Çay Haber - Yöresel Haberin NET Adresi

“Ahtapotun Kolları”

29-07-2009
2475 kez görüntülendi

Eğitim sistemimizden kaynaklanan eksiklikler nedeniyle bu ülkenin gençleri ”tarih şuuru” dan uzak yetişmektedir… Bugün, değil kendi “milli tarihimizi” dünya tarihini de bilmemiz gerektiği noktasın da hemfikir olduğumuzu düşünmekteyim…

Türk Gençliği tarihinden bihaber yetiştiği(yetiştirildiği) için, geçmişini bilmemekten kaynaklanan boş vermişliğe mahkûm etmiştir geleceğini!

Tarihin bir kesitinden, insana hüzün veren gerçekten yola çıkarak aslında neyi anlatmak istediğime de kapı aralamak istiyorum…

Dr. Sigrit HUNKE’nın “İslam Güneşi” isimli kitabında, İspanya toprakların da yaşayan Endülüs Müslüman bir şaire ait, dönemin  son şiiri diye de ifade ettiği hüzün dolu şiirde;

Bu sesim sana o meşhur Endülüs’den geliyor,

Bilsen  o küffara nasıl boyun eğiliyor,

Sakın kuzular gibi ateş çemberi içinde,

Ölümü arıyoruz, sabrettikçe günler çekilmez oluyor.

…………….

Altında suların derin ve korkunç uçurumları,

Öte de aşılması imkânsız, sahili görünmez derya uzanıyor…

İspanya’yı feth eden ve bu topraklarda Endülüs Emevi medeniyetini kuranlar  bugün nerede?

Asya’dan Anadolu’ya büyük bir yürüyüş sonun da ulaşan Türk Milleti,1453’de İstanbul’u feth ederek büyük yürüyüşünü taçlandırmış ve en nihayetin de, Türk’ün son bağımsız kalesi olan Türkiye Cumhuriyetini de “milli devlet şuuruyla” çağdaş haçlı ordularına karşı, kurtuluş savaşı vererek kurmuştur…

Türk Milletinin Anadolu’yu yurt edindiğinden bu yana,geldikleri topraklara sürme çabası kesintiye uğramadan günümüze kadar sürmüştür, Batı medeniyeti tarafından!... Bu bazen savaş yoluyla, bazen sosyo-ekonomik yaptırımlarla, şimdilerde de olduğu gibi, Türk’ün son “Milli Devleti” ni bölmek için, içerde ki taşeronları vasıtasıyla bu ideallerine kesintisiz devam etmektedirler… Tarih içerisin de kısmen de başarılı olan ama Milli Kurtuluş savaşımızda bu idealleri akamete uğrayan Batı, bugün daha sistemli bir şekilde hücumlarına yeni bir ivme kazandırmıştır!

Endülüs Emevi Devleti örneğini özellikle verdim! Asırlarca ,Avrupa’nın sanatına,ticaretine,kültürüne,gelişmesine kısaca medeniyetine katkı sunan Endülüs Emevi Devleti,İspanya topraklarından nasıl atılmışsa,bizim tarih bilmezliğimiz son “milli devletimizin” akıbetinin de onlara benzememesi noktasında ki endişelerimi dile getirmeye çalışıyorum!...Meramımı ifade edebildim sanırım!

Bir yıl önce bir yazımda “fetret devri” ni yaşıyoruz demiş ve geldiğimiz noktayı şöyle ifade etmiştim…

…Bu fetret devrinin kolay kolay bitmesini de düşünmüyorum doğrusunu isterseniz,   zira etrafındaki olup bitenlerden ders çıkaracak, teşhis ve tedaviyi uygulayacak olanların, bana bugüne kadar hiçbir ümit ışığı verdiklerini söyleyemem doğrusu… Umarım yanılırım ve temenni ederim ki, yangın tüm ülkeye yayılmadan akıl ve feraset üstün gelerek en kısa zamanda “fetret devrinden” çıkabiliriz…

Aradan koca bir yıl geçti, dünü arar olduk doğrusu! Gözlerimiz görmese,kulaklarımız işitmese ,bütün bu olup bitenlerin koca bir yalandan ibaret olduğunu düşüneceğiz bazı insanlar da olduğu gibi!...

