banner228

banner225

Türkeş kaçmış Deniz Gezmiş kovalamış!

Yaşar Okuyan 12 Eylül ve Mamak'ı anlattığı 'O Yıllar' isimli kitapta ilginç iddialar ortaya attı

GÜNDEM 07.03.2010, 16:56 29.04.2020, 22:24
4585
Türkeş kaçmış Deniz Gezmiş kovalamış!

 

Deniz Güçer'in haberi

Alparslan Türkeş’in bir dönem sağ kolu olan, “Albay”ın gizli nikahına dedesinin evinde tanıklık eden Yaşar Okuyan’la aslında bir “Söyleşi”ler kitabı düşünerek yola çıktık. Soru-cevaplar sert başladı, sert devam etti. Kimse birbirine “torpil” yapmadı. Yazım bölümüne geldiğimizde ise “Okuyan” soyadının nereden geldiğini anladık. Çünkü Okuyan, “titizliği” ile hem asistanı Nazlı’nın, hem benim tam anlamıyla canımıza okudu.

 

Ama 15’inci kasetin sonunda ‘Komünist kardeşin Faşist ağabeyi’, 12 Eylül ihtilali, gerekçeleri, Mamak işkenceleri tekrar hatırlanınca ”O yıllar“ı ayırmaya karar verdik. Okuyan’ın hücre arkadaşı Taha Akyol’un önerisiyle onlar da ’Anı’ haline geldi.

”Yayına hazırlayan“ isim olarak benim için ilginç bir yolculuk olduğunu söyleyebilirim. ”Devrimcilerin“ o yıllarda yaşadıklarını iyi biliyordum da, karşı tarafı hiç dinlemediğimi fark ettim. Yaşar Okuyan’ın anlattıklarını yine de en iyisi okuyun, siz karar verin.

Deniz Gezmiş ile büyük kovalamaca

Alparslan Bey çok bunaldığında korumalarını da atlatmayı başarırdı. Kendi başına aracıyla Ankara’yı gezmeyi çok severdi. Bunlar elbette çok uzun geziler olmuyordu ama en azından bir dinlenme imkanı buluyordu. 1967’de de yine böyle bir kaçamak yapmaya karar veriyor. Ford marka bir aracı vardı. Almanya teşkilatı Türkeş için oradan almıştı ve gümrüğünü de biz İstanbul’dan organize edip ödemeyi yapmıştık... Korumasız Or-An’da oturduğu eve çok yakın olan Eymir Gölü’nün çevresinde bir tura çıkıyor. Araba kullanırken gölün çevresinde toplanmış gruplar halinde gençler dikkatini çekiyor. Onlara dikkatlice bakarken Deniz Gezmiş’le göz göze geliyorlar. Ancak aynı anda arkadaşları da Türkeş’i fark ediyor. Bunun üzerine büyük bir kovalamaca başlıyor. Deniz Gezmiş ve arkadaşları da hemen arabalarına atlıyor ve Türkeş’in peşine düşüyorlar. Takip Konya Yolu’na, Balgat’a kadar sürüyor. Ancak Türkeş, hepsini atlatmayı başarıyor. Bunu Türkeş Bey bize gülerek anlatmıştı. Hatta, “Ektim onları. Arkadan çok bastırdılar ama ben daha hızlıydım” demişti.

