Çay Haber - Yöresel Haberin NET Adresi

DERSİN ADI; KURAN-I KERİM

02-04-2012
3616 kez görüntülendi

TBBM’ de kabul edilen ilköğretim okullarında “tercihe bağlı Kuran-ı Kerim öğrenilebilmesi” kanunu, Milletimiz adına çok hayırlı sonuçlar doğuracaktır… 
İlk önce bu hükmümü vererek yazıma başlamak istedim!

Bu ülkenin, sağcısı, solcusu, milliyetçisi, İslamcısı nihayet hangi görüş ve düşüncenin insanı olursak olalım, en fazla hürmet gösterdiğimiz ortak değerimiz Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim ve Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed(s.a.v) dır…

Bu hayırlı karardan sonra, Türk Milletinin çocukları, kendi okullarında, Türk-İslam Kültür ve Medeniyetini öğrenebilecek olmaları, yabancı kültürün “iğdiş” ettiği genç beyinlerini “komplekslerinden” arındıracak olmasından dolayısıyla da çok yerinde bir karar olmuştur.

Türk ve İslam kelimesinin yan yana gelmesinden ödleri kopan çevrelerin, kabul edilen bu kanun ile tabiri caizse minderin dışına çıkarak gerçekle ilgisi olmayan eleştiri ve tenkitler yapması milletimizin gözünden kaçmamaktadır!

Geleceğimizin teminatı olan gençlik, buhrandan buhrana yuvarlanan liberal-kapitalist dünyanın ahlak telakkilerine özenmeye asla ihtiyaç duymadan hayat sürecekse bu ancak “dinini, milli değerlerini” öğrenmekle mümkün olacaktır.

Bizim bir kısım yazar-aydın(!) takımımız, batıdan, batının değerlerinden söz ederler ama din ve vicdan hürriyetine sıra geldi mi “şey” demeye başlarlar!
Tıpkı kabul edilen bu yasa tasarısı konusunda “ipe un serme” telaşında oldukları gibi!

Şimdi, gündelik hayatımızda neleri öğreniyoruz ve aslında neleri öğrenmemiz gerekirken teğet geçtiklerimizle ilgili birkaç misal vermek istiyorum…

İşin hayata yansıyan yanına baktığımızda gördüğümüz şudur;

Evet, bu millet büyük bir çoğunluğuyla Müslüman’dır bundan şüphemiz yok!
Ama gelin görün ki, bu Müslüman Millet birbirine düşman neredeyse dört kampa ayrılmış vaziyettedir!
İslamcılar, Milliyetçiler, Batıcılar, Ulusalcılar!

Oysa Türk İslam Medeniyeti başlı başına bir “terkibi” ifade eder. Doğumdan ölüme bu terkibin içinde olması gereken bu ülkenin insanı maalesef “doğumdan ölüme kadar” bir kavganın içinde bulur kendisini!

Geleceğin teminatı olması gereken bu terkip bir vakıa değil aynı zamanda bir ideal olması gerekirken tam tersi kavgalarımızın temelini oluşturmakta…

Bunun temel nedeni bana göre, “Kuran’’dan bihaber yaşamamızdır!”

Bakın, şarkıcılarımızı, türkücülerimizi bilir; türkülerimizi, şarkılarımızı ezbere söyleriz!
Şairlerimizi tanır, onların şiirlerini ezberler “aşklarımıza” dayanak yaparız.
Yazarlarımızı bilir, onları okumaya çalışır, kendimize örnek alırız.
Sporcularımızı, sinemacılarımızı bilir; onlarla eğlenir, güler, ağlarız.
Ya da kendi mesleğimizle ilgili her şeyi bilip onunla hayatımızı garanti altına almak için bir ömrümüzce çabalar dururuz! 

Ya Müslüman’ız deyip, Kuran’dan bihaber yaşamamız ne oluyor?

Günde beş vakit Kuran’dan süreler okuyan bir müminden, haftada bir Cuma namazı kılana ya da bayramdan bayrama namaz kılanımıza kadar hangimiz Yüce Kitabimiz olan Kuran-ı Kerim’den bir sürenin manasını-mealini biliriz?
Ve hangimiz Yüce Peygamberimizin(bu benzetme beni incitiyor ama konuyu izah için ifade etmem lazım) hayatını bir film artısının hayatı kadar biliyoruz?

Sakın yanlış anlamayın ve kızmayın!
Ben sanatçıları, yazarları, şairleri sporcuları tanımayın demiyorum; elbette onları da tanıyacağız ve bileceğiz. Zaten “kültür terkibi” derken ki kastım bütün bunları kapsamaktadır...

TBBM’nin kabul ettiği “ilköğretimlerde Kuran-ı Kerim ve Peygamberimizin hayatını öğrenme tasarısı’’ seçmeli olsa da bu Milletin evlatlarına öğretilme hususunda geç bile kalınmıştır.