Geçen yazım da “söylesem tesiri yok, sussam, gönül razı değil” diyerek kendi bakış açımla Ülkemizin içinde bulunduğu durumu izah etmeye çalışmıştım… Bazı okuyucu-dostlarım, yazının ruhunu anlamaktan uzak değerlendirmelerde bulundular!  Hatta bu yazılarımı “siyasi” bulanlar da oldu!

Ben bir kez daha, yazılarımı anlamayan, anlamak istemeyenlere seslenmek istiyorum… Her zamankinden daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. “Milli Devleti” en büyük tehlike gören zihniyetlerden medet ummak zilletlerin en büyüğüdür. Endülüs İspanya’sın da oynanan oyunların senaryosu aynı, yalnız yeri, zamanı ve oyuncuları farklıdır!

Tarihte yaşanan bu olaylardan ders almalıyız. Bu da ancak yetişen gençlerimize “tarih şuuru” vermekle olur… Ancak o zaman,içerden ve dışardan,ülkemizi bölmeye,parçalamaya çalışan “Ahtapotun kollarını” kesebiliriz!...

Görüşmek üzere,Allaha emanet olun….

Yorumlar


  1. Osmanlı'yı yavaş yavaş daha iyi anlamaya başlıyorum...Bu kadar Paşayı, bu kadar sadrazamı,valiyi devşirme yapmasının ardında bir neden olmalı...Neden bunları Türklerden seçmedi de devşirmelerden seçti...Türklerden seçmeye kalksa bu devletin ömrü 600 sene olmayacaktı ve haftada bir bir kelle alacaktı...Türk ten yönetici olmaz,Türk; orta asyadan bu yana o içindeki genetik yapısıyla birlikte getirdiği yağma,talan,ganimet kapma duyularını herzaman ve heryerde ortaya çıkarabilmeyi başarmış enden milletlerden birisi belkide tek...Kendisine ve halkına en çok zarar verebilen tek millet,kendini inkar edebilen tek millet,aşşağılık kompleksine en çok yakalanan, sıkıyı görünce çark eden, dönek,kaypak ne ararsanız var...Bu millet en delikanlı evlatlarını ,savaş meydanlarında eritti ,tüketti; kafası çalışanlarını da sana burda ekmek yok git nerede iş bulursan orda çalış diye ülkeden çıkardı...Geriye posalar kaldı yani biz...Posanın ne olduğunu anlatmama gerek yok...Şöyle etrafımıza bakarsak ne olduğumuzu anlatmaya hacet yok...Hani sıkıya geldi mi içinden ne cevherler çıktığını da bilyoruz Milletimizin ama; demekki vakit daha erken...

  1. köksüz,dalsız,meyvesız.
    hasan bey yergımı övgümü anlaşılmadı yazınız? türk milletinin özellıklerınden bahsettınız olumsuz olarak sonrada döndünüz he rşey bitmiş değil zoru gördükmü yenı cevherler çıkarırız dedınız,köksüz olan şeyden ne cevhe rçıkaraccaksınız ,sızın söylemınızle!

  1. Türk övun... ya sonrası.
    Hasan Bey, gayet güzel ve net bir şekilde anlatmış meramını.. Bunuda anlamıyosanız gidin bir köşede övünmeye devam edin..
    Yaptığımız en iyi şey övünmek, ö
    hem de övünülecek bir şeyimiz var mı yok mu anlamadan övünmek.. Mümkünse hiç çalışmadan kısa yoldan zengin olalım, ama övünelim.
    Öyle fazla geçmişe gitmeye gerek yok. Son zaman yapılanları gözünüzün önüne getiriniz yeterli.. Ne kadar da çok övünülecek yanımız var!..
    Bırakın kardeşim övünmeyi, övmeyi, avanta kollamyı.. biraz da değer verin ve çalışın..

