Çay Haber - Yöresel Haberin NET Adresi

İzmir Uyuyordu!..

06-06-2011
3302 kez görüntülendi

Yeni bir seçim sürecinin son düzlüğüne girmiş bulunuyoruz… Her birimiz cidden gerildik ve bir an önce 12 Haziran’ın gelmesini istiyoruz! 

Elimden geldiğince bu seçim sürecinde sizlerle duygu ve düşüncelerimi paylaşmanın çabası içinde oldum. Zaman zaman siyasi parti genel başkanlarının üslubuna gönderme yaparak eleştiri hakkımı kullandım… 

Proje yerine daha çok sen ben kavgası şeklinde geçen bu seçim sürecinde,akıllarda kalan ve merak edilen, sanırım bir partimize kurulan komplolar sonucu birilerinin Türkiye’miz üzerine kurgulamaya çalıştıkları senaryoların seçim sonuçları üzerinde ki etkileri olacaktır!... 

Ben seçime giderken, siyasetten uzak,iç dünyama yolculuk yapmaya çabaladığım ve bu bağlamda kaleme aldığım bir şiirle Pazar gün ki seçimi beklemeye  başladım bile!... 

İnsan gerçekten kendisini en güzel şiirde ifade edebiliyor diye düşünüyorum…”Çayeli Sevdalıları” isimli şiir kitabının önsözünde şiirle ilgili şunları yazmıştım… 

“Şiir neyin hikayesidir?.. Bunu her okuduğum şiirde yıllardır arayan birisiyim.Dostluğun mu?Gurbetin mi?Şefkatin mi?Merhametin mi? Uzaklığın mı? Ölümün mü? Evet neyin hikayesidir şiir? 

Yüreğimizde bir sızı var ve onu duyurmak için kelimelerle bir duygu köprüsü kurarak,idrak kokusunun duygularla hemhal olmasıyla ortaya çıkan ahenkli melodilerdir şiirlerimiz… 

Şairler Sultanı Necip Fazıl, “Şiir mukaddes eşiğin süpürgesi; şair de boynunda ki süpürgecilik borcuyla insanoğlunun en yüksek rütbelilerinden birisidir…”diye tarif eder şiiri ve şairi…

Özcan BEYAZ kardeşimle görüşmelerimizden birinde ,Çayeli üzerine yazılmış şiirlerle ilgili bir kitap hazırlığımız var dediğinde,birden Çayeli’mizi,köylerimizi,yaylalarımızı düşündüm ister istemez…Bizim oralarda söylediğimiz türkülerimiz…hepsi şiir tadında duygularımızın melodik bir şekilde dışa vurumu değimliydiler diye… 

Ben inanıyorum ki; kitaba girecek Çayeli şiirleri, Merhum Servet ÇOMOĞLU’nun “şimdi gurbette değil sanki Çayelindeyim” ifadesinde olduğu gibi gurbette ki bizleri,Çayelinin sokaklarında,köylerin de,yaylaların da gezdirir ve bu şiirleri “seni yürecığımın ta için de sakladım” mısrasıyla hayat bulan şekliyle duygularımıza yorgan yapabiliriz…

Unutmayalım, yüreği sızlayan her insanın yaşattığı şiir tadında bir hayatı vardır…” 

Yüreğimin sızladığı bir anda iç dünyama yaptığım yolculuklardan birinde duygularımın kesiştiği satırları sizlerle paylaşıyorum…. 

Gece baktım dışarıya,uyuyordu İzmir….

Şafak sökmek üzereydi…tatlı ılık bir rüzgar eşliğinde…

Uyuyordu İzmir…

İncir altından ta Karşıyaka ya kadar…

Hastanelerde  de ışık yoğunluğu…belli ki dert oralardaydı!..

Bomboştu sokaklar…

Başıboş gezen kediler ve köpeklere emanetti…

Deniz sessiz…Sokaklar sessiz…Dağlar sesizdı…

Ya yüreğim?

Uyuyordu İzmir…

Beratını alamamış insanlara inat uyuyordu İzmir!...

Yüksekten bakmanın böyle bir tarafı vardır ...

İnsan neye, nasıl baktığını daha berrak görebiliyor işte!...

İzmir uyuyordu…

Ben uyumuyordum,yüksekten zemin kaybetmiş halimle!...

Şafağın sökmesini, güneşin doğmasını beklerken…

İzmir uyuyordu!...

Sessiz sessiz ağlarken insanlara inat!..

Belki de; secdeden kalkarken, bitmesini istemediğim bir geceden sonra…

 İzmir uyuyordu sahiden!... 

