Osmanlı saray mutfağının en özel lezzetlerinden biri...Yetmedi şimdi de o lezzetimizi sahiplendiler!

Osmanlı saray mutfağının eşsiz lezzetlerinden hünkarbeğendi, bu kez kültürel bir tartışmanın merkezinde. Yunanistan merkezli bir yemek sitesinde, Türk mutfağının köklü mirası "efsanevi bir Yunan yemeği" olarak tanıtıldı. İsmiyle, malzemesiyle ve tarihçesiyle Osmanlı’ya ait olan bu yemek, sosyal medyada da büyük tepki topladı.

 Baklava, döner, yoğurt ve cacığın ardından şimdi de sıra hünkarbeğendiye geldi. Osmanlı saray mutfağının en özel lezzetlerinden biri olan hünkarbeğendi, bu kez bir Yunan yemek sitesinde "efsanevi Yunan mutfağı klasiği" olarak tanıtıldı. Üstelik yemeğin kökenine dair tek bir Osmanlı referansına bile yer verilmeden...

Yunanistan merkezli Cook Out Skai adlı platformda yayınlanan tarifte, hünkarbeğendi; közlenmiş patlıcan, beşamel sos ve kuzu etiyle yapılan, geleneksel bir Yunan yemeği olarak lanse edildi. Ancak yemeğin hem ismi hem de tarihçesi Osmanlı izlerini açıkça taşırken, bu sahiplenme girişimi sosyal medyada da tepkilere neden oldu.

Samsun'da kadınların el emeği ürünleri festivalde sergileniyor
Samsun'da kadınların el emeği ürünleri festivalde sergileniyor
İçeriği Görüntüle

Kelime kökeni bile Osmanlı’dan

Kelime anlamı “padişahın beğendiği” olan hünkarbeğendi, Osmanlı sarayında doğan bir yemek. Bu tarifin ismi dahi Türkçe kökenliyken, herhangi bir kültürel atıf yapılmadan başka bir mutfağa mal edilmesi tepkileri daha da artırdı. Kullanıcılar, “Yemeğin adı bile Türkçe, daha ne olsun?” diyerek duruma sosyal medya üzerinden sert yorumlarda bulundu.

Sofralardan tartışmalara uzanan bir hikâye

Hünkarbeğendinin Osmanlı mutfağındaki yeri yalnızca lezzetiyle değil, tarihsel geçmişiyle de önemli. Yemeğin kökenine dair iki rivayet bulunuyor. Birine göre Sultan IV. Murad döneminde, diğerine göre ise 19. yüzyılda Sultan Abdülaziz’in Fransa İmparatoriçesi Eugenie’yi ağırladığı günlerde doğdu. Her iki hikâye de hünkarbeğendinin bir saray yemeği olarak şekillendiğini ortaya koyuyor.

Türk mutfağı kimlik mücadelesi veriyor

Daha önce de yoğurt, döner, cacık ve baklava gibi ürünlerin farklı ülkeler tarafından sahiplenilmesi gündeme gelmişti. Son olay ise bu zincirin bir devamı niteliğinde. Uzmanlar, Türk mutfağının köklü tariflerinin uluslararası platformlarda doğru şekilde tanıtılmasının ve gastronomi mirasının korunmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.

(Sözcü)

Kaynak: HABER MERKEZİ