1958 tarihinde Rize’nin Çayeli ilçesinde doğup 6 yaşında ailece İzmir'e göç eden AK Parti İzmir İl Teşkilatı’nın da kurucuları arasında yer alan deneyimli siyasetçi Nazmi Kalyoncu, partisinin Konak İlçe Başkanlığı’nı da yürüttü. Şu anda İzmir İl Genel Meclisi’nin AK Parti Grup Başkanvekilliği görevini yürütüyor.
İzmir’e yapılacak her yatırımla ilgili görüş ve düşüncelerini kendini sakınmadan söyleyen, zaman zaman CHP’li meclis üyeleriyle karşılıklı şiirli atışmalara bile giren Kalyoncu, İzmirle ilgili sorunların çözüme kavuşturulması için gece-gündüz kafa yorduklarını, tüm çabalarının İzmir’de yapılacak her yeni yatırım ve projenin hayata geçirilmesi olduğunu belirtti.
En son İzmirli muhtarlarla bir araya gelip muhtarların ve mahallelerinin sorunlarını dinleyen, her sıkıntıyı tek tek not aldığını anlatan Kalyoncu, “İzmirlilerin bize aktarılan bir sorununu bile çözüme kavuşturamazsam, onların karşısına çıkamam, yüzüne bakamam” diye konuştu.
Kendilerine gelen sorunların büyük bir çoğunluğunun yerel yönetimlerin hizmetleriyle ilgili olduğunu anlatan Kalyoncu’yu en çok heyecanlandıran iki konunun hükümetin İzmir’e yapacağı 35 proje ve İzmir’in bu kez EXPO’yu kazanması olduğunu gördük.
Kalyoncu’ya büyükşehir belediyesiyle ilgili operasyon ve soruşturma sürecinden EXPO’ya, İzmir’e daha fazla yatırımcının gelmesinden İzmir’in öncelikli sorunlarının çözümüyle ilgili neler yaptıklarına dair çok sayıda soru yönelttik.
Tek tek yanıtladı sorularımızı Sayın Kalyoncu. Şimdi kendisiyle yaptığımız röportajın ayrıntılarıyla baş başa kalalım:
Halide DEMİR: Sayın Kalyoncu, en son muhtarlarla buluştunuz. Nasıl geçti görüşmeniz, hangi sorunlar paylaşıldı?
Nazmi Kalyoncu: Evet. 597 tane köy, 740 tane de mahalle muhtarımızla birlikte toplam bin 337 muhtarımız söz konusu. Bunlarla seçim olmadan bir araya gelmek bize çok keyif veriyor. Seçim öncesinde bilgileri topluyoruz. Çarşamba günü yapmış olduğumuz Karabağlar ve Konak muhtarlarla olan toplantımızla da çok samimi bir ortam gerçekleşti. Tabi demokrasinin bir gereğidir seçimler ve seçim çerçevesinde bizim muhtarlarımızla seçim sebebiyle bir araya gelmemizde hiçbir sakınca yok. Onların problemlerini yakinen takip etmek anlamında daha sıcak, daha samimi bir ortam oluyor bu toplantılar. Biz tribünlere oynamıyoruz.
H.D: Seçimlere daha iki yıl var. Ancak siz şimdiden çalışmaya başlamışsınız. Genelde STK temsilcileri ve muhtarlar siyasilerin seçim öncesi kapılarına geldiklerinden şikayetçi olur. Sanki bu eleştirileri dikkate alarak hareket eden bir strateji görüyorum sizde? Yanılıyor muyum?
N.K: Bizim muhtarlarımızla yapmış olduğumuz toplantı çok samimi bir ortam gerçekleşti. Muhtarlar çekirdek birim. Ben onları ‘hizmeti karakolları’ olarak görüyorum. Onların kapısı her vatandaşa 24 saat kapısı açıktır. İstediğiniz vakit evlerine bile gidebilirsiniz. Hayır demez size. Yardım dağıtacağımız zaman ilk başvuracağımız kişi muhtardır. Mahallenin bilirkişisidir. Nerde ne var o bilir. Kim muhtaç, onlar bilir. AK Parti’de siyaset yapmanın bir özelliği de şudur; Biz Başbakanımızdan öğrendik bunu. Benim muhtarla toplantıda aldığım notlar var. Aldığım notlar çerçevesinde onları çözüme kavuşturamadığım zaman ben bir daha onların karşısına çıkamam, yüzüne bakamam.
H.D: Size iletilen sorunlardan nasıl bir İzmir fotoğrafı çıktı karşınıza? Öncelikli sıkıntılar nelerdi?
N.K:Gelen problemlerin birçoğu belediyelerle ilgili problemler. Muhtarlarımız bunları anlatırken, ‘bunlar bizi ilgilendirmez’ diyemeyiz. Kaldırımlar, çöpler, çıkmaz sokaklar, Hatay Caddesi’nin sıkıntıları, özellikle kentin bütününü saran otopark ve ulaşım sıkıntıları vs vs bütün muhtarların gündemini saran sorunlar. ‘Onlar belediyenin işi’ demedik üstlendik. Bu toplantıların önemli bir faydası da, İzmirliler gelecek seçimlerde halk AK Partili belediyelere şans verirse önceden hazırlıklı olacağımızdır. Yani belediye başkan adaylarımız işe başladıkları zaman nereden başlayacaklarını bilecekler. 2,5 senemiz var ama şimdiden hazırlanıyoruz.
