Bakan Uraloğlu: 15 Temmuz gecesini 'aziz milletimizin zaferi' olarak tanımlıyorum
Bakan Uraloğlu: 15 Temmuz gecesini 'aziz milletimizin zaferi' olarak tanımlıyorum
İçeriği Görüntüle

İnsanlığa rehber olarak indirilmiş Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, içinde pek çok kıssa barındırmaktadır. Bu kıssalar sadece tarihî olaylardan ibaret değil aynı zamanda insan psikolojisi, toplum dinamikleri ve iman-inkâr mücadelesine dair evrensel gerçeklerdir. Kehf Suresi’nin 32-44. ayetlerinde anlatılan “İki Adam” kıssası da bu anlamda özellikle servet, kibir ve inkâr arasındaki tehlikeli ilişkiyi gözler önüne seren bir sosyolojik ve teolojik tahlildir.

Kıssanın Özeti: İki Bahçe Sahibi

Ayetler, zenginlik ve nimetlerle donatılmış iki bahçesi olan bir adamı sahneye koyar. Bahçeler, hurmalıklarla çevrili iki üzüm bağı, aralarında sular akmakta ve her türlü mahsul verimli bir şekilde yetişmektedir. Adamın bir de fakir olan bir mümin arkadaşı vardır.

1. Kibrin ve Gururun Dışa Vurumu (Ayet 32-36)

Zengin adam, arkadaşıyla konuşurken içindeki kibri ve gururu dışa vurarak malının çokluğu ve servetinin büyüklüğü ile övünür. “Ben, malca senden daha zengin ve insan sayısı bakımından da senden daha güçlüyüm” der. Kendisine sunulan bu nimetleri, kendi şahsi başarısı ve üstünlüğünün bir kanıtı olarak görür. Hatta daha da ileri giderek, “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şayet Rabbime döndürülecek olursam, andolsun ki orada bundan daha iyisini bulurum.” diyerek bir anlamda ahireti inkâr eder ve dünyadaki servetinin karşılığının ahirette de verileceği gibi çarpık bir inanç besler. Bu, maddi zenginliğin insanı nasıl bir manevi körlüğe sürükleyebileceğinin çarpıcı bir örneğidir.

2. Mümin Arkadaşın Uyarısı: İman ve Tevekkülün Sesi (Ayet 37-40)

Mümin arkadaşı onu, kibir ve inkara sürükleyen bu düşüncelere karşı uyarır. Konuşması, bir tevhit ve tevekkül manifestosu gibidir:

Tevhit Vurgusu: “Seni (ilkin) topraktan sonra nutfeden (spermden) yaratan, sonra da seni bir adam (insan) kılığına koyup şekillendiren Allah’ı nasıl inkar edersin?” diyerek yaratılış gerçeğini hatırlatır ve kibrin temel dayanağını yıkar. Her şeyin aslının toprak olduğunu söyleyerek mülkün gerçek sahibine dikkat çeker.

Tevekkül ve İman: “Lâkin O, benim Rabbim olan Allah’tır. Ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam” diyerek kendi inancının temelini açıklar. Onun gücü ve güvencesi malı mülkü değil, Rabbi’dir.

Somut Bir Dua ve İkaz: Mümin arkadaşı, son olarak çok anlamlı bir dua ve ikazda bulunur: “Keşke sen bahçene girdiğinde, ‘Mâşâallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin!” Bu ifade, her nimetin asıl kaynağının Allah olduğunu kabullenmenin pratik bir yöntemidir. Ardından, Allah’ın kendisine onun bahçesinden daha hayırlısını verebileceğini veya onun bahçesine gökten bir afet gönderip onu çıplak ve kaygan bir toprağa dönüştürebileceğini söyleyerek, iktidarın ve servetin ne kadar kırılgan olabileceğini gösterir.

3. İlahi Adalet Tecelli Ediyor (Ayet 41-42)

Nitekim ilahi irade tecelli eder ve uyarı gerçek olur. Adamın bahçesi kökünden kuruyuverir ve bir gün önce kendisiyle övündüğü her şeyi helak olmuş bir vaziyette bulur. Bu ani yok oluş, dünya malının ne kadar geçici ve aldatıcı olduğunun somut bir göstergesidir. Ayet, adamın pişmanlığını şu şekilde aktarır: “… Bağı uğruna yaptığı masraflardan ötürü çırpınmaya başladı. ‘Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmamış olsaydım’ diyordu.”

4. Nusret Ancak Allah’tandır (Ayet 43-44)

Bu yakarış ona elbette bir fayda sağlamadı. Zira o, kendisine verilen imkanları kendinden bildi ve nimetin asıl sahibini unuttu. Nihayet hüsrana uğrayanlardan oldu. Bu hakikat ayetlerde şöyle yer buldu: “O’na Allah’tan başka yardım edecek yandaşları da yoktu; kendisi de (bu felakete) engel olamadı. İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah’a mahsustur. Mükafatı en iyi olan O, güzel akıbeti veren yine O’dur.”

Kıssadan Çıkarılacak Temel Dersler

1. Servet Bir İmtihandır: Mal ve mülk, insana verilmiş bir emanet ve imtihan aracıdır. Asıl sorun, servetin kendisinde değil, onun insanın kalbinde yol açtığı kibir, gurur ve şımarıklıktadır.
2. Gerçek Güç Sahibi Allah’tır: İnsan, sahip olduğu her şeyi Allah’ın lütfuyla elde etmiştir. “Mâşâallah” demek, bu gerçeğin farkında olmanın ve şükrün ifadesidir.
3. Dünya Hayatı Aldatıcıdır: Bu kıssa, dünya hayatının ve onun süslerinin ne kadar çabuk yok olabileceğini gösterir. İnsan, asıl ve kalıcı olan ahiret yurdunu unutmamalıdır.
4. İmanın Sesi Her Zaman Dinlenmeli ve Aklıselim İle Davranılmalıdır: Mümin arkadaş, aklıselimin ve imanın sesini temsil eder. Kibirli insan bu uyarıları dinlemez ve sonunda pişman olur. Bu, bize her zaman hakikati söyleyen ve bizi uyaran kişilere kulak vermemiz gerektiğini öğretir.
5. Yardım Ancak Allah’tandır: 44. ayette vurgulandığı gibi, “İşte burada velilik (dostluk ve koruma) hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mükafatı da vereceği sonuç da daha hayırlıdır.” İnsan, dünyevi güçlere ve servete değil, yalnızca Allah’a güvenip dayanmalıdır.

Sonuç

Kehf Suresi’ndeki kısa ama derin anlamlar ihtiva eden bu kıssa, günümüz dünyasında da tazeliğini her dem korumaktadır. Modern insanın maddi başarı, statü ve servet tutkusu, kıssadaki bahçe sahibinin durumundan farksızdır. Ayetler bize, sahip olduklarımızla asla kibirlenmememizi, her nimetin gerçek sahibi olan Allah’ı unutmamamızı ve geçici olan dünya malına aldanarak ebedi olan ahiret yurdunu tehlikeye atmamamızı hatırlatır.

Gerçek zenginlik mal mülk değil, “Mâşâallah” diyebilecek bir kalp zenginliği ve Allah’a olan imandır.

Hazırlayan: Çayeli İlçe Müftüsü Nizamettin Keskin

Kaynak: HABER MERKEZİ