Çay Haber - Yöresel Haberin NET Adresi

Payitahta İki Gün…

22-02-2011
3866 kez görüntülendi

Yolculuk yapmayı çok severim… Hele kafa dengi arkadaşlarım olursa, tabiri caizse bu yolculuğun tadına  doyulmaz  benim için… 

Hafta sonu kuzenlerimle birlikte İstanbul’a gittik…

Orhan Okumuş, Romyn Teksil Firması sahibi Mehmet ve Cemal Toplak Kardeşlerimle yaptığımız bu İstanbul seyahati gerçekten İzmir’de yaşayan bizler için hem tecrübe hem de İzmir’in kıymetini yeniden hatırlamamız açısından çok verimli geçti! 

İstanbul’da yaşayan dostlarım kızmasınlar ama geri dönüş yolunda yol arkadaşlarımla hemfikir olduğumuz nokta, İstanbul’da yaşayanlara Allah kolaylık versin olduğuydu! 

Ama gülü seven dikenine katlanır misali, İstanbul’da yaşayanların tarihle iç içe olan yaşam mücadelesini de kıskanmamak elde değil tabii ki! 

Cuma gününden geriye dönüşümüz olan Pazar gününe kadar yaşadıklarımızın kısa bir panoramasını yapmak istiyorum... 

İzmir’de doğup büyüyen kuzenlerimin İstanbul’a bakışlarını bizzat gözlemek ve onların üzerinden bu düşüncelerimi sizlerle paylaşmamın sağlıklı olacağını düşünüyorum… 

İstanbul da ki her attığımız adımımızın onlar tarafından hayretle karşılanmasını bizzat gördüm! Öyle ki, ilk gün İstanbul’un konumunu kuzenlere anlatana kadar göbeğim çatladı! 

Gidiş sebebimiz tekstil ticaretiyle iştigal eden kuzenlerimin İstanbul piyasasını daha yakından tanımak isteği olduğundan dolayı, çok fazla dolaşma imkânımız oldu bu seyahatimiz de… 

Onların isteği üzerine, her gittiğimiz yerin tarihi mekânlarını da gezme imkânımız oldu. Merter’de başlayan startla birlikte İstanbul’u tabiri caizse tam manasıyla tavaf ettik diyebilirim! Merter de, yılardır görmediğim sınıf arkadaşım Suat Salihoğlu’nun misafiri olduk ve harika bir kahvaltıyla koşuşturmamıza da başlamış olduk… 

İş dışında ki ilk durağımız Taksim ve civarıydı… Taksim meydanında ki saygı duruşumuzdan sonra İstiklal caddesini bir boydan bir boya yürüyerek Galata Kulesine ulaştık. Kuleden İstanbul’u seyretmenin doyulmaz keyfini yaşadık. İstanbul dışarıdan bakanı kendisine hayran bırakacak harikulade bir tarihi dokuya ve güzelliğe sahip. Ama içine girdiğinizde size bıkkınlık hısı veren bir karmaşanın da merkezi! Arabamızı Taksim meydanın da bir otoparka bıraktığımızdan dolayı geri dönmek durumu vardı ve biz tarihi Tramvaya binerek İstiklal caddesinin bitmek bilmeyen kalabalığını arkamıza bırakarak Beşiktaş’a indik… 

Dolmabahçe’den geçerken Beşiktaş’ı tutan Mehmet ve Cemal’e, Pazar günü sizi çimlere gömeceğimiz yer işte burası diye İnönü Stadyumunu gösterdim! Beşiktaş meydanından sonra Boğaziçi Köprüsüne yöneldik. İstanbul’u boğazdan seyretmenin keyfiyle birlikte Beylerbeyine indik. Amcaoğlum Mustafa ile ayaküstü sohbet ettik ve Üsküdar’dan Kadıköy’e geçtik… 

Otel işini uzun uğraşlardan sonra hallettikten sonra Kadıköy altı yolda bulunan meşhur “Ramız” köftecisin de köftelerimizi yerken saat gece 23’sular civarıydı. Oradan Bağdat Caddesi ve Moda ya indik. 

