İsveç Parlamentosu, Türkiye’ye yönelik soykırım suçlamasında bulunan yasa tasarısını kabul etti. İsveç’te parlamento, 1915 olaylarına ilişkin soykırım iddialarının tanınmasını öngören karar tasarısını bir oy farkla kabul etti: 131-130. ABD Temsilciler Meclisi komitesi de geçen hafta benzer bir tasarıyı bir oy farkla onaylamıştı.
Ancak İsveç’teki tasarının dikkate değer bir farkı var. Çünkü tasarı yalnızca Ermenilerin değil Türkiye’deki Süryanilerin ve Pontuslu Rumların da 1915 yılında soykırıma uğradığını ileri sürüyor.
Pontuslu Rumlara yönelik soykırım iddiaları zaman zaman medyada gündeme gelmişse de Türk kamuoyu 3. soykırım iddiasından nerdeyse habersizdir. 3. soykırım iddiası kimi Süryani çevreler tarafından ileri sürülmektedir. Haber7’de yayımlanan bir söyleşimizde Süryani soykırım iddiasına dikkat çekmiştik. (www.haber7.com/haber/20060819/Suryaniler-Turkiyeye-ne-getiriyorlar.php)
“Misyonerin Soykırım Oyunu” adlı kitabımızda Türkiye’ye yönelik bu üç ayrı soykırım iddiasını ele almış ve “yüzyılın oyunu: soykırım teslisi” olarak adlandırmıştık. (İstanbul-2006, 2. bası, IQ Kültür-Sanat Yayıncılık)
Sorunların doğduğu zamandan bugüne kadar dünya kamuoyunun Ermeni, Rum/Pontus ve Süryani/Keldani konusundaki bilgileri tek yanlı olup kökeni itibariyle uluslarüstü misyoner örgütlerin görüş açısına dayanmaktadır. Ancak artık soykırım iddiaları misyoner örgütleri çok aşmış, uluslar arası stratejik ve politik bir güç oyunu haline gelmiştir.
İsveç Parlamentosu’nun tasarısı İstiklal Savaşı’nı adeta “Kadim Hıristiyan Halklara Karşı Etnik Temizlik Savaşı” olarak tanımlamaktadır.Bu tanımlamanın başlıca öncülerinden birisi işgal atındaki İzmir’de Amerikan Konsolosluğu yapan George Horton’dur.
George Horton, Yunan işgali döneminde ABD İzmir Konsolosu olarak görev yapmıştır. Türk ordusunun şehri geri almasıyla 11 Eylül 1922 günü (yangından önce) İzmir'den ayrılmıştır. George Horton'un, emekliye ayrıldıktan sonra 1926'da yayımladığı " The Blight of Asia: Asya'nın Belası" adlı kitap isminden de anlaşılacağı üzere Türkiye’yi ve Türkleri karalamaktadır. (Kitap internette yer almaktadır: www.hri.org/docs/Horton/HortonBook.htm )
Gazetecilikten diplomatlığa geçmiş bulunan ve bütün diplomasi kariyeri Yunan tezine dayanmış bulunan George Horton'un eşi Catherine Sacopoulo Yunan asıllı Amerikalıdır.
3. soykırım iddiasına konu olan Keldani/Nasturi/Asuri olarak da anılan Süryaniler, Türk kamuoyunda pek bilinmez. İşin ilginç yanı Süryaniler de kendilerini tanımlama konusunda oldukça sıkıntılıdır. Bir kere Süryaniler bilinen tarih içerisinde Hıristiyanlığın kadim bir mezhebi olarak ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte politik, dinsel, sosyal vs pek çok nedenle birbirinden bağımsız davranan sekiz ayrı parçaya ayrılmışlardır.
Süryanilerin kökeni ve nerden geldiklerine dair bilinen iki temel görüş vardır.
Klasik görüş, Süryanilerin Aramiler’den geldiğini savunur. Bu tezin dayanağı Süryani halkının Hz İsa’nın dili olan Aramca konuştuğu ve bundan dolayı da kökeninin Aramiler olduğunu iddia etmektedir. Bu görüşe göre Süryaniler Sami ırkından gelmektedir. Bu görüşü savunanlar daha çok inanç eksenlik bir birliktelik arzu etmektedir.
