Ötüken'in Ürperten Romanı: Ölü Beyazı - ÇAY HABER - Yöresel Haberin NET Adresi - Rize, Rize Haberleri, Trabzon, Trabzon Haberleri, Artvin, Artvin Haberleri, Karadeniz Haber

Please download Flash Player v7.0.0 or later

Get Adobe Flash player

ANASAYFA | YÖRESEL | GÜNCEL | RÖPORTAJ | SPOR | EĞİTİM | SAĞLIK | KÜLTÜR SANAT | SİYASET | YAŞAM | TEKNOLOJİ
Ötüken'in Ürperten Romanı: Ölü Beyazı

Ötüken'in Ürperten Romanı: Ölü Beyazı

Kitabı okurken yalnızlaşıyorsunuz adeta. Etrafta sizden başka kimse kalmıyor gitgide. Kitapla baş başasın artık. Sayfalar ilerliyor…

2011-06-20 16:40:49
Bu haber 394 kez görüntülendi.

Image and video hosting by TinyPic

İbrahim Varelci'nin kitap kritiği

Kitap vardır sadece okunur. Kitap vardır okunmayla yetinmez aynı zamanda yaşanır da… Hissedilir kimi kitap ruhun her zerresine kadar. Bazısı insanın iliklerine kadar işler. Bazısı da teğet geçer gönüle… Her kitap elini kolunu sallayarak giremez her gönüle…  Bazen bir kitabın sonuna gelirsiniz; ama hiçbir şey bitmemiştir aslında. Aksine her şey yeniden başlamıştır.

Mehmet Sancaktutar'ın Ölü Beyazı isimli romanlı bir soruyla başlıyor. Her insanın ömründe en az bir kere bile olsa kendine sorması gereken dehşetli bir soruyla: ‘Ben kimim ve en çok neye benziyorum?’ Daha sonra, bu soru derinleşiyor, git gide tüm benliği kuşatıyor. İnsanı, kendi hayatını sorgulamaya mecbur bırakan bir kıvama getirene kadar devam ediyor bu süreç. Bir nevi kendini sürekli hatırlatarak unutturuyor insana benliğini. Unutmanın bir yolu da sürekli hatırlamak değil mi?

Yalnızlık, yalnızlık, yalnızlık… Kitabı okurken yalnızlaşıyorsunuz adeta. Etrafta sizden başka kimse kalmıyor gitgide. Kitapla baş başasın artık. Sayfalar ilerliyor…

Ölü BeyazıKitaptaki kahramanların hepsi biziz aslında.  “Kim olduğunu bilmediğim bir insanla bilinmeyen okyanuslara yelken açmış modern bir Robinson’dum. Tek farkla ki Robinson insanlara koşuyordu ben ise kendimden ve insanlardan kaçıyordum”. S.24’  Kitaptaki kahramanlar, yani biz, bireysel ve toplumsal olarak hayatımızın kirlenmiş kutsallığı içinde yüzüyoruz. En muhafazakâr geçinenlerimiz bile bazen modern hayatın her unsuruna sıkı sıkıya bağlı. Bir türlü kurtulamıyoruz bu değirmenden. Ya derdimizin dermanı yok yahut da derdimiz… Dertlenmeliyiz önce derman için. Ölüm bir son gibi gelir çoğu insana; oysa başlangıçtır onu hakkıyla anlayanlar için. Kitap bizi ölüme çağırıyor. Ama ölmeden önce ölmeye…

Modern dünya bizi her gün öldürüyor. Sömürüyor kutsal ruhumuzu. Bizim gönlümüzü zenginleştirmiyor, aksine ruhumuzdan beslenen vahşi bir yaratık gibi saldırıyor hayatımızın her hücresine. İştahı, gün geçtikçe artan bir kemirgen, bir hayvan misali yiyip bitiriyor bizi. Her şeyimizi çalıyor, zamanımızı, paramızı ve değerlerimizi… Gereksiz yere satın aldığımız kıyafetlerle, evimizin her köşesine monte ettiğimiz trend eşyalarla eksikliklerimizi gidermeye çalışıp durduk. Ruhumuzun açlığını bedenimizin sırtına yükledik. Hangi beden bunu kaldırabildi ki…

İnsan kendini karşısına almalı. Etrafı bir tarafa bırakmalıydı önce… Sonra, gerekirse acımasızca eleştirmeli kendini. Kafa patlatmalı, belki de beyninin suyunu damıtmalı. Kendi varlığından bi-haber olan insan kâinatı hangi ölçüde anlamlandırabilir ki. Bir yerde durmadan, kendine bir mekân tayin etmeden, sürekli hareket halinde nasıl resmedilir hayatın anlamı. Durmak ve durulmak gerek. Yoksa hislerimiz, düşünce dünyamız sisli puslu fotoğraf kareleri kadar anlamsız hale gelmeye başlar. Belli belirsiz görüntüler yığını… Görüntü var, renk de var; fakat mana yok!

