Çay Haber - Yöresel Haberin NET Adresi

Marx Trabzon'da doğsaydı ne olurdu?

13-08-2010 21:54:20
4485 kez görüntülendi

Marx Trabzon'da doğsaydı ne olurdu?

Farzedelim ki Marksizmin el kitabı "Das Kapital" Trabzon'da yazılmış olsun. Hatta Karl Marx da Trabzon'da doğmuş olsun. Hayal etmesi zor belki ama Türk mizahının usta yazarı Yılmaz Okumuş, üç ciltten oluşan "Das Kapital"in ilk ikisini "Laz Kapital" olarak yeniden kaleme aldı bile... 2006'da yayımlanan "Laz Kapital 1"in ardından serinin ikinci kitabı bu ay raflarda yerini aldı. Üçüncü kitap ise yolda.

Bilirsiniz "Das Kapital" kapitalist üretim ilişkilerinin ele alındığı oldukça ağır bir eserdir; öyle tek solukta okuyabileceğiniz kitaplardan değildir. Yılmaz Okumuş'un "Laz Kapital"i ise bu eserdeki tüm karmaşık ekonomik ve toplumsal terimleri popüler kültürden yola çıkarak okuyucuya sunuyor. Örneğin oligarşiyi futbolun üç büyükleriyle anlatıyor. Bu açıdan bakıldığında Okumuş, "Das Kapital'e giriş" niteliğinde bir kitap kaleme almış da diyebiliriz. "Laz Kapital 2"de aslında ağırlıklı olarak yakın geçmişimizin perde arkası sorgulanıyor. Bunu da elbette Trabzonlu Laz Marks Emice, devamlı ziyaret ettiği Yalı Kıraathanesi'nde yapıyor. Laz Marks Emice'ye kıraathanede eşlik eden bir ahali de var; onları da kitabı okuyunca tanıyacaksınız.

Bu arada kitabın kapağında mizah severlerin yakından tandığı Bezgin Bekir karakterinin çizeri Tuncay Akgün tarafından resmedilen "Laz Marks Emice" karikatürü dikkat çekici. Ayrıca belirtmekte fayda var; kitabın tamamı Karadeniz şivesiyle yazılmış.

Gelin şimdi son kitabı "Laz Kapital 2"yi ve Yılmaz Okumuş'la ilgili merak edilenleri yazarın kendi ağzından dinleyelim.

Laz Kapital fikri nasıl ve hangi ihtiyacı karşılamak amacıyla doğdu?
Gençlik yıllarımda okumaya kalkıştığım Das Kapital bende duvar etkisi yaratmıştı. Her girişimim başarısız oluyor ve okuduklarımı anlamakta zorlanıyordum. Fakat bu ağır ekonomik terimleri ve tahlilleri anlayabileceğim örneklerle özetleyen bir kitap geçmişti elime. Bu kitap sayesinde Das Kapital'e girişi sağlamıştım.
Yıllar sonra Küstah Mizah Dergisi'ndeki köşemde, Das Kapital / Laz Kapital ses uyumunun sayesinde Karadenizli bir Marks yaratma fikrini geliştirdim ve Karl Marks Trabzon'da doğsaydı ne olurdu, diye sordum.
Amacım, Çizgilerle Küba, Çizgilerle Marks gibi ele aldığı konuyu basitleştirip ama yüzeyselleştirmeden anlatan kitaplarda olduğu gibi, Das Kapital'i, günümüzün bütün popüler öğelerini kullanarak yerlileştirmek ve anlatabilmekti.

İlk kitabınızda Karl Marx'ın kapitalist üretim sürecini analiz ettiği "Kapital"i Karadenizli mantığıyla yeniden yorumlamıştınız. Peki, Laz Kapital 2'de okuyucular neyle karşılaşacak? Bu kitapta Laz Kapital'den farklı olarak ne sunuyorsunuz?
2. kitap, Das Kapital'in üretim ilişkileri, meta ve metanın kullanım ve değişim değerlerinden biraz uzaklaşıyor ve günümüzün sorunlarıyla daha sıkı bağlantı kuruyor. Bunu biraz da okuyucu sağladı. Okurlar, şu an yaşanan, gelişen toplumsal konularla ilgili olarak sorular sorup, kitabın yönünü de tayin ettiler.