İkinci görüş ise, Süryanilerin Asurlular’dan geldiğini savunan tezdir. Buna göre Süryaniler, eski Mezopotamya’da imparatorluklar kurmuş olan Asurluların torunlarıdır. Bu görüşü savunanlar, Süryanilerin öncelikle siyasal bir toplum olmasını arzu etmektedir. Süryaniler arasında da gözlemlenen Soykırım Söylemi’nde başı çeken kanadın bunlar olduğu söylenebilir.
Bazı Süryani çevreler soykırım söylemi konusunda başı çekmektedir. Brüksel’de konuyla ilgili bir mitingden görüntüler.
Ermeniler, başlangıçta kendi davalarını zayıflatacağı endişesiyle Rum/Pontus ve Süryani/Keldani söylemlerine karşı soğuk durmuşsa da 1980’den itibaren politikalarını değiştirmeye başlamışlardır. Bunun son göstergelerinden birisi Ermenistan’ın dini lideri Karekin II’nin Fransa’da yaptığı bir konuşmada, Ermenilerin soykırım iddialarını dile getirdikten sonra Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan Rumların ve Süryanilerin de aynı akıbete uğradığını söylemesidir.
Elbette iş yafta asmakla bitmiyor; “Soykırım Teslisi” Türkiye’den tazminat ve toprak da talep edecektir. Bu bakımdan Türkiye’nin artık bu konularda reaksiyoner değil proaktif hareket etmesi daha anlamlı olacaktır. Kendi insanına insanca değer veren, temel hak ve özgürlükleri gerçekleştiren ezcümle demokratikleşen bir Türkiye bu tür konularda uluslar arasıalanda çok daha etkin olacaktır.
Burada şunu da vurgulamak gerek ki Ermeni, Rum/Pontus ve Süryani/Keldanilerden söz ederken kesinlikle bir genelleme yapmıyoruz. Bu bağlamda politik oluşumlar ile insani durumlar arasında bir ayrım yapılması gerektiğine inandığımızıözellikle belirtmek isteriz.
Yorumlar (Yorum Yaz)
Haberlere yazılan yorumlar, yorumu yazan kişilerin kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Okuyucu yorumlarından dolayı ÇAYHABER sorumlu tutulamaz.
Başlık : Guclu olanin adaleti ! Yazan : Muammer Bilgili Tarih - Saat : 2010-03-15 - 11:18:32
KATILIYORUM ( 0 )
KATILMIYORUM ( 0 )
Bu sorun bugunun sorunu degildir.Turkleri Avrupa'dan atmak icin bati dunyasi her yolu denemistir,deneyecektir.Bizler saflarimizi saglam tutalim,arastiralim ve karsi kitaplar yazalim.Gercegi gun yuzune cikaralim.Gercek batinin dayattigi gercek degildir.ON'lar kendi yalanlarini sadece icimizde satilmis aydin! gecinen hainlere inandirirlar.Asagida tarihten bir sayfa aktaracagim,once gercegi buyuk TURK milletinin gormesi lazim.Universitelerin TARIH bolumleri bos bos oturacagina calissin.(Iyi niyetli arastirip calisanlara sozum yok)MORA YARIMADASI VE ADALAR’DA MÜSLÜMAN-TÜRK KATLİAMI
1820 “Mora İsyanı” sırasında, isyancıların parolası: “Hiçbir Türk kalmayacak, ne Mora’da, ne de dünyada” idi.
Nisan ayında ayaklanma, genelleşmişti. Her yerde, daha önceden kararlaştırılmış bir işareti almış gibi, köylüler ayaklanmakta ve yakalayabildikleri bütün Türkleri, erkeği ile kadını ile çocuklarıyla kıyımdan geçirmekte idi.
"Hiçbir Türk kalmayacak, ne Mora'da, ne dünyada!" ağızdan ağza dolaşarak bir kökten kazıma savaşının başlangıcını ilan eden şarkı böyle diyordu.
