Çay Haber - Yöresel Haberin NET Adresi

“Yüreğine Sor!”

15-03-2010
3323 kez görüntülendi

Hayatın onca sıkıntısı arasın da öz benliğinden uzaklaşan inan, kendisini nasıl,ne şekilde yeniden toparlayacak?

 

Kendimizi, sürekli kendi dışımızda anlamak ve anlamlandırmak derdindeyiz maalesef. Doğal olarak bu anlayış bizi nefs muhasebesinden uzaklaştırmakta ve kendimizden kaçmamıza vesile olmaktadır!

 

Düşünürken, düşündüğümüzü ifade ederken de, kendimizi, vicdan kantarımızdan geçirmek derdimiz sanki nihayi düşüncelerimizin tezahürü değil gibi geliyor bana…

 

Yanlış düşünmek, hatalı tespitler yapmak, insan doğasında var olan şeyler. Öyle düşüncelerimiz ve onun yansıması öyle hatalarımız var ki, insanın kendisini ve çevresini zarar verebilmekte…

 

Kendimizin olmadığı düşünceleri ifade etmek, onunla her karşılaştığımızda bizi duygu ve düşünce bunalımına itmektedir…

 

İnsan kısa mesafe koşucusu değildir. Bu tespite her birimiz katılmamıza rağmen ,düşüncelerimiz de ve aldığımız kararlarda maalesef inandığımızın aksine davranmaktan da geri durmuyoruz!...

 

İnsanın kendini inanmadığı şekilde tarif etmesi ya da ifade etmesi,bana öyle geliyor ki,hayata dair sıkıntılarımızın asıl kaynağını oluşturmakta….

 

Bu durum, ben her ne pahasına olursa olsun, mutlu ve huzurlu olayım,benim dışımda ki dünya nasıl olursa olsun mantığının en barız şekilde yansımasının resmidir…Kendi inandıklarını unutarak,hayat sürdüğünü düşünmek insanı nereye kadar götürebilir ki?

 

Kendisiyle baş başa kalan insan, biliyor ki, inandığı şey, dışa yansıyan görüşleri değil, perdelediği,kendisini haps ettiği vicdanının sesinde duyduğu gerçekleridir!

 

İnsanın düşüncesi, hele vicdanı, onu, yaratılanlar arasında farklı kılan en önemli değeridir… Bu hikmetin sırrına varan insan,hayatı,onun manasını,bu hayatta ki dramları,sorunları,isyanları elbette görüyor ve görebilmelidir de…

 

Bu hakikatleri arayan insan bana göre imtihanın sırrına vakıf olmuş demektir. Düşünen insanın hikmet arayışında ki en büyük yol göstericisi onun vicdanıdır. Eğer vicdanımızı ,günlük gelişmelere ve menfaatlere peşkeş çektiriyorsak “insanın kendisini bilmesi” diye özetleyeceğimiz “şuurumuz” yok demektir….

 

İnsanın bu çıkmaz sokağı, günlük menfaatlerden, ihtiraslardan, taklitlerden kurtulamamış, sadece kendisini düşünen bir başkasını düşünmeyen insan profilinin cemiyete olumsuz yansımasının temel nedenidir.

 

İnsan bu hayat macerasında mutlu, huzurlu olmak istiyor bu doğru ama kendi hayatını yaşanılır kılmak için kendi dışındakilerin de mutluluğunu düşünmek zorunda değimlidir? Bu soruyu her insan kendi yüreğine  sormalı ve vicdanlı cevap vermelidir…

 

Böyle bir yazı kaleme almamın sebebini bana sorabilirsiniz elbette… Hafta da bir de olsa sizlerle bu sayfa aracılığıyla buluşuyor dertleşmeye çalışıyor düşüncelerimi aklı ve vicdanı süzgecimden geçirerek sizlere ulaşıyorum. Bu toplum maalesef, itirazı ve derdi olmayan bir kalabalıklar yığını haline geldi! Bu durumu irdelemek ve her birimizin fıtrattan gelen güzelliklerimize geri dönmemiz gerektiği konusunda ki umutlarımı sizlerle paylaşmak adına yazmaya çalıştığımı söyleyebilirim...

 

Yazdıklarımı daha veciz bir şekilde ifade etmesi bakımından yazımın sonunda Cemil Meriç’e sözü bırakıyorum “Hayatı anlamadan geçip gidiyoruz. Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak,zekanın daha işlek,ruhun daha huzurlu olması demek. İçlerinde böyle bir canlılık, böyle bir hayat çoşkunluğu duyanlar dünyanın biricik hakimleridir”

 

Son günlerde vizyona giren ve Rize’miz de çekilen sinema filminin adın da olduğu gibi insan bu durumu anlamak ve anlamlandırmak için bir kez daha “yüreğine sormalıdır” çevresinde olup bitenleri….

 

Görüşmek üzere,Allaha emanet olun……

Yorumlar

  1. çıkış yok
    hayatı anlamadan geçip gittiğimiz konusunda kuşku yok ama bugünki insanı çaresız bırakan kapitalıst düşünce ve onun eylemleri her tarafımızı kuşatmış maalesef,çıkışta çok zor.

  1. sordum
    Sayın Akın sanki sizinle bir gün onceden konuşmuşum da ondan sonra bu yazıyı yazmişsınız.yanı içimde olan budurun sanki bana uyarlamiş gibi.Sızınde yazınızda belirttiğiniz gibi yanliş düşünmek hatalı karar vermekgibi,acaba bende yanliş mi düşünüyorum sıze sormak istedim.Yani yüreğime sordum.buYÜREĞİNE SOR filminde anlatılmak ıstenen el altından başka şeylermi beni başka düşüncelere sefk etti.Sanki filmin geçtiği bölgede halen daha insanlar özgürce yaşayamıyormüş veye yaşayıpta ses çıkaramiyomüş nefes alamıyomüş nefes almak için yillarca sesiz kalma durumu falan.ben şimdi soruyorum o bolgede halen daha butıp vakaların oluyor olabileceği ihtimali.Sızce ;

  1. dertle ortak
    zaman su gibi akıp giderken insan manevi değerlerine sırtını dönmüş hayat sürüyor.Etrafında o kadar dertli olanlar var ki bu dertlilere dönüp bakması için ancak kendiside o derde mustahak olması gerekiyor. Bu insanliğin ortak sıkıntısı.

  1. ketüm
    buzkentli arkadaşakatılıyorum bende bu sadece güncel meselelerin karşılığı olan bir kırılma noktası değil,daha derınlerde aranması gereken bir kırılma,yazar arkadaş bu konuda ketüm davranmış!

  1. KİŞİNİN DÜNYASI YÜREĞİ KADARDIR
    GÜZEL DOST ABDURRAHMAN BEY...YAZILARIN ULAŞTIĞI GÖNÜLLERE RUH VERMEKTEDİR,DİLEĞİM BU HİZMETLERİNİN DEVAMI...SAĞLIKLA KAL.



Yorum Yaz