Cumartesi sabah kahvaltısını kaldığımız otelin üst katında boğaz manzarası eşliğin de yaparken geçtiğimiz günlerde talihsiz bir şekilde yanan Haydar Paşa Garını ve sabah sabah insanların koşuşturmalarını izledik… 

Arabamızı Kadıköy’de bırakarak Vapurla Eminönü ne geçtik. Boğazdan geçerken ben kuzenlere mihmandarlık yapmaya çalışıyordum. Her gördükleri tarihi yapıyı soruyor ve okkalı cevaplar istiyorlardı! Nihayet Eminönü ne geldiğimizde asıl gitmemiz gereken Mercan yokuşuna giderken tarihi Kapalı çarşıyı da gezme imkânımız oldu. 

Mercan yokuşu bittiğin de bizde bitmiştik! Mercan yokuşunun bitiminde ki tarihi “Kılıç Paşa Camii” ve hemen karşısın da bulunan Beyazıt Meydanını gezdik. İstanbul Üniversitesinin meşhur kapısında resim çektirme telaşına düşen Orhan kardeşime inat biz diğer kuzenler meydanın etrafında ki tarihi dokuyu temaşa ediyorduk! 

Beyazıt den sonra ki durağımız İstanbul’un bir diğer uzak yeri İsçot çarşısıydı. Bizim gibi İzmir’den gelenlerin anlamakta güçlük çektiği İstanbul trafiği içerisin de gideceğimiz yerlere en kısa zamanda ulaşmak isteği, insanı canından bezdiriyor doğrusu!

Oradan geri dönüşümüz Karaköy oldu. “Yerebatan Camisi” İstanbul’un gizli kalmış hazinelerinden bir tanesi doğrusu. Camii gezdikten sonra Eminönü ne balık ekmek yemeye geçtik. Doğrusu o kadar özlemiştim ki burada balık ekmek yemeyi anlatamam… Daha sonra yol arkadaşlarımla birlikte geç vakitlerde Kadıköy’e vapurla geçtik Eminönü’nden…

Şu hakkı da teslim etmek istiyorum. İstanbul’da ki tarihi eserlerimize çok güzel bakılıyor. Tarihi eserlerimiz restorasyon ve çevre düzenlemeleriyle birlikte geçmişte ki izbe görüntülerden kurtulmuş olması benim gibi tarihe ve tarihi eserlere değer verenleri memnun eden bir gelişme doğrusu… 

Gece saat 03 e kadar Kadıköy de zaman öldürdükten sonra İzmir’e geri dönüş yoluna girdik. İzmir’e geldiğimiz de kuzenlerin sevincine diyecek yoktu doğrusu! Öyle ki, Mehmet Kardeşim “Ey İzmir bir daha senin gecekondularından, beceriksizce yöneltildiğinden bile şikâyet etmeyeceğim” diye felsefi bir söz bile etti! 

Ama kuzenler bu duygudayken ve “İstanbul’un en sevilen yanının İzmir’e geri dönüşü olduğunu” düşünürlerken, ben bir tarafımın “Payitahta” kaldığını açık yüreklilikle ifade edebilirim!... 

Görüşmek üzere, Allaha emanet olunuz… 

Yorumlar

  1. SİTEM
    MEHMET HÜSREV GİBİL MHP GELENEĞİNDEN GELEN BİRİNİ PAZARLARKEN,AKP NIN DOĞMASINA SEBEP OLAN MİLLİ GÖRÜŞ GELENEĞİNDEN GELEN HÜSEYIN KAYA GİBİL BİR INSANDAN NEDEN BAHSETMİYÖN..

  1. Çok guzel bir manzara
    Azerbaycanda yaşasam da Türkiyeni yalnız televiziyadan seyr edirem .. ve bu guzelliklere hayran kalıram... Abdurrahman dostumun bu guzelikleri . tarihi manzaraları gezib görmek . hakkında yazması da çok guzel..amam her kese kendi yaşadıgı yer daha tatlı gelir .. nerde olursansa ol yene de vatan dedigin . yaşayıb böyüdügün yer sana hepisinden daha degerlidir..

    bir azeri bayatısıyla spözümü bitirmek isterim ..

    Ezizim veten yaxşı .
    Geymeye ketan yaxşı
    Gezmege Kerib ölke.
    Ölmege veten yaxşı ......


    saygılarımı sunarım ...)