Mora'nın Müslüman nüfusu 25.000 kişi olarak hesaplanmıştı. Ayaklanmanın patlak vermesinden sonraki üç hafta içinde, kentlere kaçabilenler dışında bir tek Müslüman bırakılmamıştı. (Thomas Gordon, History of The Greek Revolution s.149 Edinburg and London, 1832)
Buna rağmen Avrupa başkentlerinde “Türk'lerin zalimlikleri" anlatıldı ve masum Yunan halkının özgürlüğü için yardım kampanyaları başlatıldı ve gönüllüler toplandı, canavar ruhlu isyancılara katıldılar!
W. Allison Philips adlı bir İngiliz tarihçisinin kaleminden:
"Yunanistan'da Türklerin telef edilmesi, savaş zamanlarının olağan telefatı değildi. Türklerin hepsi, kadınlar ve çocuklar da aralarında olarak, Yunan çetelerince alınıp götürülüyor ve öldürülüyordu. Tek istisna az sayıda kadınla çocuğun köleleştirilmesiydi. Üç gün boyunca zavallı (Türk) yerleşimciler bir vahşiler güruhunun şehvetine ve zulmüne teslim edildiler. Ne cinsiyet ne de yaş yönünden bir esirgeme yapıldı. Kadınlar ve çocuklar öldürülmeden önce işkenceden geçirildiler... Kıyım öylesine büyük ölçüdeydi ki (çete reislerinden) Kolokotronis'in kendisi bile, kasabaya girdiğinde, Yukarı Hisar kapısından başlayarak "atımın ayağı hiç yere değmedi" demektedir. İlerlediği zafer kutlama töreni yolu, (Türk) cesetlerinden bir halı ile döşenmişti."
(The War of Greek İndependence, 1821 to 1833, New York, 1897, s.60–61; Justin Mc Carty, Ölüm ve Sürgün s.9 (Çeviren Bilge Umar, İnkilâp, İstanbul –1998) Bu sadece bir kucuk bolum.TURK milleti katleden degil KATLIAMLARA MARUZ KALMIS BIR MILLETTIR.
yuregimizdeki imani,inanci kaybetmeyelim.
"TANRI TURK'U KORUSUN"
Başlık : ,,, Yazan : huseyin kansiz Tarih - Saat : 2010-03-13 - 07:32:31
KATILIYORUM ( 0 )
KATILMIYORUM ( 0 )
Gerek amerikadaki dis iliskiler komitesindeki oylamaya gerekse burdaki oylamanin neticesine bakin.Eger bisey yapilmissa bu bir gercektir ve yuze karsi sifir oyla kabul edilir.Bikerede oylanir ve biter.Tecvit pilavi gibi geldi gitti geldi gitti.Olay tamamen politiktir.Misyoner oyunumu dersin Turkiyeyi cekemeyenlerin oyunumu dersin veya savas alanindaki yenilgiyi hazmedemeyenlerin oyunumu dersin adina ne dersen de butun bu kararlarin kabul edilir hicbir tarafi yoktur.Orhan pamuk bi lafiyla trilyoner oldu.Orhan pamugun babasina bu cocugu edebiyatci yap diyen ismet inonu gorsun simdi ote taraftan arkadasinin cocugunun ne halt yedigini.ATATURK ILKE VE INKILAPLARI BAHANE HAYAT SAHANE.
Başlık : TÜRK DUŞMANLARİ SEVİNSİN Yazan : Ramazan SARIOĞLU Tarih - Saat : 2010-03-13 - 07:12:23
KATILIYORUM ( 0 )
KATILMIYORUM ( 0 )
Cunhuriyetimiz bunu hak etmemiştir.çanakkalede, sarı kamişda, vs ölenlerimizin cevabini kim verçek neden karşı atağa geçilmiyor.madem ki,savaşda ölenler soruluyor bunlaride sor bakalım ne çıkcak.
Başlık : Soykırım Yazan : Metin YILMAZ Tarih - Saat : 2010-03-12 - 09:50:23
KATILIYORUM ( 0 )
KATILMIYORUM ( 0 )
Birileri özveride bulunur ciltlerle kitaplar ortaya koyar diğerleride möööö diye bakarsa varılacak sonuç budur, aydınımız üzerine düşeni yapmış, diğer görevini yerine getrirmeyenleri kınamakla yetineceğimizi sanmasınlar gün gelir yakalarına yapışırız,
herkes görevini bile ve yerine getire, bunuda beceremiyorsanız, işi ehline verin gölge etmeyin yeter