Muhtarla görüşmemizdeki iki temel sıkıntı ise mevzuat ve bürokrasiden kaynaklanan sıkıntı idi.
Bürokrasiden kaynaklanan sıkıntının bir alt başlığında, insanımızın bazı konularda ‘beni ilgilendirmez’ diyerek üzerinden geçmesi çok önemli bir unsur olarak yer alıyor. Ama bürokratik yapı içerisinde aynı konuyla ilgili müracaat ediyorsunuz bir bürokrata, yarım saat içerisinde problemi hallediyor. Aynı konuyla ilgili olarak bir başkasına gidiyorsunuz 2-3 ayda hallediyor. Burada insan unsuru çok önemli. Benim tespitlerime göre AK Parti’nin Türkiye bağlamında, dünya ölçeğinde ortaya koymuş olduğu siyasi konsepti taşıyacak nitelikte insanlar henüz oturmuş değil. Başbakanın o lüzumuna uyacak insanlar olması lazım.
H.D: Nedir o vizyon? Sayın Başbakanın devlet kurumları dahil olmak üzere performansa dayalı bir çalışma sistemini ülkemize getirmek istediği şeklinde bir vizyonu var sanırım?
N.K:Evet haklısınız. Mesela Kamu Personel Yasası’nda değişiklik yapılıyor. O Anayasa Mahkemesi’ne gitti ve iptal edildi. İnsanlarımız 657 sayılı Personel Kanunu’na tabi olduktan sonra, ‘Nasıl olsa bir daha bir yere gitmem, artık memurum, nasıl istersem öyle davranırım. Hatam olsa bile en fazla beni sürerler. Sürüldüğüm yerde de maaşımı alırım, üstelik harcırah da veriliyor’ diye düşünüyordu şimdiye değin.
Ancak Başbakan’ınımızın vizyonu böyle bir anlayışı reddediyor. Başbakanımız üretmeyi ve zamanı iyi kullanmayı öngörüyor. Bu insan unsuruyla doğru orantılı bir hadise. Kanun çıkarmanız bir anlam ifade etmez. Uygulayıcılarının onu doğru bir şekilde uygulaması ve sergilemesi lazım. Aynı kanunu uygulayıcılar yüzünden halka zulüm aracı olarak bile kullanabilirsiniz. Bunu özel sektör yıllardır kullanıyor.
Size kendimden bir örnek vereyim; Ben Sümer Bank’ta çalıştım, biliyorum. Aynı serviste çalıştığım, aynı işi yaptığım mesai arkadaşım öğlene kadar ya 10 dakika ya da yarım saat çalışır sonra da deyim yerindeyse arazi olurdu. Ama ay sonu geldiğinde benimle birlikte aynı maaşı alırdı. O yıllarda ben öyle bir çalışma performansı sergiliyordum ki, hiç unutmuyorum arkadaşlarım bana şu ifadeyi kullanmıştı: “Nazmi Bey siz buradaki sistemi bozuyorsunuz göze batıyorsunuz, bizi ele veriyorsunuz.’
Türkiye genelinde böyle bir trend söz konusu. Bu durum yavaş yavaş değişiyor. Ancak biraz zaman alacak. Başbakanımızın bürokratik oligarşiden şikayetini hepimiz biliyoruz. Bu bürokratik oligarşi şalteri indirerek kapatılacak bir yanlış değildir. İnsan eğitimi ile ilgili, vizyonla ilgili, dünyaya bakış açısıyla ilgili bir durum.
H.D: AK Parti İzmir’e büyük önem veriyor. Projeler ardı ardına açıklanıyor. İzmirlilerin, sokağın tepkisi nasıl? İzmirliler bu kez partinizi destekleyecek mi? Sayın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve İl Başkanı Ömer Cihat Akay, seçim hedefini yüzde 47 olarak açıkladı. Bu hedefe siz nasıl bakıyorsunuz?
N.K: Evet bu hedefi yakalayacak, hatta aşacağız. Zaten İzmir’in seçim grafiğine baktığınızda yüzde 17,5 ile başladık. Daha sonra yüzde 29, yüzde 30 ve en son yüzde 37. Bu grafik sürekli yükselen bir grafik. Başbakan Yardımcımız Sayın Bülent Arınç’ın da ortaya koyduğu yüzde 47’nin hiç hayal olmadığını düşünüyorum.
İzmir Halkının bazı peşin değerlendirmeleri vardı. Bu peşin değerlendirmelerini zaman içinde kaldırdığını görüyoruz.
H.D: Sizce neydi bu peşin değerlendirmeler ve niçin kaldırdılar?