Sevim Tuna ayağını Türkeş yüzünden kırdı

Türkeş İstanbul’a oldukça sık geliyordu. 1973 yılında MHP İstanbul İl Başkanı Salih Zeki Erol, “Efendim lütfen Sevim Tuna’yı dinlemeye gidelim” dedi. Türkeş, “Uygun olmaz Zeki Bey” dedi, kabul etmedi. O sıralar Sevim Tuna son derece meşhurdu. Erol, Türkeş Bey’e her türlü önlemi alacağını söyledi ve ikna etti... Ertesi akşam Türkeş Bey, ben ve Salih Zeki Erol tam anlamıyla suçlular gibi Bebek’teki Maksim Gazinosu’na gittik. Fahrettin Aslan geleceğimizi haber aldığı için bize en önden masa ayırtmıştı. Muhabirlerin içeri girilmesine izin verilmedi... Sevim Tuna sahneye çıktı, şarkılarını söylemeye başladı. Tuna gelenleri selamlarken birden bire Alparslan Türkeş’i fark etti. Çok heyecanlandı ve masaya selam vermek için bize doğru yürümeye başladı. Ama tam bize yaklaştığı sırada ayağı kaydı ve sahneye kapaklandı... Ayak bileğindeki kemiğin kırıldığını da sonrasında öğrendik. Tabii tadımız kaçtı ve Maksim’den ayrıldık. Asıl bomba birkaç gün sonra patladı. Gazinonun fotoğrafçısı tüm yaşananları tek tek görüntülemiş. Olay duyulunca da epeyce bir yüklü paraya Türkeş’in masasından Tuna’nın düşüşüne kadar çektiği tüm fotoğrafları Günaydın Gazetesi’ne sattığı ortaya çıktı... Haber manşetten yayınlandı.

Türkeş Musevi Cemaati’yle gizlice bir araya geliyordu

1977 seçimlerinde İstanbul’da iş dünyasıyla buluşmamızı da Berker İnanoğlu ve Mete Has sağladı... Hatta

12 Eylül’de o dönem partiye yapılan bağışlar iddianamede yer aldı. Birçok iş adamının ismi bağış yapanlar arasında geçti. AKSA’nın sahibi Ali Dinçkök o dönem 85 bin Lira yardım yapmış görünüyordu. Sadık Özgür 150 bin Lira, Üzeyir Garih 50 bin Lira, Tevfik Ercan 200 bin Lira, Hayrettin Karaca 50 bin Lira, İbrahim Bodur 200 bin Lira.

banner235

Burada Muharrem Eskiyapan 100 bin Lira, Feyyaz Berker ve Refik Baydur’un da bağış yaptığı görünüyordu ama rakamları yoktu... Türkeş o yıl oldukça ilginç buluşmalar gerçekleştirdi. O dönem MHP’nin oyu yüzde 3’lerde olsa da Türkeş’in kendi ismi ve karizması vardı. İsmi partiye bağış yapanlar arasında bulunan Üzeyir Garih ve Türkeş’in görüşmesini iki defa ben organize ettim. İlk seferinde Taksim’de bir iş hanında, Berker İnanoğlu’nun tanıdığı bir iş adamının ofisinde bir araya gelip öğle yemeği yediler. Diğerinde ise Türkeş, Beyoğlu’nda Musevi Cemaati’nin liderleriyle buluştu... İlk görüşmede Türkeş’i dışarıda bekledim. İkinci görüşmedeki yemeğe ben de katıldım.

O sohbette, Türkeş Türkiye’nin bölgedeki gelişmeler karşısında hassas olması gerektiğini söyledi. Özellikle ülkeyi tehdit eden Sovyet yayılmasıyla ilgili uyarılarda bulundu. Ermeni ve Yahudi düşmanlığının doğru olmadığını, birtakım güçlerin özellikle tahrik etmek için uğraştıklarını da Musevi Cemaati’ne iletti. 500 yıl önce bu ülkenin Yahudilere kucak açtığını söyleyerek, hiçbir düşmanlığın söz konusu olamayacağını, Türk milletinin dokusunda böyle bir düşmanlığın bulunmadığını da söyledi. Cemaat liderlerinden de tahriklere karşı dikkatli olmalarını istedi. Türkeş Bey’e çok büyük hürmet gösterdiler.