  1. BİR GECEDE DİLSİZ VE DİNSİZ KALAN TEK MİLLETİZ !!
    Sayın yazar yine o bildik felsefi şuurunu yazıya aynen aktarmış.Aslında yorumcuların yorumlarının gidişatına bakarak yorum yapmayı tercih ediyorum ve görüyorum ki sayın yorumcular yazılan yazıya değilde tamamen yorumcuların yorumuna yorum yapmaktadırlar.Bu durum ne kadar doğru ne kadar yanlış takdirineze bırakıyorum.Yorumcunun yorumuna diğer bir yorumcu (iyi olmuş,güzel olmuş,ağzına sağlık ya da doğru değil,yanlış olmuş bilgisiz yorum gibi)Kısa cümleler kullanıp yazarın yazısına dönük yorumuna geçmesi çok normaldir.Ancak yazarın konusuna hiç değinmeden yorumcunun yorumuna atif de bulunup yorumunu bitirmesi yazara çok büyük haksızlıktır.Bu benim şahsi fikrimdir.Bu kısa açıklamadan sonra yorum başlığımdada BİR GECEDE DİLSİZ VE DİNSİZ KALAN TEK MİLLET BİZİZ demiştim.Bunu hiç açıklama yapmadan herkesin anladığını sanıyorum.Esasen temeli ve tabanı güçsüz olan binaların küçük sarsıntılarla yerle bir olduğunu hepimiz bilmekteyiz.Bende sayın yazarın bunu anlatmak istediğini düşünüyorum.Bilmem siz okudunuzmu?Bir yazar FATİH SULTAN MEHMET HAN'A atfen(Bu rezil gençliğin içinde yaşamaktan utanıyorum fatih)şiiri ile durumumuzun ne kadar vahim olduğunu çok güzel anlatmıştır bu videoyu izlemenizi rica ediyorum.Bu günlerde ülkemizin üzerinde dolaşan karabulutların neden hala silinip gitmediğini yazar defalarca anlatmasına rağmen çoğumuz buna kulak tıkamaktayız.Oysa gelecek o kadar kötü ki bunu söylemeye dilimiz varmıyor.Milli birlik ve beraberliğimizi yine bu bayrak altına toplayıp kenetlenerek yaşamalıyız.Ve yorumumu Atatürk'ün bu günleri görerek gençliğe hitabesinden bir alıntıyla bitirmek istiyorum.(MEMLEKETİN DAHİLİNDE İKTİDARA SAHİP OLANLAR GAFLET,DALALET VE HATTA HİYANET İÇİNDE BULUNABİLİRLER VE HATTA BU İKTİDAR SAHİPLERİ ŞAHSİ MENFAATLERİNİ MÜSTEVLİLERİN SİYASİ EMELLERİYLE TEVHİT EDEBİLİRLER.İŞTE BU AHVAL VE ŞERAİT İÇİNDE DAHİ VAZİFEN TÜRK İSTİKLAL VE CUMHURİYETİNİ KURTARMAKTIR.MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.)80 küsür sene önce Atatürk bu günleri nasılda görmüşte biz bu günleri yaşadığımız halde göremiyoruz değilmi?taktirlerinize... görüşmek üzere.


  1. Kemal Bey, bir gecede dilsiz ve dinsiz kaldığımız devir ne zaman acaba? Cumhuriyet döneminden bahsediyorsanız, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu...Yazınızda Atatürk e methiyeler dizmişsiniz...

  1. adres yanlış!
    yazının ruhu ucuz polemıklere kurban edılıyor,yazar neder okuyucu ne der anlaşılır gıbı değil! bu yazıyı okumak ve hak ettığı değerı vermek için yazara bir tavsıyemız olsun bizim de içine bıraz akp övgüsü,üzerinede bıraz ergenkon yergısı,olmazsa olmaz dediğimiz "kürt açılımı" koymalıydı!


  1. Değerli kardeşim Abdurrahman Bey;yazılarınız düşündürücü,ders verici vede uyarıcı;anlaya bilene tabiyiki.İdraki melekeden mahrum,suru çobanına teslimiyet tutkusuyla bilmem ne efendisinin meclübü olmuşlar için değil.Yalnız umutsuzluk ifadelerini fazla buluyorum;sen hak bildiğin yolda yürü gölgen arkandan gelmeye mecburdur.Yüreğine ve kalemine sağlık.



Yorum Yaz