Çay Haber - Yöresel Haberin NET Adresi

HÜZÜN…

22-11-2010
3912 kez görüntülendi

Bu yazımda “hüzünlenme hakkımı kullanmak” istiyorum doğrusu!

Köyden şehirlere akın akın gelen insan maalesef bu iletişim çağında “içtimai yalnızlıkların” içinde debelenip duruyor!...

Aynı apartmanda, yan yana oturanlardan,aynı iş yerini ve aynı sokağı paylaşanına kadar her insan kendisini yalnız hissediyor…

Adet yerini bulsun diye verilen ve alınan selam bile, bu yalnızlığı gitgide derinleştirmekten öte bir işe yaramıyor!...

Bu yalnızlaşma duygusunun bana çağrıştırdığı karşılığın adı “insanın hüznüdür” Bu hüzün karinelerini yaşadığım çevre de ve iletişimin beni ulaştırdığı en uzak mesafelerde dahi gözlemleme imkanım oluyor…

Genellikle aynı dertlerden muzdarip olan insan, bir arayışın içinde ama giderek kalabalıklaşan ve çözülen cemiyette,derdine derman olacak çıkış noktaları da bulamamaktadır ne yazık ki!..

İnsanı kalabalıklar içinde yalnızlığa iten ve onu hüzünlendiren şey ne ola ki? Sorulması ve cevap alınması gereken asıl meselemiz bu…

Kendi hayatımdan örnek vermek istiyorum…Yedi yaşıma kadar köyümdeydim. Daha sonra lise bitene kadar Çayelinde yaşadım. Ve inanırmısınız ,şu anda dillendirmeye çalıştığım insanı hüznün,çok sevdiğim bir Türk sanat müziğini eserin de geçen “ hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir,gönlümün kıyısına vurur” sözlerinin ancak karşılığıydı!..

Şimdi durum nasıl? Sanıyorum; gelenekçi cemiyetlerde bugün yaşadığımız olumsuz duyguları,akrabalarımız,dostlarımız,komşularımız ve yakın-uzak arkadaşlarımız sayesinde yok edebiliyorduk…

Farkındayım yaşadığım bu hüznü kelimelere dökmekten aciz kalıyorum!

 İçimde ki duygu ve düşüncelerimi hakkıyla resmedemiyorum. Belki duygularıma tercüman olabilir diye Yunus Emre’mize müracaat ediyorum;

         Bir garip ölmüş diyeler,

         Üç günden sonra duyalar,

         Soğuk su ile yuyalar,

         Şöyle garip,bencileyin.

Geçen hafta komşu köyden yaşlı bir amcamızın vefat haberini duyunca o kadar üzülmüştüm ki,içimden Yunusun yukarda ki şiirini okuyarak hüznümü dağıtmaya çabalamıştım!...

İnsanın hüznünü anlatma gayretin de olan birisi olarak, elbette insana sadece maddi bir varlık olarak bakmamak da imanımızın gereğidir…İnsana öyle bakanlara inat biz,yaratılanların en şereflisi olan insanın bugün ki yalnızlığının sonucu olan “hüznünü” anlatma gayretindeyiz…

İnsanın bu yalnızlığını tetikleyen maddi-manevi ihtirasları bugün için tavan yapmıştır!

Belki bu hırs insanın fıtratıyla alakalıdır bilmiyorum ama teşhis ettiğim bir gerçek var ki, o da şudur; insan hırsını müspet manada kullanmadıktan  sonra,maddi olarak büyüyebilir ama manevi olarak en aşağılara düşebilir…

İnsanın hüznünü tetikleyen o kadar çok şey yaşıyoruz ki…

Belki bu yazıyı bana yazdıran “bayramın hüznü” onlardan bir tanesidir! Yıllar önce İstanbul’da yaşarken kendi kendime söz vermiştim, artık bayramları köyümde, Anamın dizinin dibinde geçireceğim diye! Ama hayat dişlerini öyle geçirmiş ki her bayramda hesabımız şaşıyor!

