Çayeli, M.Ö. 700’lerde Miletos’lularca kurulduğu sanılan bir yerleşim yeridir. Önce Roma, sonra Bizans ve Rum Pontus imparatorluklarının egemenliği altında kalmışken, 1461’de Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı Devletine katılmıştır.
1878 yılında Nahiye olan Çayeli’nde belediye teşkilatı 1915 yılında kurulmuş, 1 Eylül 1944 tarihinde ise ilçe statüsüne kavuşmuştur.
İlçenin toplam yerleşik alanı 473 km2 olup, ilçeye bağlı 2 belde ve 54 köy bulunmaktadır.
İlçe merkezinin nüfusu 25.205, belde ve köylerle birlikte toplam nüfusu ise 42.109 dur.
Bununla birlikte ilçe nüfus kütüklerine kayıtlı yaşayan kişi sayısı 120.000 civarındadır.
Çayeli’nin geçmiş günleri Cafer Paşa ile başlar. Şimdi Cafer Paşa’nın hikâyesini aktarayım; Aslen Trabzonlu olduğu söylenen Cafer Paşa’nın babasını ve dedesini Rumlar öldürmüş. Bu yüzden Rumlardan öç almak isteyen Paşa, İstanbul’a gider, asker olur ve İstanbul’u fetheden orduda görev yapar. Fatih Sultan Mehmet, Trabzon’un fethi konusunu görüşmek üzere paşalarını topladığında, toplantıya katılan Cafer paşa başından geçenleri anlattıktan sonra; “ Rumlardan öç almak için Trabzon’un fethinde vazife almak isterim ” der. Fatih Sultan Mehmet bu teklifi kabul eder.
Trabzon’un fethinden sonra Cafer Paşa, yelkenli gemileriyle doğuya doğru ilerler. Barış yoluyla ülkeye kattığı Doğu Karadeniz kıyılarında İslamiyet’in kabulünü sağladıktan sonra, Batum tarafından batıya döner. Bu sefer sırasında Rize açıklarında büyük bir fırtınaya tutulan Cafer Paşa şu yakarışta bulunur; "Gemilerimin demir tuttuğu yerde cami, askerlerim için hamam, hocalarımın maaşı için değirmen yaptıracağım “ der. Donanma, Limanköy açıklarına geldiği zaman deniz durulur, gemiler demir tutar. Cafer Paşa kıyıya çıkar ve ilk önce taştan bir cami yaptırır. Cafer Paşa’nın adını taşıyan ve üzerinde Hicri 973 ( 1565 ) tarihi yazılı bu camiye tekme vurdum camii de denilir.
Kasaba ilkönce pazarbaşı’nda, Şairler deresinin üzerindeki köprünün yanında bulunan ceviz ağacının altında idi. Sipahi Aziz Ağa, kasabayı 1870’lerde Eskipazar’a, büyük derenin doğu kısmına, sipahilerin konağının yanına nakletti. Daha sonra kasaba, Eskipazar mahallesinden caminin yanına nakledildi.
Kasabada çınarın altındaki yapıyı, Şerifoğlu 1880–1881 yıllarında yaptırdı. İki katlı olan bu yapı uzun yıllar Hükümet konağı olarak kullanıldı. Hükümet konağının arkasında ayrı bir yapı yapılmıştı, arada bir boşluk vardı. Üç bölümden oluşan yapının bir odası Belediye’ye, iki odası da Mahkeme’ye tahsis edilmişti. 1930’lu yıllarda çıkan yangında bu yapı tamamen yanmıştır.
Kasabada o zamanlar gece hayatı ( kahvehaneler ) 1925-1930’larda başladı. Bu kahvelerde; dinlenilir, yarenlik edilir, karşılıklı düşünceler aktarılırdı. Delikanlılar büyüklerin yanlarında değil, kenarda otururlardı. Kahveler Ramazan geceleri kalabalık olurdu. Teravih namazından sonra kasabalı kahvelerde toplanır, sahura kadar yarenlik ederdi ve tombala çekerek eğlenirdi.