Ortodoks Kilisesi’nin önde gelenleriyle görüşme

Üzeyir Garih’in bu görüşmeden sonra 50 bin Lira bağışladığı iddianameye girmiş olsa da benim bildiğim MHP’ye yaptığı bağış bundan daha fazla bir rakamdır. Gerek o dönem gerekse sonrası için şöyle bir tespit yapmakta fayda görüyorum: Türkeş’in hiçbir konuşmasında Ermeni ve Yahudi aleyhtarlığına rastlamanız mümkün değildir. Türk Ortodoks Kilisesi’nin önde gelen isimleriyle de görüşmeleri olduğunu biliyorum. Türkeş gerek Ermeni, gerek Musevi ve gerekse Ortodoks Kilisesi’nin önemli isimleriyle yaptığı tüm görüşmelerde, “Sizin menfaatlerinizle Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri örtüşüyor. Dışarıdaki tahriklere kulak asmayın” demiştir.

Darbe olacağını 30 Ağustos’ta anladık

“Darbe olacak” haberlerini o kadar çok duyuyorduk ki kanıksamıştık. Ancak ihtilalden 10 gün önce bu sözlerin çok da yanlış olmadığını gösteren bir olay yaşadık. 30 Ağustos 1980... Zafer Bayramı kutlamaları yapılacaktı. MHP yönetimi olarak Genelkurmay Başkanlığı’na gittik. Sabah törenlerine katılıp oradan da hipodromdaki geçit resmine dahil olacaktık. Bir yıl önceki kutlamalarda komuta kademesinden hepimize büyük bir ilgi ve yakınlık gösterilmişti. Ancak bu defa içeri girdiğimizde buz gibi bir havayla karşılaştık. Kenan Evren törenin başlamasına çok az bir süre kala geldi. Liderlerin ellerini sıkıyor ama hiçbirinin yüzüne bakmıyordu. Hepimiz tedirginlik duyduk... Tören sonunda merdivenlerden inerken Türkeş’e, “Bir anormallik var. Hipodromdaki törenlere katılmayalım” önerisi getirdim. Türkeş haklı olduğumu söyledi. Partideki toplantıda “Benim bu fotoğraftan anladığım darbenin yolda olduğudur” dedim ve Türkeş de beni onayladı.

Türkeş’in Evren’e yazdığı mektubun sırrı

İhtilal sonrasında Türkeş’le Dil Okulu’ndaydık... Türkeş, Kenan Evren’e bir mektup göndermeye karar verdi... Ekim ayının son günleriydi. Türkeş, Evren’e mektup taslağını daktilo ettirmek için beni odasına çağırdı... Türkeş söylüyor ben yazıyordum. Ancak mektup ilerledikçe canım sıkılmaya başladı. Çünkü öyle ifadeler var ki Türkeş’in onları kullanması mümkün değildi. Sonunda dayanamadım, ”Zatı alinize bu öneriyi kim getirdi?“ diye sordum. GİK üyemiz Sait Bilgiç’in verdiğini söyledi. Bunun üzerine, ”Olmaz efendim. Benim rızam yok böyle bir mektup göndermenize“ dedim... Ancak çok canım sıkıldı. Çünkü o mektup giderse, aşağıdan alan, adeta Evren’e ricada bulunuyormuş izlenimi veren bir durum ortaya çıkacaktı. Türkeş mektuptan söz etme dedi, ama mümkün mü?” “Durumu Sadi Somuncuoğlu, Nevzat Köseoğlu, Cengiz Gökçek’e anlattım. ”Evren’in elini öpeceğiz“ deyince paniğe kapıldılar. Topluca Türkeş’in odasına gittik... Türkeş yeni bir taslak yazmamızı istedi... O ekip olarak ikinci bir taslak hazırladık. O mektup 1 Kasım 1980’de Evren’e gitti.”