Elli kusur İlahiyat Fakültemiz var… Bu fakültelerden yetişen din adamlarına artık çok daha fazla görev ve sorumluluk düşüyor! “Sizin en hayırlınız Kuran öğrenen ve öğretendir” Hadis-i Şerif’ine muhatap olacak öğretmenlerimiz ve talebelerimiz umarım bu yeni dönemi en verimli şekilde değerlendirebilirler.

Şunu artık kafamızın ve kalbimizin kasasına yazalım. Kuran-ı Kerim: İlmi, irfanı, medeniyeti, tavsiye eden, insanlığın huzur ve refahı için gereken bütün emir ve yasakları içerisinde barındıran gerçek bir kitaptır… Kitap okuma alışkanlığı olmayan bir millet olduğumuzdan dolayıdır ki, evimizde birçoğumuz Kuran-ı Kerim öğrenemiyoruz ve öğretemiyoruz, bu işi en güzel yapacak yer okullar olmalıydı ve artık bu mesele de halledilmiş oldu. Ve bu Yüce Kitabı öğrenen ve öğretenler ne mutlu insanlardır.

Din bezirgânlarının sesini kesmek, yetişen nesli Kuran’la tanıştırmak, Kuran’la yüzleştirmek; geleceğimizi de teminat altına almak demektir aynı zamanda…

Ve ben bunca yıllık tecrübeme dayanarak diyorum ki; bu dersler seçmeli olsa da bu ülkenin insanı “seçme hakkını kullanacak” ve bu dersler tabiri caizse “ful” çekecektir!

Bundan sonra ülkemizde takip edilecek bu “Milli Eğitim politikası” inanıyorum ki, bu milletin yarınlarının teminatı olacaktır.

Bir milletin tarihi, kültürü, inancı, ülküsü zaman içerisinde harmanlanarak bir bütün ifade eder. Onun için bu atılan hayırlı adım göreceksiniz çok güzel bir geleceğe bizi götürecektir.

Bu hayırlı kararın altında imzası bulunan tüm milletvekillerimize millet adına şükranlarımı yolluyorum ve bu meselenin siyasete malzeme olmamasını da temenni ediyorum.
Son söz Mehmet Akif Ersoy’un olsun;

Beşerin derdine derman olur ancak Kur’an,
Onsuz artık canavardan da beterdir insan.

Görüşmek üzere, Allah’a emanet olunuz

Yorumlar

  1. TEBRİKLER....
    Yıllar önce Almanyada bir kuran kursunda hizmet eden hocamızdan dinlemiştim.Almanyadaki okullarda seçmeli hırıstıyanlık dersine,Müslüman Türk çoçukları katılmıyorlarmış.Bir kismı konuyu anlatan hocamızın kursunda dini eğitimleri almaya gidiyormuş.O okulun hırıstıyan olan müdürü bir gün kuran kursuna gidip hocayla görüşmüş,okuldakı müslüman talebelerın kaçta kaçı buraya gelip din dersi alıyorlar diye öğrenmek istemiş.Hocamız demişki,yarısı geliyor diğer yarısıda gelmıyor.Aman hocam demiş ne edin edin onlarıda buraya getirin dini eğitimlerini alsınlar.İster müslüman,ister hırıstıyan din eğitimi almayan gençlikten vatananına hayır gelmez diye söylemiş.Konuyu belki unutmuş olabilirim amma ne kadar önemli olay olduğu bügün bizler en yakunlarımızdan biliyoruz.Bu milletin evlatlarına yapılan bu haksızlık,vatanımız çok zararlı olarak geri dönmektedir.İmanlı bir gençlikten kime ne zarar gelebilir ki.Herkesin başına polis dikmek imkansız olduğuna göre,herkesin vıcdanına,Allah korkusu yerleştirmek gençyaşta verileçek eğitimlerle mümkün olaçaktır.Bundan hem anne ,babalar hemda insanlık kazanaçaktır.
    Böyle bir güzel yazi kaleme altığınız için sizleri canı gönülden kutluyorum sayın Akın.