Her fırsatta içimizde bitmek tükenmek bilmeyen soru tohumları ekmeye devam ediyor kitap.

İnsan iç dünyasından bahsederken nasıl bir lügate ihtiyaç duyar? Çetrefilli mi, süslü mü, bilimsel mi, mistik mi, felsefi mi, otantik mi, rasyonel mi yoksa irrasyonel mi… Hangi kelimeler insanın yüreğinde meydana gelen savaşlarda silah vazifesi görür?  Hangi sözler beyindeki depremlere dayanabilir? Anlamsızlığın dehlizlerinde gezinen ruhumu hangi cümleler sükûnete kavuşturur.  Sorular, sorular, sorular… Cevapsız kalmaya gebe sorular… Çözümü, çözümsüzlükte saklı kalmış sorular…  Sürekli bir arayış, ardı arkası kesilmeyen bir merak… Ben kimim ve en çok neye benziyorum?

İnsan kalabalığın ortasındayken kendini tanıyamaz. Varoluşsal süreçte eğer model alabileceği bir insan yoksa kendini dış dünyadan soyutlamak zorundadır. Zaten bu süreçte, kimin gerçek manada ona kılavuz olacağını da düşünemez. Bunu bilemez. Buna karar veremez. Çünkü daha olgunlaşamamıştır insan. Pişmemiştir. Kendini fark etmemiştir. Kendini anlamadan başka bir mefkûrenin anlam hücrelerinde esaret yaşamaya ne hacet… O zaman hicret etmeli. Önce ruhun hicreti, sonra bedenin hicreti… Belki de bir süre bedenimizden uzakta yaşamalıydık. İnsanın bedeniyle en çok ilgilendiği zamanlardır mevcudiyetine en uzakta olduğu anlar. Giyim, kuşam, süs, bakım, yeme, içme eğer ki zirve noktadaysa bir o kadar çukurdadır anlam…  Bu hastalık insanı mecbur bırakıyor yalnızlığa, tekrardan kalabalıklar arasına sağlıklı bir ruhla dönmek için.

Kitap önce ürpertiyor sizi. Aslında hep ürpertiyor. Sizi en zayıf noktamızdan yakalıyor. Yani Düşüncesizliğimizden… Sonra bizi düşünmeye davet ediyor, ölümün nezaretinde bitmek tükenmek bilmeyen tefekküre… Kendini arayışa… İnsanı anlam arayışına davet etmiyor, kolundan tutup sürükleye sürükleye götürüyor adeta… 

Aslında ölmek de bir sanattır. Nasıl yaşarsak öyle ölmez miyiz? Demek ki ölmek de bir sanat... Her gün ölürüm. Yaşarım ölümün kucağımda. Yüzümde tarifsiz bir beyazlık beni çağır karanlıklara… Ve bir ses işitirim kulak zarımı delen: “Ölmek sana yakışmıyor”.(S. 169) Ölünün değil, ölümün arkasındandır bunca haykırışlar… Ölüm de bir boşluk hissi gibi sanki. Anlamsızlık yumağı… Yüzümde Ölü Beyazı sırtımda koca bir yük, ben yürürüm yol da benimle birlikte yürür…

Evet, şimdi daha iyi anlıyorum. Yalnız kalmak için önce ölmeliyim. Ölmeden önce ölmeliyim. Dirilmek için ölümü tatmalıyım. Kendim bile olmamalı yanımda. Kendimi kendimden soyutlamalıyım. Kimse kalmamalı benliğimde. Yalnız ölümün kokusu olmalı yanımda. Sonra dirilmeliyim iliklerime kadar iyice… Yalnızlığım da bana has olmalı tıpkı ölümüm gibi. Kişiye has bir yalnızlık… Farkındayım kıvama getiriyor adamı bu hastalık… ‘Aslında yalnızlık, insanın içinde bin bir çeşit cilvesiyle dolaşan ateşli bir kadın gibidir. Her gece gebe kalan ve her gün doğum yapan azgın bir dişi… S. 80’ Boy boy çocuklarım olsun yalnızlıktan, ister hayırlı ister hayırsız. Alıp kucağımda seveyim, yanı başımda büyüdüklerini göreyim hiç müdahale etmeden… Ben de büyürüm belki yalnızlığın kollarında böylece.

