Çay Haber - Yöresel Haberin NET Adresi

“DEVLET-İ EBED MÜDDET”

27-09-2010
3836 kez görüntülendi

“Silahların konuştuğu yerde şarkı söylenmez

“Bugünkü muharebelerin sebebi iki yüz seneden beri Avrupa muhitinin büyümek,yayılmak seciyesinin İslam dünyasına teveccüh etmiş olmasıydı. Çünkü karadan ve denizden hudutları hep bu dünya iledir. “itilaf-i müselles” İslam memleketlerini zapt ve istila ederken karşısında bütün Müslümanlar namına kılıç sallayan Türklüğü gördü. Kendi büyümek ve yayılmak seciyesini tatmin etmek için Türklerin namına tarihten silmeğe kalktı…” (Ömer Seyfettin;Türklük üzerine yazılar)

 

“Üzerinde anlaştığımız hiçbir ilke yok.dil perişan,mefhumlar kaypak,kelimeler köksüz. Politikanın çığlıkları yanında şiirin ve düşüncenin sesi boğuk bir inilti. Hıristiyanlaşmadık ama içimizde bir ortaçağ keşişi yaşıyor. Elbirliğiyle sarıldığımız tek müessese; Aforoz. Sevginin,anlayışın dayanışmanın kaybolduğu karanlık devirlerde tenkit susar,hiciv konuşur. Sağ uykuda,sol şuursuz. Her iki cephenin ortak vasfı;Kadırnaşinaslık. İnsanla insanı birbirinden ayıran duvarları hicvin dinamiti yıkar ancak. Silahların konuştuğu yerde şarkı söylenmez…” (Cemil Meriç; Mağaradakiler)

“Hakikatte Türk halkıyla diğer medeni milletlerin halk tabakaları arasında bilgi bakımından büyük bir farkın bulunmamasına mukabil, Türk münevverleriyle (bazı istisnalara rağmen) Garp münevverleri arasında uçurumlar kadar derin farklar vardır. Bineanaleyn Türkiye’nin geri kalışının sebebi,halkın cehaleti değil,münevverlerinin gerek keyfiyet,gerek kemiyet bakımından,kifayetsiz oluşudur...”(Mümtaz Turhan; Garplılaşmanın neresindeyiz)

“Öyle anlaşılıyor ki,yaşamak isteyen her millet,kendi milli kültür temellerini kaybetmeden,milli ülkü ve hedeflerine yabancılaşmadan yepyeni bir “rönesansa” muhtaçtır. Bu,kendi özüne dönerek ve fakat “yeni insanın” ihtiyaçlarına cevap vererek “gelişme yolunu” bulmak ve açmak demektir. Bunu, “topyekun bir savaş” şuuru içinde başaramayan milletlere,hiç kimse acımayacaktır…“ (S.Ahmet Arvasi; Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz)

“Plevne’de ezanı okunan,Çanakkale^de namazı kılınan,istiklal zaferinde duası yapılan milliyetçilik iradesi bugün bir sürü menfaatçi sahtekarların paylaşamadığı bir iskelettir.

Gazı Osman Paşa’dan Mehmet Akif’e ve Hüseyin Avni’ye uzanan ilahi halka kırılmıştır. Türk kültürü yabancı kültürlerin kucağında ruhunu teslim ederken daha çok kazanmaktan başka bir şey düşünmeyen haris eller yabancı sermayeye açılmış,çalışan bilekler yabancı memleket fabrikalarının himayesine sığınmıştır. Elli üç yıl önce Erzurum’da ”tek başıma da olsam millet davasına atılacaktım” diyen Hüseyin Avni’nin kahraman sesi,İslam kisvesine bürünerek ikbale can atan sahtekarların leş kokan ağızlarından dünyalar kadar uzaklardadır…”(Nurettin Topçu; Kültür ve Medeniyet)

“Bir kurtarıcı gelecektir! Gelmeğe mecburdur! Zira bütün pısırıklığı ve boyun eğişi içinde,olanca iman hakikatini muhafaza eden ve izbelerde ağlamaktan gayrı elinden bir şey gelmeyen bu mümin ve çilekeş milletin mahvı muhakkaktır!