  1. ist
    Sayın Akın hani eyüp sultanda dua,piyerlotıde çay zamanmı bulamadınız.Saygilar.

  1. hem ziyaret hem ticaret
    çok gzüel bir seyahat olduğu belli ,dolu dolu geçmiş hem ziyaret hem ticaret tadında. bu kadar kısa sürede bayağı yerlerde gezilmesi yazar adına sevındırıcı. tarihi yerlerimizin bu iktidar tarafından yeniden halka kazandırılmasını bizzat yerinde tespit etmek de güzel.

  1. Gezelim... görelim...
    İstanbul geçmişten gelen ve ne olursa olsun gizemini,güzelliyini,tarihi geçmişi ve tarihi yapılarıyla büyüleyici bir megakent bir dünya harikası yer deyebilirim...doğrusu ben İstanbulda bir gün oldum gezmek nasip olmadı ama bu şehirden giderken;ben mutlaka döneceğim ve gezeceğim bu şehri;düşünceleriyle ayrıldım İstanbuldan...yazınızı okuduktan sonra ismini yazdığınız tarihi yerlerin fotoraflarını netten bulup baktım ve daha bir heves heyecan doldu içime şuan gezi pilanlarımın başında duruyor İstanbul..bence ne kadar geniş anlatılsa bile İstanbul kelimelere, cümlelere sığmayacak kadar büyük ve anlatılması son derece füsunkar ve harikulade bir canlı tarih..yazınızın ve gezinizin hayırlara vesile olması dileğiyle sizi kutluyorum ve bizimle paylaştığınız için ayrıca teşekürlerimi saygılarımı sunuyorum Abdurrahman dostum...:)

  1. YİNE BEKLERİZ EFENDİM...;)
    Sevgili A.AKIN..öncelikle hoşgelmiş fakat hoş dönmemiş gibi görülsede...evet İstanbullunun çilesi küçümsenmeyecek kadar azimdir lakin bu şehrin büyüsü başkadır.Hele bir tadını almaya gör İstanbul'un vazgeçezsin ,çekilmesi zor bir kadın gibidir;çekemezsin ama yinede vazgeçemezsin aşkından:)üstadım!Eyüp Sultanı ziyaret etme fırsatı bulamamışsın piere Lotti'de nazar-ı İstanbul edememişsin ve daha nice güzellikleri görememişsin,umarım tekrar gelirsin güzel fakat çekilmez şehrime:)sevgiler dostum...Kalemine sağlık..not:trafikteki keşmekeş beni'de öldürüyor:)

  1. İstanbul
    Güzel bir gezi yazısı fakat çok fazla yer gezilmemiş.İstanbul öyle iki gün derme çatma dolaşılacak bir yer değil. Her tarafından tarih fışkıran bir şehir.Kuzenleriniz İstanul bu kadardı diye anlamamış olsunlar barı!

  1. güzel bir tasvir...
    Sayın Abdurrahman bey sanırım gezmeyi ve gördüğün yerleri bizzat anlatmayı düşünerek yazdığın bu yazı bir yazarın gezi yazısı olabilecek kadar güzel. resim zaten bunun bir örneği olma özelliğini taşımaktadır.senin en büyük özelliğin araştırma yaparak yazmak. bunu en çok ben biliyorum ama sanırım seni iyi takip edemeyen bazı okuyucuların ne demek istediğini ve yabancı kelime ibaresi olan kullanımlarını çözememiştir.Tabiki bizi ilgilendiren onların anlayaıp anlayamadığı değil bizim alakamız yazınızın özü ile alakalıdır. İsterdimki hayatının en uzun dönemlerini yaşadığın şemşonun sertten başlayıp rizenin güzel yaylalarını şöyle bir tasvir edip bizi oralara hayal aleminde olsada götürsen. bu isteğimizi gelecek yazınızda bekleriz. selamlar

  1. memnun olduk yine bekleriz
    arkadaşım birdahaki seferde inşanlah beraber dolaşırız geçmişi yad ederiz çilesi çekilmez ama güzel yönleride pek çoktur görüşmek üzere allaha emanet ol.....



Yorum Yaz