Marksist terminolojiyi çoğunlukla futbol, hamsi kimi zaman da Fadime üzerinden anlatıyorsunuz. "Laz Marks Emice" hangi sözcükle tam olarak hangi marksist terimi kastediyor? Yanılmıyorsam Fenerbahçe burjuva sınıfını, Trabzonspor ise işçi sınıfını temsil ediyor değil mi?
Laz Marks Emice hemen her anlattığını bir göndermeyle, örnekle süslüyor. Oligarşiyi anlatırken 3 Büyük İstanbul takımını, Odalar Birliği Başkanı bir sermayedar için Takalar Birliği Başkanı Patapat Süleyman'ı, lumpen proletaryaya ait bir sorun için Netceğuk Hasan'ı, değişim ve kullanım değerini açıklamak için hamsiyi vs. kullanmaktadır.

Siz bir Rizeli olarak Karadeniz insanının Türkiye politikasına ve genel olarak ülkede olup bitenlere bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Muhalif bir tavır sergilediklerini düşünüyor musunuz?
Karadeniz insanını genel olarak Türk insanından çok ayrı bir yere koyamam doğrusu. Türkiye genel olarak neyse, Karadeniz de odur. Ama doğadaki hemen her şey Karadeniz'de bir başka gelişir, biçimlenir. İktidardan yana oluşumuz da, muhalifliğimiz de, müziğimiz de, futbola bakışımız da, aşkımız da, ibadetimiz de başka bir şekilde hayat bulur.
Damarına basıldığında, önüne hidroelektrik santralı bile kursanız durduramazsınız Karadeniz insanının. Nitekim bölgedeki en son gelişen muhalif damara HES'lere karşı muhalefet eden köyleri gösterebilirim.

- "Laz Marks emice" söylevlerini Yalı Kıraathanesi'nde veriyor. Buraya her zaman uğrayan Patapat Süleyman, Netceğuk Hasan, Sementa Recep gibi değişik karakterler de soruları ve fikirleriyle Laz Marks emiceyi yönlendiriyorlar. Her bir karakterin temsil ettiği bir toplumsal sınıf mı var?
Patapat Süleyman ve Foter Osman burjuvaziyi, Netceğuk Hasan, Annaymisun Nihat, Kainat İbrahim, Kivirzivir Resul, Uzunşase Osman ve Ayu Mehmet gibiler lumpen proletaryayı, Sementa Recep, Lelipop İhsan, Gudigut Zeki ve Öğrenci Saniye işçiyi, öğrenciyi, solu temsil etmektedir.

Laz Marks Emice referandumda ne oy kullanacak?
Laz Marks Emice parlamenter sistemle bir şeylerin değişmeyeceğine inansa da, 'hayır'ın gerekli olduğuna inanıyor.

Laz Kapital 3 geliyor mu, yoksa bu seriyi bitirdiniz mi?
Yazdığım kitapların orijinali olan Das Kapital serisi 3 kitaptan oluştuğu için, Laz kapital de 3. kitapla seriyi tamamlayacak.

Karadenizlileri diğer bölgelerin insanından ayıran en temel özellik nedir?
Yaşadığımız coğrafyanın karakterlerimizi belirlediğini düşünüyorum. Çocukluğumda, kasaba ve şehirlerimize kaymakamlık binası yapabilmek için denizi doldururlardı. Hemen denize bağlanan dimdik dağlar, bölgede ne tarıma, ne yerleşmeye ne de başka sosyal alanlara fırsat veriyor.
Bu koşulların yol açtığı asabiyetle karışık, hızlı olma, ani karar verme, özgüven, inatçılık ve hatada ısrar etme, ortalama bir Karadenizlinin özellikleridir.

Siz mesleğe mizah dergilerinde başladınız. O zamanlar yazarlık dışında karikatür de çiziyordunuz. Karikatüristliği tamamen bıraktınız mı? Karikatür çizmek mi yazı yazmak mı kolay sizce? Hangisi yaptığınız eleştiriyi okuyucuya daha etkili bir şekilde ulaştırır?
Oğuz Aral'lı Gırgır'ın karikatüristi ve yazarıydım. Yaklaşık 16 yıldır televizyona mizah dizileri yazıyorum.
İşini iyi yaptıktan sonra karikatürle de, mizah yazısı ve kitabıyla da, dizi filmle de okuyucuya, seyirciye ulaşabilir, derdini anlatabilirsin.
Ama ilk göz ağrım karikatürün görsel avantajıyla birlikte okuyucuyla daha etkili iletişim kurduğuna inanıyorum.