Görüşmek üzere,Allaha emanet olun…

Yorumlar

  1. aşk buolsa gerek
    Sayın Akın insani yazmaya sevk eden sebeplerin en önemlisi aşk olsa gerek aşkka tutulan vatan ,doğa,sıla,memleket en önemlisi allah aşkı insan tutulmaya görsün tütülünca kişinin dugularını kalem vasıtası ile kağıda yansıyan hali,şiir işte akı verir dere gibi ta insanin bağrından kopar gelir ve şiir ortaya çikar.tabiyi bazi insanlar vardır bizler gibi bu aşkla kavrulan ama sadece başka şairlrin yazdıkları ile idar ederiz kendimizi onum mısralarında ararız yazma cesaretimiz yoktur,belkide korkarız kimisi bu güdüsünü yazarak kullanır,kimisi cizerek har halde bizde okuyarak bu hasretimizi tatmin ediyoruz.Sızler yazdıkça değil yazdıklarınızın içinde kendimi buldukça sizi takip edeceğim.saygılar

  1. Şair Olunmaz, Şair Doğulur...
    Şair ve Şiir...Kimdir Şair, nedir Şiir? "Şiir kalpten geçen bir hadisenin lisan halinde tecelli edişi; hissin birden bire lisan oluşu ve lisan halinde kalışıdır." demiş Yahya Kemal Beyatlı. Sessiz bir şarkıdır şiir, insan ruhunun maddeden kurtuluşudur belki de... Nihayetsizlik düşüncesidir bir anlamda; mahdudiyetlere sığmayan insan ruhunun nihayetsizliklere gömülmesidir şiir. Savrulma sanatıdır sözçüklerin. Ki yazarken şiirlerini ve savururken sözcükleri, o sözcüklerin içinde savrulur şair. Ve Şair olunmaz, Şair doğulur. Şair olduğunu bilmez Şair, anlar...ve anladığı zaman da şiirden başka seçenek özgürlüğü olmaz. Yaşayarak, tadarak yazar şiirlerini şair; sanatı, hayat anlayışı, hisleri ve duyguları, yaşam tarzı, kısacası herşeyi; şiirinde vardır her zaman. Bir nevi mimardır şair; ruh halini, hayat hikayesini, yaşadığı ortamı, hayallerini yarattığı güzelliklere samimyetle yansıtan bir mimardır. Ve dünyadaki hiçbir güzelliğin kendini ıspata ihtiyacı olmadığı gibi, şairin de kendini ıspata ihtiyacı yoktur...çünkü şair olunmaz, şair doğulur...
    Kaleminize sağlık sevgili Dost. Saygılar ve selamlar Azerbaycan'dan...

  1. BIRAK İZMİR UYUSUN 13 HAZİRAN'A KADAR:))
    Evet sevgili Akın , diğer yazılarından çok farklı bir detaya değinmişsin bu sefer.. Şair ve şiir aslında dudaklarda mırıldanmak istenenin kalp ile birleşerek ruhun sonsuz düşüncesiyle beyne iletilen bir enstrümanıdır.. şiiri kalbe atan ve bunu tüm okuyanlarına dinleyenlerine hissettiren şairdir ki onun söyleyişi ve okuyuşu çok ince bir hüner gerektirir..yazılanı okurken kişiden kişiye nasıl değişiyor ise şiir,yazanıda farklı olunca daha farklı oluyor... aslında hissedilen şey her zaman ruha hitap edilendir..yazılan ve okunan şiir insanı ne kadar derinlere götürüyorsa ve ne kadar sürükleyici olursa şiirin uzunluğu insanı asla bezdirmediği gibi bir an önce öteki mısralara geçmek isteriz.. hele okuyan ne kadar uzakta olursa olsun yürekten ve içten ise hiç bezmeden öylece dinleriz..mesela size en çarpıcı bir şey söylemek isterimki bu günlerde bayağı bir revaşta olan ve tv.lerden seçim arabalarından duymakta olduğumuz parti propagandalarının en çarpıcı ve en içe hitap eden bölümleri şarkılar ve şiirlerdir.. seçmenin kalbine en güzel şarkı ve şiirler ile girileceğini anlamışlar maalesef:)son olarak 12 haziran seçimlerinin vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.. saygılarımla..

  1. okuyucuya saygı!
    Sayın yazarın seçim sonucuna dair yazısını göremedık.Oysa yazar,seçime kadar bir çok seçim yazısı yazmıştı.Okuyucu olarak seçim sonuçları üzerindeki yazısını okumak hakkımız değil mi? Okuyucuya saygı lütfen.



Yorum Yaz