeniyle “Unkapanı” ismiyle anılmasıydı.
TOPKAPI: Fatih Sultan Mehmet, fetihten sonra İstanbul surlarına toplar yerleştirdi. Bu toplar, bölgeye “Topkapı” adının verilmesine neden oldu. Topları uzun süre burada sergilediler.
ARNAVUTKÖY: Fetihten sonra Arnavutluk’tan halk getirdiler. Onları bu bölgeye yerleştirdiler. Böylece semt “Arnavutköy” adını aldı. Bizans döneminde ise bölgenin adını “Hestai” ve “Anaplus” olarak biliyorlardı.