  1. Kuran'a iman...
    Sevgili abim, her zamanki gibi güzel bir noktaya dikkat çekmiş ve oldukça güzel izah ederek bizi bu konuda aydınlatmışsın.
    Bizler, herşeyden önce iman ettiğimiz Allahımız'ın kitabını bilmeliyiz ve gelecek nesilde bilmeli çünkü insana sadece aş-iş-eğlence yetmiyor ki bunlarında haramı ve helalini tanırken kitabımızla; aynı zamanda aklımızı ve ruhumuzu da besliyoruz. Bir kaşık suda fırtına çıkartanların savundukları şeyi anlamıyorum ama bildiğim bir şey varsa ülkemizde her inançtan insan özgürce kendi inancını öğrenip ibadetlerini yaparken neden Kurana inana müslümanın önünü kesmek ister ve geleceğe kapı kapatırlar. Aslında bu aşikaredir. Gelecekte ülkemiz üzerinde kendilerince planlar yapanlar, okullarımızdan, yaşamlarımızdan inanç kavramını çıkartarak ve bunu yaparken de pek çok havadan sebebin arkasına saklanarak kendi inanç ve ideolojisini yaymak ister. İnanan müslüman insan ise kendiyle beraber başka insanlarında inanç ve ihtiyaçlarını görür gözetir ve inancını yaşaması için teşvik eder. ama bu böyle yansıtılmaz da başka türlü şekilde insanlarımıza yansır. Seçme hakkını bile, dini kötü göstererek ve sistem dışına iterek, dışlar. Ama bu işler böyle değil işte. İnanç aklın ve ruhun, ibadet hem ruhun hem nefsin hemde aklın efendisidir ve beslenmezse sonu felaketle biter. Açıkçası fark ettiğim bir şeyde gelen gençliğe inanç kavramı aşılanmazsa gelişen ahlaki dejenerasyonun önü nasıl alınacak. Bu asırlar boyudur bir gerçek ki dünya üzerinden inanç silinmeye çalışılır. İlginçtir, Dini, inancı geri çekmeye çalışan bilinçler, kendileri sağlıklı bir çözümde bulamaz ve tuhaf açıklamalarla beyin yıkayarak yaptıklarını kapatmaya çalışırlar. Mesele nedir? Yukarıdada belirttiğim gibi kendi anlaşılmaz ve insanlığa nasıl bir faydası olacağı bilinmeyen meçhul sistemlerini kurmak için ilk önce inanç kavramını kaldırmalılar ve bunun içinde ilk önce dini konuda şüpheler yaymak ve eğitim-öğretim sisteminden çıkmasını sağlamaktır. Ama insanlarımız duyarlı ve buna izin vereceklerini zannetmiyorum. Ben, bunu anladığımda açıkçası şok olmuştum. Bizler, başkalarının inançlarına ve insanlık haklarına bu kadar saygılıyken; onlar neden bunu gözardı ederek bizi kendi sistemlerine mecbur bırakıyorlar... Globalleşen dünyada, evrenselleşen bir din düşüncesi veya evrensel ortak bir görüş çabası ve bana kalırsa herkes bunun çabasını veriyor ki her sistem kendini yamasın dünyanın evrenine; oysa, çok isterdim ki herkes inancının eğitimini özgürce alsın ve özgürce yaşasın ve özgürlük sagıyla, sevgiyle, hoşgörüyle paylaşılsın. Sanırım Atatürk'ünde yapmak istediği ülkemizde oydu. Kurduğu sistemle bunu yapmak istedi ülkemizde ve kimse bunu görmek istemedi, anlamak istemedi, en Atatürkçüyüm diyen bile Yaptırımlarıyla, söylemleriyle Ataya saygısızlık yaparken ben, daha bu ülkede Atattürkçü ve gerçek iman sahibi var diye düşünebilir miyim diye kendime soruyorum... Sanırım, insanımızda kendisine sormalı...

  1. Son yıllarda alınan en önemli ve güzel karar.
    Bu kanun ile KURAN'ı KERİM'in çok çok uzun; hatta yüz yıldır nerdeyse,illegal bir duygu gibi öğrenilip yaşanılmasına yaşamak isteyenlerin üvey evlat muamelesi görmesinin önüne geçilmiştir.Artık kimse müslüman ülkesinde istediği gibi salyangoz satamayacak.Yetişen nesillerin ecdat ve dininden bihaber olarak yetişip ahlaktan ve inanıştan bir haber olup yanlış yollara meyl etmesininde önüne geçilmiş olacak.anlamlı ve yerinde kabul edilen kanun için Kabul oyu veren bütün vekillerimizden Allah razı olsun.Yazınız çok anlamlı kaleminize ve yüreğinize çok teşekkür ediyorum.

  1. can-ı gönülden tebrik ederim
    Çok değerli öğrencim Abdurrahman ; yazını büyük bir zevkle okudum ve yazdığın her cümleyi gayet özenle seçip duygularını herhangi bir guruba atfedip mesajı marjinalize etmeden gayet güzel edebi bir lisanla yazmışsın . Can-ı gönülden tebrik eder ve ömr-ü hayatını bu uğurda mücadeleyle geçiren bir öğretmenin olarak her yazdığın cümlenin altına imzamı atar gözlerinden öperim .İnşallah hayırlı olur ve inanıyorumki hayırlı olacaktır.Başarılarının devamını diler Cenab-ı Allahtan sihhat ve afiyetler dilerim.



Yorum Yaz