KiÅŸi sevdiÄŸiyle beraber olur, sevip önemsedikleriyle dayanışma içine girer ve sevgisine karşılık bulduklarıyla huzurlu bir çevreyi paylaÅŸabilir. Ancak zengin ve kucaklayıcı gönüle raÄŸmen sevgisine haset ve iticilikle karşılık bulanların kendisini güdüleyerek böyle bir ortamı ilânihaye yaÅŸaması da yaratılışa aykırı bir durumdur.
İşte sivil toplum örgütçülüÄŸü bu eksen üzerinde gönüllü beraberliklerle kendini var edip geliÅŸtirmesi gereken bir harekettir.
Bu önem atfettiÄŸim tespitin ışığında bir izleyicilikle Çayelililerin sivil toplum örgütçülüÄŸüne iliÅŸkin Ankara'daki gözlemlerimi sizlerle paylaÅŸacağım.
Ankara'daki Çayelililerin de azımsanamayacak bir potansiyel güç olduÄŸunu kabul etmeyecek hemÅŸerimiz yoktur sanıyorum.
Gerçi İstanbul'un genellikle Karadenizliler, özelde Rizeliler için Ankara'dan daha çok bir çekim alanı oluÅŸturduÄŸu belli olan bir gerçektir. Ama buna raÄŸmen Ankara'da hem İkizdereliler hem de Çayelililer yine de İstanbul'la kıyaslanamayacak seyrek bir yerleÅŸim içindedirler.
Ankara'daki Çayelililerin ilk dernek oluÅŸumunda Süleyman Karahan baÅŸkanlık görevini üstlendi. Åžimdi TPAO. A.Åž. Genel Müdür yardımcısı olan Ahmet Adanır, Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan Hüseyin HürremoÄŸlu ve Mesut YaÅŸar KamiloÄŸlu, TRT'den Süleyman Sol, GSGM'den Fatih İslam KaraoÄŸlu, Resul ÇomoÄŸlu, Adem AzmanoÄŸlu, Mustafa Bekir, SaÄŸlık Bakanlığı'ndan Süleyman Çepni destek verdiler...
Bir süre Mesut YaÅŸar KamiloÄŸlu dernek baÅŸkanlığını yürüttü. Bu esnada görebildiÄŸim ve hatırladığım kadarıyla beÅŸ yüz kiÅŸilik bir iftar yemeÄŸi EyüpoÄŸlu Oteli'nde gerçekleÅŸtirildi. Bu bol sanatçılı, her katılımcıya bir Türk Bayrağı hediye edilen görkemli yemeÄŸe ben de eÅŸimle birlikte katılmıştım.
Yine bu dönemde Üstad Süleyman Kazmaz'a ''Rizeli Åžairler'' konusunda bir sunum yaptırıldı. Böylece Rizeliler BirliÄŸi Çayelililer DerneÄŸi öncülüÄŸünde ilk ortak sohbeti gerçekleÅŸtirmiÅŸ oldu.
Kısa zaman sonra yapılan dernek kongresinde Dursun Ali Uzun baÅŸkanlığa getirildi. Bu dönemde de Çayelililer birlik içindeki katkılarını ihmal etmediler. Ancak Çayelililerin çözemedikleri mali sorunlar yüzünden, ArdeÅŸenliler gibi bağımsız dernek binalarını terk edip Rizeliler Evi'ne taşınması da bu yönetim zamanına rastladı. Erkenden yorulanlar nöbet deÄŸiÅŸimi isteyince Avukat Hamza Yanar baÅŸkanlığında yeni bir yönetim görev üstlenmek zorunda kaldı. Dursun Bayraktar, Temel LatifoÄŸlu, merhum Vahit Aksoy, Süleyman Karahan… Bu yönetimin diri kalması için çok çaba harcadılar.
Nihayet Haziran ayında yapılan kongre ile ÅŸimdiki yönetim bayrağı devraldı. Fatih İslam KaraoÄŸlu baÅŸkanlığındaki yeni yönetimde daha genç bir zinde grup hizmeti yürütmek gayretinde. Åžimdi hizmet çıtasını daha yükseltmiÅŸ bir ekiple Çayelililer hem Ankara içinde daha iyi örgütlenmeye, hem de diÄŸer illerdeki Çayelili örgütlenmelerle sıkı iÅŸbirlikleri oluÅŸturmaya çaba harcamaktadırlar.
İtiraf etmeli ki, ellerinde önemli imkânlar da var. BaÅŸbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Eski BaÅŸbakan Mesut Yılmaz, Adalet Bakanlığı MüsteÅŸarı ve eski Adalet Bakanı Fahri Kasırga önlerinde her zaman yol ve ufuk açıcı katkılar verecek durumdadırlar. Bu üstünlük Çayelilileri ÅŸevklendirmekte ve gayretlendirmektedir.
Yeni yönetim, hemen bir dergi çıkararak mali durumunu ve örgütlenmesini güçlendirmek çabasındadır. Bunda da baÅŸarılı olacaklarına inanıyorum. Her ÅŸeyden önce bu yayın gelinen noktayı tespit ve varılacak hedefleri iÅŸaretlemek açısından önemli bir iÅŸlev yapacaktır.
Vakıf insan Üstad Süleyman Kazmaz aÄŸabeyimiz ise baÅŸlı başına birkaç dernek sayılır. Yeni bastırdığı 37. Kitabı olan 'Risaleler ve Manzumeler Mecmuası'ndan 500 adedini derneÄŸin gelir kaynağı elde etmesi için bağışlamış olması örnek ve unutulmaz bir yüce davranıştır. SaÄŸlığında bu 'aksakal'ımıza daha fazla ÅŸereflendirici takdirleri hep birlikte sunmak borcunda olduÄŸumuzu unutmayalım.
Çayelililer, Çayelililerin hem göç ettikleri yerlerdeki sorunlarına, hem de kaldıkları ve sılayı rahim yaptıkları baba ocaklarındaki sıkıntılarına mercek tutmak, neÅŸter vurup saÄŸaltıcı etkiler yapmak görevini yüreklerinde hissettikçe aÅŸamayacakları güçlük, çözemeyecekleri dert düÅŸünülemez. Bu, aynı zamanda Rize'nin diÄŸer ilçelerine de ümit verecek, ÅŸevk aşılayacak bir öncülük görevinin de yerine getirilmesi olarak algılanmalı; azimle üstlenilip mutlaka baÅŸarılmalıdır.