Allah kelimesinin yüceltilmesi yolunda Viyana’dan Yemen’e, Kırım’dan Cebelitarık’a kadar çekilmiş binlerce kilometrelik iki hat üzerinde üç kıtayı birbirine kilitleyen ecdad mirası bu İslam ülkesi,eski tabirle “Devlet-i Ebet Müddet” batmayacağına,batamaz olduğuna göre de beklediğimiz kahraman mutlaka gelecektir! İlahi sünnet böyle gerektirmektedir…”(Hitabeler; Necip Fazıl Kısakürek)

Ülkemiz bugün için,  her zamankinden daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyaç duymaktadır. S. Ahmet Arvasi’nın ifadesiyle bu durumu “topyekun bir savaş şuuruyla” ancak düzeltebiliriz. Bu savaşı elbette silahların gölgesinde yapılan savaş olarak algılamayacağız! Bu durumun izahı , Cemil Meriç’in “ silahların konuştuğu yerde şarkı söylenmez” ifadesinde kendini bulmuştur…

Yukarda alıntı yaptığım her bir mütefekkirimizin ruh kökü o kadar birbirleriyle örtüşen bir durum arz ediyor ki; ben her alıntıladığım paragrafta isimlerini yazmamış olsaydım bir kalemden çıktığını düşünecektik!

Bugün ki, fıkır dünyamızın yavanlığı ve pespayeliği karşısında birilerinin inadına kendi” fikir danışmanlarımın “ bize hayat ve umut pompalayan düşüncelerinin karinelerini yazdım!...

Görüşmek üzere,Allaha emanet olunuz….

Yorumlar

  1. BİLGİNİN SANDIĞI DEYİL PAZARI OL Kİ KIYMETE DEĞSİN.
    Değerli yazarımız Abdurrahman bey...yazılarını göz-kulak bekliyor ve büyük bir hazla okuyorum;sağolasın.

  1. ne günler yarabbım!
    silahların konuştuğu yerde şarkı söylenmez,bu ifadenin sahibi merhum cemil meriç ,kelimeleri tarıf edılmeden gırışılen tartışma kısır kalmaya mahkum da demişti! bugün ki sıkıntının kaynağıda kimin ne istediği üzerinde net olamamızdan kaynaklanıyor...sanırsın ki tükler bu ülkede istilacı konumunda ne günlere kaldık..

  1. yapılan ne?
    “ silahların konuştuğu yerde şarkı söylenmez” bugün yapılanlar tam da bu söze muhalıf şeyler.

  1. GELECEK DAHA DA KARANLIK
    bu aşamaya kolay gelmedik,türkiyemiz içerde ve dışarda ki kıskacın içinde sıkışmış bir vaziyette, sizin çıkış için neye başvurmamız gerekıyor konusunda ki hassasiyetleriniz bu ülkenin yetiştirdiği değerlerin fikirleriyle savunuluyor...iktidar sahıpleri ve liberal-kapitalist düşüncenin at oynattığı bir dönemde bu düşüncelere kulak mi verilecek sanıyorsunuz?

  1. Eski tangolar
    Tarihi degerlendirirken gecmis ile tarih arasindaki farkin dikkate alinmasi lazim Olaylarin arka planlarina, sahislarin o anki konumlarina bakmak lazim herzaman.
    Mantiga sorarsan farkliliklar biraraya ortaya gelerek birlesmesi buyumeyi saglar.begun gelince bana bana hep bana sistemi devrede. Elden ne gelir.
    ,,
    O tarihlerde takvim cook gaze bier takvimdi.Cok akilli degildik.Hicbir zamanda galiba dusunmedik akillanmayi.Ogle iste,,,
    Gorunen o ki Abdurahman bey, elinizi burnunuzdan cekin yaa,,iyi koku alamiyormusunuz eliniz neden Hala burnunuzdan bende buna takildim iste

  1. gündem değişiyor!
    gündem çok fazla yoğun bu yazınızla bütün bir gündeme cevap vermenız mümkün mü sayın yazar? sonbahar geldı,hakımler savcılar yenı ekibini seçti,başörtüsü konusunda mesafeler alındı,milli takım ıkı mağlubıyetle ülkeyı üzdü!!

  1. DAĞLARDA KUŞLAR ÖTSÜN, ÇİÇEKLER AÇSIN!
    Yüreğinize sağlık.
    Zaman zaman fikir dünyamızın bu gür çeşmelerinden susuzluğumuzu gidermeye kalkışmak ne kadar gerekli imiş, bu yazıdan sonra yeniden hatırlamış oldum.
    Dağlarda kuşlar ötsün, çiçekler açsın ham hayalini destekleyecek donanım yoksa, gerçekten durumumuz silahların gürültüsü hüküm sürerken kendimizce şarkı söylemeye çalışmaktan hiç farklı olmayacaktır.
    Birbirimizden biteviye idrak, iz'an, basiret ve feraset dilenmeliyiz!
    Selam ve saygılarımla...



Yorum Yaz