Taha Akyol’la hücre arkadaşlığı

Türkeş’in kaçışını organize ettik ve ben bir süre sonra Ankara’da gazetecileri çağırıp teslim oldum... Dil Okulu’nda rahat durmayınca bizi Mamak’ta A Blok, Tecrit 2, Ön 38 numaralı hücreye aldılar. İdam mahkumlarını da Ön 35 ve 36 numaralı hücrelerde tutuyorlardı. Oda arkadaşım Taha Akyol’du. O hücrelerde bugün bile tartışılan, hesap sorulması gereken birçok iddiaya şahit olduk. Mesela bizden önce yanımızdaki hücrede kalan ülkücü bir genç için “Kendini astı” diye tutanak tutmuşlar. Ne kadar doğru belli değil. Çünkü orada bir insanın intihar etmesi mümkün değildi. O imkan olsa zaten ben kendimi asardım. Böyle soru işaretleri taşıyan olaylar da oluyordu. Mesela nöbetçi bir er geliyor, “Yandaki kendini asmış” deyip gülmeye başlıyordu.

Mamak cehennemi

 

Cezaevi Komutanı Albay Raci Tetik’ti. Tetik, gaddar, insanlıktan nasibini almamış bir adamdı. O dönem cezaevinde 3 sol görüşlü, 2’si sağ görüşlü 5 kişiyi döverek öldürttüğü iddiaları vardı. Ölümlerin ardından cezaevi doktoruna “İntihar etti” raporları düzenlettirildiği söyleniyordu. Bunların hiçbirini ispatlayacak durumda değilim ama bu dedikodu çok yaygındı. Hücreler korkunç yerlerdi. Bir delikten ışık sızıyor. Aşağıdan size bir yoğurt kasesinin içinde günde bir sefer çaya benzeyen şeyler veriyorlardı. Bunu almak için elimi uzattığımda çavuşun elimi ezmesini hâlâ unutmuyorum. Çavuş elime basınca sıcak su elime döküldü... Hücrelerde gece mi gündüz mü anlamınız mümkün değildi. Öyle bir psikoloji ki, artık hayat bizim için bitmiş gibi hissediyorduk.

Erbakan nasıl pijamasız kaldı?

 

MSP’liler 11 ay yattıktan sonra Dil Okulu’ndan topluca tahliye oldu... Aradan sadece üç gün geçti. Biz odadayken kapı açıldı ve Erbakan Hoca lacivertleri çekmiş bir halde kapıdan içeri girdi. Bayramlaşmak için yanımıza geldiğini düşündük. Ama çavuşun elinde pikeleri görünce durumu anladık. Erbakan Hoca durumu ”Kırıkkale’de bir bakkal dükkanında kaset bulmuşlar. Onunla ilgili ifade vermeye gittim, tutukladılar“ sözleriyle anlattı. Önümüzde 9 günlük bayram tatili vardı. Erbakan Hoca’nın ise bir tek kıyafeti bile yanında değildi. Hoca’yla ölçülerimiz tutunca temiz olan bir takım pijamamı, el havlusu, banyo havlusunu kendisine verdim.

Vatan - Pazar

Yorumlar (2)
Huseyin Kansiz 12 yıl önce
Bi yandan bunlari yayinlamayi surdururken obur taraftan anap doneminde saglikta ilacta yapilan yolsuzluklari da anlatsin bizlere.Sayin okuyan bisey yapamiyorum diye kafasini duvarlara vurmustu.Devletin bakanini sermaye sahipleri nasil tehdit ediyor bu memleketin civisini nasil cikariyor onlari da anlatsin bizlere.Anlatsin da vatandas okusun ogrensin gercekleri gorsun...
latif Yazan 12 yıl önce
Yazının 'kaçtı' 'kovaladı' şeklindeki başlığını beğenmedim.Kaçanı da kovalıyanı da bu büyük millet iyi bilir.Bu kaçmak ,kovalamak değil başbuğun çapulçulara nasıl çalım attığının resmidir ..İyi biline..
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31
Namaz Vakti 25 Haziran 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Günün Anketi Tümü
Çayeli Belediyesi'nin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?