Çay Haber - Yöresel Haberin NET Adresi

Doğduğumuz Yer Mi, Doyduğumuz Yer Mi?

22-09-2007
754 kez görüntülendi

 

Bir gün o güzel memleketin bir köşesinde doğduk hepimiz. Babamız işçi veya memur, annemiz de büyük çoğunlukla ev hanımı. Okula başladığımız zaman hepimizin vardı geleceğe dair beklentileri ki bu da genelde insanlar sorduğunda öğretmen, doktor veya mühendis olmaktı. Ne de olsa daha çocuktuk ve önümüzde uzun yıllar vardı, istediğimizi yapmak için bir istek vardı. Ailelerimiz çalışıp bize baktıklarından birçoğumuzun ta ki gençlik dönemine kadar maddi yönden derdi yoktu. Okula gitmek, zaman harcamak ve eğlenmekti aslında yaptığımız. Kimimiz ders çalışır ve eğitim üzerinde yoğunlaşır, kimimiz de baba mesleği deyip babamızın yanında meslek öğrenirdi. Peki, neydi ortak olan yanımız? Neydi asil kuvvetimiz?

Her genç, hayata yeni atılan her kişi gibi biz de hayatı yeni öğreniyorduk, hayatın asıl yüzü olan olgunluk başlıyor ve hayata atılma dedikleri, kendi ayaklarımız üzerinde durmaya çalışıyorduk. Ortak yanımız buydu. Aklımız ve aldığımız eğitim de bu süreçteki kuvvetimizdi. İşte herkes bir şekilde hayata atılıyor, kimileri kendi işinde çalışıyor hatta yeni işler yapıp daha da büyüyor, kimileri de uzun yıllarını eğitime adayıp yeni şeyler öğreniyor ve gerçek bir amaç olarak öğrendiklerini öğretiyor.

Hepimizin hayatı böyle olmadı mı, bazılarımız zorluk ve yokluk içinde bir yerlere ulaştı, kimimiz de varlık içinde var oldu ya da yok oldu. Aslında önemli olan neyin nasıl olduğu değildi ki, sonuçta ne olduğuydu. Başardık ya da başaramadık, var olduk ya da yok olduk, buydu işte verdiğimiz imtihanın sonucu. Bu süreçte kimisi dağ başında naylasında kaldı, kimisi gözünü kararttı ve gurbette ya da yurtdışında kaldı. Bu da bir seçenek meselesiydi, yapılmak istenene ulaşmanın gerektirdiği kuvvetin ve cesaretin göstergesiydi. Birçoğumuz diyecektir ki ne gerek var kardeşim koca memleket neyimize yetmiyor, Çayeli’nin toprağına, deresine, Kuspasına kurban olayım.

İşte bu noktada başlamak istiyorum bir gurbet macerasından konuşmaya. Önce insan neden memleketini terk eder ki, sevdiklerini ve ailesini bırakır gider, ilginçtir değil mi. Bunun aslında sebepleri değişiktir. Bazen gitmek zorunda kaldığı için gider insan, bazen reddedemeyeceği bir fırsat geçer eline ve hiç beklemediği bir anda gider. Ama bazısı vardır ki önceden planlar ve belli bir amaç için gider, işte bu gerçek gurbetçidir. Çoğu durumda bağrına taş basma pahasına gider, gözü arkada kalsa da aklı hep gideceği yerdedir, yapması gerektiği şeylerin bilincindedir. Bu insan kendini hiçbir zaman koparamaz ayrıldığı yerinden, memleketinden. Çünkü bir gün dönecektir oraya, ama günü geldiğinde, başı dik alnı açık olacaktır ve istediğini yapmanın verdiği gurur ile sevdiklerine daha da sıkı sarılacaktır. Bu insan için ayrılmak ne kadar acı bir duygu ise, kavuşmak ve tekrar buluşmak da o kadar güzel bir duygudur ve işte budur asıl mükâfat.

Çoğu askerimiz böyle değil midir? Coşkuyla, istekle giderler vatana olan askerlik borcunu yerine getirmeye, içlerinde hep bir özlem bir hasret kalır. Günleri zor geçer evlerinden uzakta ama görev bilinci ve kavuşma isteği ayakta tutar onları. Kavuşma günü geldiğinde başarıyla alınan tezkerenin verdiği gururla çıkarlar ailelerinin karşısına, onlar artık değişmiştir. Çünkü onlar gurbeti öğrenip hasreti çekmiş, memleketin ve ailenin kıymetini daha çok anlamışlardır.

Şimdi asıl “gurbet”e gelmek istiyorum, yani insanın doyduğu yer olan ve memleketinden uzakta olan yere… Aldığımız kararlar bizi sürükler bu uzak diyara. Hayatın cilvesi falan değildir aslında, felek de kabahatli değildir. Bizim yaptıklarımızın ve yapmak istediklerimizin sonucunda en akılcı bulduğumuz çözüm olarak seçtiğimiz yerdir gurbet. Herkes memleketinde yaşamak zorunda ve durumunda değildir tabii ki. Çok uzakta olabilir gurbet ya da çok yakında, bunun ölçüsünü de biz belirleriz aslında. Bir düşünsek aslında farkına varırız gurbetteysek neden orda olduğumuzun. Aslında önemli olan tek bir şey vardır gurbette olan için. Bu da gurbetteki insanın kendine sorması gereken önemli bir sorudur.

 Doğduğum yer mi yoksa doyduğum yer mi?

Cevabı gurbettekiler düşünsün. Memlekettekilerden ricam da memlekete iyi bakın. Bizim hasretimizi ve memleket sevgimizi bilmeniz için bizim gibi uzakta olmanız gerekir.

Memleketim Çayeli`ne selamlar…

davutsuicmez@mynet.com

 


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yazan siz olun!



Yorum Yaz



Kapat
Sosyal Medya'da bizi takip edin!

Sosyal Medya'da bizi takip edin!