Susmak kolay değildir elbet! Üstelik konuşmanın insanı kendine çeken cazibesi varken. Susmalıyız bazen. Aslında çoğunlukla susmalıyız. ‘ Yüreğin alfabesi cümle kurmaya başladığında dilin alfabesine düşen görev sadece susmaktır. S.67’ Ölü Beyaz’ı bizi, hangi alfabeyi kullanıyorsak onu bir kenara bırakıp gönül alfabesini kullanmaya davet ediyor. İçimizden gelen o samimi sesin, Allah’ın içimize yerleştirdiği o özün, şifrenin (fıtratın) keşfine çağırıyor bizi.

Susmak da bir eşiktir, ölmek de. Varlığımızın kapısını anca susarak tıklatabiliriz. Ancak ölerek o kapıdan içeri girebiliriz. İşte kitap, tam da bu noktada insanın içinde yaşadığı mekânı terk etmesini arzu etmiyor, bunu emrediyor adeta. Tüm içtenliğiyle ve yanmışlığıyla... İnsanı sessizliğe davet ediyor. Tabiata davet ediyor.  Ölü Beyazı’ndan ancak tabiatla kucaklaşarak kurtulabilir insan. Medeniyet diye nitelenen birçok unsurdan geçip doğanın sessiz çığlıkları içinde yaşam sürmeyi seçmek. Seçilmiş bir yalnızlık. Arzu edilen bir dert… Bile isteye çekilmiş bir ıstırap, acı. Kederi olmayan insan, gerçek manada insan mıdır ki? ‘ Yalnızlığın dipsiz kuyusunu durmadan, yorulmadan, usanmadan gece gündüz kazmaya devam ediyorum. S.70’ O zaman yalnızlığımız veli nimetimizdir. İliklerimize kadar bizi insanlaştıran, acılarımızdır. Acziyetimizi her fırsatta suratımıza bir tokat gibi çarpan, hastalıklarımızdır…

İnsan, kendi varlık alanını ihlal eden tek canlıdır belki de. Ama sürüp giden bu karmaşa ve acizliği ihlal edememe onun kaçınılmaz trajedisidir. Kendine kâinatta bir yer edinemeyen ve varlık alanında kocaman boşluklar oluşan insan, kendini başka varlıklara benzetme arzusundadır. Çareyi hep başka mecralarda arar durur. Ne kendini fark edebilir ne de ona, şah damarından daha yakın olanı… Kitap, insanın bir an önce bu sıradanlıktan, yozlaşmışlıktan, çürümüşlükten bir an önce kopması gerektiğini söyleyerek insanı ötelere davet eder... Ancak hayat, insanı dünyaya öyle sıkı bağlar ki,  ondan kurtulmak, ölümün kollarına atılarak gerçekleşir anca… İnsan durmaksızın parçalanmadan, işe yaramaz unsurlardan müteşekkil bir enkaza dönüşmeden mevcudiyetini anca ölümle koruyabilir ve bunu,  şuurlu ölümden sonra bilinçli bir yaşamla devam ettirebiliriz.

Belki de Ölü Beyaz’ı çağın bir hastalığı. Tedavisi hem olan hem olmayan… Hem hastalık hem değil, bir tarafı rüya öteki yanı gerçeğin ta kendisi. Çağın hastalığı; çünkü modern insana bulaşıyor. Tedavisi olan bir hastalık; çünkü tabiatla haşır neşir olarak, fıtratın sesini duyarak ve hayata hakikatin penceresinden bakarak kurtulunan bir hastalık. Tedavisi olmayan bir hastalık; çünkü aslında bir hastalık değil, sadece uyanmak için görülmesi zorunlu bir kâbus.

Aslında lafı çok da uzatmaya gerek yok. Yazar, bizlere şunu haykırıyor:  İnsan yaşarken gerçeği algılayabilecek veya ona (gerçeğe) yaklaşabilecek tek canlıdır. İnsan gölgelerin peşini bırakarak ve hakikatin peşinden giderek gerçeği fark edebilir anca. 

Kitap hakkında methiyeler düzmeye gerek yok. Kitabı herkesin alıp okuması da gerekmez. Zaten kitap, kendi okurunu kendisi seçecek kadar özel yazılmış. Beyazıd-ı Bistami’nin dediği gibi; ‘Arayan bulur (Aramakla bulunmaz); ancak bulanlar daima arayanlardır.