Hüzün dediğimiz o şeyi insanın benimsemesi ya da anlamlandırabilmesi için,bir meyve ısırır gibi kendi yalnızlığımızın izlerini ona kuvvetle geçirilmesiyle de mümkündür!...

Fikir dünyamızın önemli simalarından olan, merhum Fethi Gemuhluoğlu’nun yıllar önce hüzne dair söylediği sözleriyle yazımı nihayetlendiriyorum. Demişti ki ”Nedensiz yere çok hüzünlenmişseniz, bilin ki Allaha çok yaklaşmışsınız”

Görüşmek üzere,Allaha emanet olunuz….

Yorumlar

  1. Huzun ki...
    Elinde cekic olan her problemi civi cakarak cozmeye calisir ya, benim de aklima gene bir Hilmi Yavuz siiri geldi...

    Huzun ki en cok yakisandir bize
    belki de en cok anladigimiz

    bir de hazan siiri (sairi kimdi?)...

    Yine hazan yaprak sari dal sari
    Ayri dustum ceranimdan umut kapim kapali
    Suruklenen yapraklarin pesinden bir kus aglar
    Yuregi kan pinari

  1. modern hüzünler
    Sevgili Abdurrahman,

    Yazında,zorunlu göçler sonucunda adeta kanırta kanırta ait olduğu topraklardan yani hakiki varlık evinden çekip kopartılarak izbe varoşlarda askari geçim şartları için debelenen ve bir tür yaşayan ölüye dönüştürülen insanlara atıfta bulunman beni çok etkiledi... Modern düzene sorgusuz sualsiz uymuş olan ülkemizin ve hatta insanlığın en temel sorunu bu olmalı!

    Şartları nasıl olursa olsun, esasen anlattığın hüzün, bütünüyle bu nitelikte bir öksüzlüğün ve de köksüzlüğün hüznü gibi duruyor...

    idrakine, sağduyuna sağlık!

    sonnur

  1. insana yakışan hüzündür
    değerli arkadaşım,hüzün bizim insanımızın genlerınde olan bir duygudur. hüzün bu toprakalra ait bir hıstır onun için hüzünlü insanlar sevilir anlaşılmaya çalışılır.zaten insana en yakışanda hüzündür..

  1. huzur ve hüzün!
    hüzün,ayrılık,kavuşmak gibi insanı,ınsan olduğunu hatırlatan kavramlar.bugün daha fazla huzura ve hüzüne ihtiyacımız var desem abartmış olurmuyum bilmem? yazınız çok güzel sayın yazar..

  1. nedensiz yere..
    yaşadığımız bu çağ doğal olarak insana hüzün çağrıştırıyor ama insanın bireysel hüznünü ifade edebilmeside her zaman mümkün olmuyor.ama ben nedensiz yere hüzünlenmişseniz,bilinki Allaha çok yaklaşmışsınız lafını çok tuttum,bundan böyle hüzünlendım mı hep aklıma gelecek.

  1. hüzünsüz
    hüzünsüz dedim, çünkü hep geçmişe bakmaktan ve birşeylerin eksikliğini yaşmaktan usandım açıkçası. hep hüzün hep kaygı ve birşeyleri kaçırmış olmanın veya olmak istediğimiz yerde olamamanın sıkıntısını çok yaşadım...
    Belki pekçok kişiden fazla hüzne sahip olmalıyım ama değilim. Artık içinde bulunduğum ortamın zamanın ve yerin tadını çıkartıp kendimi gereksiz melankolik ve hüzün dalgalarına kaptırmamaya karar verdim... Bu yazı pekçok şeyide ima ediyor ve göndermeler yapıyor ama ben sadece hüzünsüzüm ve hüznüme bulduğum çözümle rahatım çünkü bazen hüzen bile aşık oalbilir insan ve kendini kaptırdımı içindne çıkamayabilir... Artık hüzünsüzüm.........



Yorum Yaz