Yolda yürüyen kişi, yaşlı birine rastladığı zaman selam verir, izin alınmadan yaşlı kişinin önüne geçilmezdi.
Çaybaşı nahiyesi iken 1 Eylül 1944’te ilçe olan Çayeli’nin eski adı Mapavri’dir. Mapavri Rize’nin en eski bucağıdır. W.E.D.Allen mapavri adının Lazca olduğunu ve anlamının “ Yapraklı” olduğunu açıklamıştır.
Ruslar 5 Mart 1916 da Çayeli’ni denizden ve karadan işgal etmişler. 9 Mart 1918’de Türk askeri Çayeli’ni teslim almıştır.
Çayeli Askerlik şubesinde yaptığımız araştırmada; şehit ailelerinin evlatlarının başvurusu sonucunda, 7 kişinin resmen kayıtlı “ İstiklal Madalyası” aldığını belirledik. Çayeli’nde ilk kurşun Sabuncular Mahallesi sakinlerinden; Zeliha ile Hüseyin SOFUOĞLU’ndan olma Nusret, 16–17 yaşlarında Rus askerlerine karşı koymak için Türk Askerlerinin kazdığı istihkâm mevzilerine girer, düşman askerlerini ateşe tutar, Ruslar da cevap verir. Kendisinden hiçbir haber alınamaz.
Ayrıca Sarıkamış dağlarında, sadece Çayeli’nden 1300 şehit olduğu resmi kayıtlarla tespit edilmiştir.
Bütün Şühedanın ruhu şad olsun.
TÜRK MİLLETİ
Müslüman Türk olup, Allah’a tapan,
Barış için aşkla yüreği çarpan,
Savaşta düşmanı yerle bir yapan,
Zaferden zafere koşan milletiz.
Ezanı, bayrağı özünden bilen,
Şanlı tarihinin neslinden gelen,
Kin ile nefreti kalplerden silen,
Vatan sevdasıyla coşan milletiz.
Birlik, beraberlik, vatan bölünmez,
Meşale sönerse ışık görünmez,
Uygarlık yolundan geri dönülmez,
Engelleri bir bir aşan milletiz.
Hiç kimse bizimle başa çıkamaz,
Bizi bizden başka kimse yıkamaz,
Tanıyanlar kem göz ile bakamaz,
Tarihe sığmayıp taşan milletiz.
Bu vatan uğruna feda canımız,
Mukaddesat için akar kanımız,
Atadan emanet bu vatanımız,
Bunu bilmeyene şaşan milletiz.
Bütün şühedanın ruhu şad olsun,
Vatanı bölmeye kalkan kahrolsun,
Biz ölsek de yine vatan sağ olsun,
Ya gazi ya şehit düşen milletiz.
NOT: Bir dahaki araştırma yazım; ÇAYELİ’NDE NE VAR NE YOK? Olacak.
Yorumlar (Yorum Yaz)
Haberlere yazılan yorumlar, yorumu yazan kişilerin kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Okuyucu yorumlarından dolayı ÇAYHABER sorumlu tutulamaz.
Başlık : yapraklıdan çay yaprağına . Yazan : hamit okumuş Tarih - Saat : 2010-01-16 - 13:06:07
KATILIYORUM ( 0 )
KATILMIYORUM ( 0 )
sayın imdat bey bilğileriniz için teşekkür ediyoruz. biz bu konu hakkında daha detaylı çalişmaniz veya çalışmalar olduğunu biliyoruz siz çok kısa aktardınız dizi halindemi sunmayı düşünüyorsunuz.
Başlık : Allah' a Tapmak Yazan : Erol Kaşıkçı Tarih - Saat : 2010-01-13 - 13:07:26
KATILIYORUM ( 0 )
KATILMIYORUM ( 0 )
merhum m.akif bile istiklal marşında; hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal demiş. islamda tapınma olmaz mı çok bilmiş
Başlık : tapmak Yazan : lazoğlu Tarih - Saat : 2010-01-13 - 10:56:04
KATILIYORUM ( 0 )
KATILMIYORUM ( 0 )
cenabı hak kuranikeriminde bana tapın mı diyor,sen eski bir cami imamısın,