Günümüzün mizah dergileri muhalif medya rolünü layığıyla yerine getirebiliyorlar mı? Eski Gırgır ruhu devam ediyor mu sizce?
Mizah dergileri elinden geldiğince, kendi çizdikleri rota doğrultusunda gereken muhalefeti yapmaya çalışıyor.
Bazen Gırgır'ın önüne geçerek, bazen arkasında kalarak ama hep o doğrultuda gidiyorlar.

İçlerinde Yasemince, Papatyam, Kaygısızlar, Reyting Hamdi, Emret Komutanım, Bir Dilim Aşk, Yalancı Romantik gibi pek çok dizinin senaryo yazarlığını üstlendiniz veya senaryo grubunda yer aldınız. En keyif alarak yazdığınız senaryo hangisiydi?
İlk göz ağrım Yasemince... Çünkü yaratılan karakterler Gırgır'da yazdığımız, çizdiğimiz karakterlere çok benziyordu. Mizah dergilerinden televizyona geçişim Yasemince'yle olmuş ve uzun bir süre İnce İnce Yasemince dizisini yazmıştım.

Kitabınızı okuyanlar, sizin Trabzonspor'un fanatik taraftarı, Fenerbahçe'ninse ezeli düşmanı olduğunuz kanısına varacaklardır eminim. Nedir bu işin aslı astarı?
Aslında böyle bir ezeli düşmanlık yok. Çünkü çocukluktan gençliğe geçiş ve olgunluk dönemime kadar yaşadığımız bütün şampiyonluk ve kupalarda neredeyse karşımızda hep Fenerbahçe vardı ve ben rakibimiz Fenerbahçe olunca çok sevinirdim. Nasıl olsa her yerde Fener'i yeniyorduk. O zamanlar Galatasaray ve Beşiktaş bize rakip bile olamıyordu. Fenerbahçe'yi bu anlamda çok severim.
Fakat kitapta kullandığım yabancılaştırma efektinde, oligarşiyi anlatırken Fenerbahçe'yi örnek veriyorum. Çünkü Fenerbahçe, medyanın da en çok yer verdiği, Türkiye'nin en ses getiren takımıdır.

Şu an devam eden projelerinizden ve bundan sonra neler yapacağınızdan biraz bahseder misiniz?
Karadeniz'de geçen bir komedi dizisi projem var.
Laz Kapital 2 hemen 2. baskıyı yapınca birinci kitabın da yeniden basılması gündeme geldi. Birinci kitabı elden geçirip yayına hazırlıyorum. Bir yandan da Laz Kapital 3'ü de tasarlıyorum.
Laz Kapital serisini bitirdikten sonra, çocukluğumdan başlayan ve günümüze uzanan bir süreci anlattığım "Hatırlıyorum" kitabını yazmaya girişeceğim.

Bugüne kadar hep TV projeleri için senaryo çalışmaları yaptınız. Sinema sektörüne geçmeyi düşünmediniz mi? Kaleme aldığınız film senaryosu / senaryoları var mı?
Birisi yazılmış, birisi de yazılmakta olan iki sinema senaryom var.
İlki, Sümela'nın Şifresi adında bir komedi filmi. İkincisi D & D. Drakula & Duran, korku komedi projesi.
Ve bütün ırmaklarımın aktığı asıl projem, Laz Marks Emice'yi sinemaya uyarlamayı düşünüyorum.

Laz Kapital'in iki cildinde de yazılarınızı Karadeniz şivesiyle yazdınız. Yazarken hiç zorlanmadınız mı?
Hiç zorlanmadum kizum.

Hem Rizelisiniz hem de kitabınızın ismi Laz Kapital. Peki, Lazca biliyor musunuz?
Pazar doğumlu ama Çayeliliyim. Ama bir yanım Trabzonspor yüzünden Trabzonlu gibi. Pazar, Çamlıhemşin, Arhavi ve Macahel hayranıyım. Yani safkan Karadenizliyim.
Küçükken kulağıma çalınmış olan birkaç kelime dışında Lazca bilmiyorum.
Suya düşen bir halka gibi, önce beni çevreleyen halkalardan başlayarak dillerini bilmesem de bütün Dünya halklarını seviyorum.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Bu maçi alacağuk, başka yoli yok!

Yorumlar

  1. marks trabzonda doğsaydi
    marks trabzonda doğsaydi mehmed olurdu çünkü trabzonlu müslüman bir aileden doğacaktiki oda müslüman mehmed olurdu sevgiler



Yorum Yaz