(Yeşil Mavi Dergisi)



Haberi Paylaş

facebook'ta paylaş Del.icio.us'ta paylaş twitter'da paylaş digg'te paylaş stumble'da paylaş



Yorumlar (Yorum Yaz)

Haberlere yazılan yorumlar, yorumu yazan kişilerin kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Okuyucu yorumlarından dolayı ÇAYHABER sorumlu tutulamaz.


Diğer Haberler

2012-05-21 - 09:16:17 - “Gençlikte Bir Köprübaşı” İsmail Kahraman’a Üsküdar’da Vefa Gecesi

2012-05-20 - 18:47:28 - Rize'de Şeyma Osma Konseri

2012-05-14 - 17:37:05 - Rizeli Avcı Fırtına Gibi Esiyor

2012-05-14 - 11:11:06 - Rize'de Türkü Şöleni

2012-04-24 - 20:46:10 - Rizeliler Feshane’de Buluşuyor

2012-04-14 - 16:24:49 - Yılmaz Morgül: Üç yılda 144 hayır konseri verdim

2012-04-10 - 11:31:27 - Müsiad Başarısını Ankette Gösteremedi!

2012-04-08 - 19:31:49 - Fotoğraf sanatçısına, milletvekili desteği

2012-04-06 - 10:30:30 - Ankara Devlet Tiyatrosu Kerbela ile Rize`ye Geliyor

2012-04-05 - 10:03:14 - Mavi Göç Çayeli'ne Geliyor!

2012-04-02 - 10:37:24 - Ahmet Hamdi İshakoğlu’nun Hayatı Kitaplaşıyor

2012-03-29 - 10:52:14 - Dünya Tiyatro Günü'nde çirkin saldırı

2012-03-23 - 22:18:02 - Nevruz’un Kısa Tarihi

2012-03-20 - 13:47:47 - Yavuz Bahadıroğlu Rize'de Konferans verecek

2012-03-09 - 18:23:42 - Çayeli Eğitim Fakültesi Öğrencileri Beyaz Show’da

2012-03-09 - 17:05:39 - Çayelili Öğrenciler Kadına Şiddet’i Resim Sergisi İle Anlattılar

2012-03-06 - 17:46:43 - Nurullah Selim'in yarı final performansı

2012-03-06 - 10:20:25 - 3.Rize Günleri Kapanış Töreni

2012-03-05 - 18:43:46 - Ekren Orhon tiyatro sahnesinde

2012-03-03 - 14:43:52 - İsmail Safi’ye tatlı sürpriz

2012-03-02 - 22:31:47 - 3. Rize Günlerinde 1. Gün Geride Kaldı

2012-03-02 - 17:37:29 - Çayeli Standında Coşku Doruğa Çıktı

2012-03-02 - 15:30:31 - Çayın Başkenti Yeniden Başkentte

2012-03-01 - 23:58:38 - Ankara Rize Günlerine Hazır

2012-02-27 - 11:00:07 - Aşkı 38 beden giyiyor!

2012-02-25 - 10:29:30 - Çay Üzerine Yeni Bir Kitap: “Bin Yılın Çayı”

2012-02-25 - 10:02:41 - Rize Fotoğrafçılık Tarihi

2012-02-23 - 13:43:04 - Sinemanın muhalif yerlisiydi

2012-02-17 - 22:19:54 - Rize Günleri Programı Belli Oldu

2012-02-16 - 13:10:54 - Yılın merakla beklenen filmi ‘Fetih 1453’ sinemalarda

2012-02-13 - 11:51:47 - 'Fetih 1453' filmine Hollywood yolu göründü

2012-02-10 - 11:05:54 - Ankara Rize Günlerine Doğru

2012-02-08 - 09:30:20 - Çayeli’nde Müze İçin Çalışmalar Devam ediyor

2012-02-07 - 19:41:35 - Çayeli’nde Müze Çalışmaları…

2012-02-01 - 19:18:12 - 3. Rize Günleri Yaklaşırken

2012-01-31 - 21:46:35 - Devlet Tiyatroları Gösterileri Devam Ediyor

2012-01-18 - 14:02:53 - Hedef 750 Bin Ziyaretçi

2012-01-16 - 23:30:06 - Yetenek Sizsinizde Nurullah Fırtınası Esti

2012-01-16 - 19:33:19 - Rize'de iptal skandalı

2012-01-16 - 11:12:02 - Ankara Rize Günleri Start Alıyor

2012-01-13 - 18:50:36 - Amatör Ama Profesyonel Becerili Ressam Resul

2012-01-11 - 19:19:54 - Hüsrev’in İlk Ziyaret Şairler Derneği’ne

2012-01-07 - 12:36:38 - 3. Rize Günleri Hazırlıkları Sürüyor

2012-01-02 - 14:51:07 - Rize İl Kültür ve Turizm Müdürü Hocaoğlu: "Kültür Merkezinde Yılda 700'ün Üzerinde Faaliyet Yapılıyor"

2011-12-30 - 15:33:11 - Eyüp’te Rizeliler yemekte buluştu

2011-12-30 - 14:45:27 - Sarıoğlu Derneği Kahvaltı Da Buluştu

2011-12-29 - 09:20:11 - Evliya Çelebi'nin Rize ve Trabzon izlenimleri

2011-12-24 - 17:48:28 - Çayeli'nde Mehmet Akif'in Hayatını Anlatan Tiyatro Sahnelendi

2011-12-22 - 15:49:41 - Çayın Başkenti Başkentte 3. Kez Buluşacak

2011-12-21 - 23:09:25 - Din adamlarını kızdıran Türk filmi

2011-12-21 - 12:14:09 - Kirli reyting düzeni sona erdi

2011-12-17 - 21:40:41 - Çayeli Şairler Deresi Derneği’nden Büyük Buluşma

2011-12-07 - 23:58:47 - Şairler Deresi Derneğinden “BÜYÜK BULUŞMA” Gecesi

2011-11-30 - 12:45:05 - Rıza Çakır Doğal Yaşam Müzesini Anlattı

2011-11-26 - 23:20:36 - Rize üzerine yazanlar ve yazılanlar

2011-11-22 - 14:11:41 - Doğal Yaşam Müzesi İçin Çayeli'ne Geldiler

2011-11-18 - 11:56:13 - Rize Sokaklarından Sinema Perdesine

2011-11-15 - 12:45:35 - Telekom Etkinliğine Yoğun İlgi

2011-11-11 - 16:55:17 - Öyle bir teklifi reddetti ki...

2011-11-11 - 16:45:12 - Laz Ziya yaşamını yitirdi

2011-11-05 - 12:07:07 - 'Allah’ın Sadık Kulu: Barla' vizyonda

2011-10-15 - 20:26:00 - Rize Üniversitesi Ezginin Günlüğü ile Coştu !

2011-09-28 - 19:54:45 - Fıkra gibi yaşananlar...

2011-09-28 - 14:03:56 - Köyünün Tarihini Kitaplaştırdı

2011-09-27 - 20:00:32 - Ümraniye’de Rize Rüzgarı Esmeye Devam Ediyor

2011-09-21 - 16:37:59 - Kaptanpaşa'da Kaptan-ı Derya Mehmet Ali Paşa`nın büstü dikildi

2011-09-20 - 09:49:27 - İstanbul, Tulum Sesiyle İnleyecek!

2011-09-15 - 16:27:24 - Herem’den Çayeli’nden Öteye Programı

2011-09-10 - 11:42:30 - Şairler Deresi Defneği ve İncesırt Köyü Derneği Rize Tanıtım Günlerinde

2011-09-04 - 14:13:58 - Çayeli Festivalinde Muhteşem Final

2011-09-04 - 11:58:47 - Festivalde Şiir Tadında Bir Gece

2011-09-01 - 01:00:40 - Çayeli’nde Festivali’nde Coşkulu Konser

2011-08-31 - 15:27:11 - Festivalde Futbol Heyecanı

2011-08-31 - 10:18:45 - Festival Tiyatroyla Başladı

2011-08-24 - 14:18:39 - Çayeli Çay Festivali Programı Açıklandı

2011-08-18 - 18:47:56 - Bu da Rize Survivor u

2011-08-15 - 13:16:56 - Kare kare Karadeniz

2011-08-15 - 12:02:17 - Topaloğlu tuttuğu balıkla konuştu

2011-08-15 - 11:03:11 - İkizdere`de görkemli final yapıldı

2011-08-13 - 18:17:48 - Herem Ovit'i salladı

2011-08-10 - 23:18:19 - Nrcati Selvitop top gibi yere düştü.

2011-08-05 - 23:25:36 - İkizdere'de dev iftar sofrası

2011-08-02 - 15:33:52 - Rize'de yangın var

2011-07-30 - 18:39:34 - 39. Arhavi Kültür & Sanat Festivali

2011-07-29 - 14:40:21 - Ekşioğlu Şenliği Start Alıyor

2011-07-23 - 12:10:10 - Rize Cemal Safi İle Şiire Doydu

2011-07-20 - 22:40:59 - Ünlü Şair Safi Rize`ye Geliyor

2011-07-20 - 15:58:33 - Kemençe de ağlarmış

2011-07-14 - 23:46:04 - Tarkan Trabzon Konserini İptal Etti

2011-07-13 - 15:37:28 - Ünlü Şair Cemal Safi Rize`de

2011-07-13 - 13:03:54 - Çayeli Festivalinde Bütün Çayeli Omuz Omuza

2011-07-12 - 14:12:23 - 2. Tulum ve Müzik Festivali Sona Erdi

2011-07-12 - 11:56:27 - Çayeli’nde Festival Coşkusu

2011-07-08 - 22:45:22 - Yabancı Festival Ekibi Rize‘yi Çok Sevdi

2011-07-08 - 16:44:14 - Tulum Çayeli’nde Şişecek…

2011-07-06 - 13:09:03 - Tulumcular Pazar da buluştu

2011-06-22 - 22:36:28 - Ganalı öğrencilerden muthiş horonu

2011-06-22 - 15:33:05 - `Komedi Dünyası` Adlı Tiyatro Oyunu Rize`de Sahnelenecek

2011-06-20 - 16:40:49 - Ötüken'in Ürperten Romanı: Ölü Beyazı

2011-06-18 - 19:25:15 - Ayder şenlendi

EN ÇOK OKUNAN

Çayeli Haytefspor 1.Amatör’e Göz Kırptı
Çayeli Haytefspor 1.Amatör’e Göz Kırptı devamı...

Çaykur gene müdür üreticilerden özür diledi
Çaykur Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu Çay üreticisinden özür diledi. devamı...

Çayeli Adile Sultan Derneği Batum’a Gezi Düzenledi
Çayeli Adile Sultan Derneği Batum’a Gezi Düzenledi devamı...

2012 Yaş Çay Fiyatı Açıklandı
Yaş çay üreticisinin merakla beklediği çay fiyatı nihayet açıklandı. devamı...

Hamdi Topçu'nun Acı Günü
THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Hamdi Topçu’nun vefat eden dayısı son yolculuğuna uğurlandı. devamı...

EN ÇOK YORUMLANAN

Çayeli Belediyesi İlçede Bulunan Tarihi Mirasa Sahip Çıkıyor
Çayeli Belediyesi İlçede Bulunan Tarihi Mirasa Sahip Çıkıyor devamı...

Çayeli Adile Sultan Derneği Batum’a Gezi Düzenledi
Çayeli Adile Sultan Derneği Batum’a Gezi Düzenledi devamı...

Bakan Yazıcı karşılamaya karşı
Hayati Yazıcı, Cumhurbaşkanı ve Başbakan dışındaki yetkililere yapılan karşılama törenlerine karşı çıkt devamı...

Çayeli İmam Hatip Yılın Annesini Seçti
Çayeli Anadolu İmam Hatip Lisesi Yılın Annesini Seçti. devamı...

Çaykur gene müdür üreticilerden özür diledi
Çaykur Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu Çay üreticisinden özür diledi. devamı...

GEÇEN YIL BUGÜN

Rizesporlular Fenerbahçe Bayrağını Yaktı
Rize`de Fenerbahçe taraftarları cumhuriyet meydanında şampiyonluğu coşkuyla kutlarken bir gurup Rizespor taraftar devamı...

İstanbul'da Rizeli Vekil Adayları Kahvaltıda Buluştular
devamı...

Gönülleri Yine Fethettiler
9. Üniversiteler Tiyatro Yarışmasında İstanbul'da Rize’yi temsil eden Rize Gençlik Merkezi Büyükler Tiyatro e devamı...

Ayder Yaylası'nda Tatil Yoğunluğu
Rize'nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı ünlü turizm merkezi Ayder Yaylası'nda tatil günlerinde yoğunluk yaşan devamı...

Çaykur Rizespor Zorlu Virajda
Ordu maçı için tüm hazırlıklarının tamamlandığını söyleyen teknik direktör Ümit Kayıhan; `Orduspor karş devamı...








v2.0 © Copyright 2007 - 2012 ÇAY HABER - Tüm hakları saklıdır.
Künye  |   Sitene Ekle  |   Yazılım Geliştirme : Nurettin TOPAL