N.K:Bu algının kırılmasının iki sebebi var. Birincisi biz temas edemediğimiz halk kitlesiyle daha fazla temas eder olduk. İkincisi de şunu gördüler, yani hizmet yapamayan kesimlerin ideolojik söylemlerle bunu kamufle etmek istediklerini anladılar. Hizmet yapamayışlarını, ortaya bir eser koyamayışlarını ideolojik söylemlerle örtbas ederek yine kendi yollarına devam ettiklerini İzmir Halkı gördü.
H.D: İzmirliler bu söylediklerinizi tamamen gördü mü? Yoksa görmeye mi başladı?
N.K:Görmeye başladı demek daha yerinde olur sanırım. Oy oranlarımızın sürekli artması görmeye başladıklarının işaretidir. Ama tam gördüğü zaman da biz herhalde %50’nin üzerinde oluruz.
H.D: Peki İzmirlilerin en çok şikayetçi olduğu konular?
N.K:Metro konusu var. 3 yılda bitecek Metro 8 yıl oldu bitmiyor. Teleferik konusu var. 6 senedir o teleferik yapılamıyor. İzmir’in bir simgesi haline gelmiş bir şey Teleferik. Otopark ve ulaşım çok sıkıntılı. Büyükşehir Belediyesi’nin bir Ulaşım Master Planı var deniyor ama önemli olan planın olması değil, uygulanması.
H.D: Büyükşehir yetkilileri, Alsancak Limanı’ndan Gümrüğe doğru yaşanan trafik sıkışıklığını ortadan kaldırmak için bir düzenlemeye gitti. Nispeten bir rahatlama yaşanıyor?
N.K: Yeni ulaşım sahaları açılmadan sorun çözülemez. Mesela ben İstanbul’a, Ankara’ya her gittiğimde şehrin merkezinde tanıyamayacağım değişiklikler oluyor kısa zaman zarfında. Alt geçitler yapılıyor, üst geçitler yapılıyor, trafik rahatlatılıyor. İzmir maalesef bu tablodan çok uzak. İzmir bir yatırımcı için cazibe merkezi haline gelmeli. Yatırımcının taleplerinin ön planda tutulması lazım.
Görüştüğümüz bazı iş adamlarımız, sanayicilerimiz var. İzmir’i terketmemeleri için biz yalvarıyoruz. Yatırımcılar, ‘Artık merkezi İstanbul’a alacağız, İzmir’den gideceğiz’ diyor. Rica ediyoruz; ‘İzmir’den gitmeyin’ diyoruz. Belediye başkanlarımız şehrin liderleridir. Yerel yönetim yani yerinden yönetim çok önemli bir unsurdur. Milletvekillerinden daha ön planda olan insanlardır onlar. Üretkendirler ve halk ile iç içedirler. Problemleri çözen insanlar belediye başkanlarıdır. Çoğu belediye başkanları çok rutin şeyleri çok önemli olarak değerlendiriyorlar.
H.D: Yerel yönetimlerin hizmetlerini nasıl buluyorsunuz peki?
N.K: Dişe dokunur bir şey görmüyorum. Çok üzücü bir şey bu. Ben bu arkadaşların yapmış olduğu çalışmaları küçümsemek adına söylemiyorum ancak bizim belediyecilik anlayışımızla mukayese edilemeyecek bir fark var arada. Bu bir vizyon meselesi. Bizim yönettiğimiz illere gidildiğinde bu fark açıkça görülecektir.
H.D: Peki, yerel yöneticilerin zaman zaman yaptığı, ‘Hükümet yeterli kaynak vermiyor, projelerimizi engelliyor’ açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Doğru mu?
N.K:Metroyla ilgili bir şey çıkarttı hükümetimiz. Dedi ki, ‘büyükşehir belediyeleri kendileri yapamayacaksa şu tarihe kadar bize müracaat etsinler, biz destek çıkalım.’ Süre bitti iki gün sonra müracaat ettiler. Ve ondan sonra ret cevabı gelince de, ‘Bakın bizim çalışmamız kabul edilmedi’ gibi söylemlerde bulunuldu. Ben basından takip ettim.
Sizin paranız olmadığı için yapamadığınız ne var? Ya da hükümet engellediği için neyi yapamadınız? Bir teleferiğin yapılmasını hükümet mi engelledi? Bir çöp dökecek yeri bulmayı hükümet mi engelledi? Bir çöp dökecek yeri bulmayı hükümet mi engelledi? Ben bunu İzmir Halkı’nın takdirine bırakıyorum.
H.D: Peki Sayın Aziz Kocaoğlu’nun en son kentsel dönüşümleriyle ilgili projelerinin on bir aydır onay beklediği şeklindeki açıklamaları hakkında ne söylersiniz?
N.K: Siyaset yapmak biçiminde CHP ile hiçbir zaman kodlarımız uyuşmuyor. Çünkü doğrular üzerinden siyaset yapmayı benimsemiş bir partiyiz biz. Mesela Büyükşehir Belediyesi’yle ilgili yapılan soruşturmada ben mecliste yaptığım konuşmada sabahın altısında ilgili kişilerin alınmasını kınamış, yanlış bulmuştum. Bunu samimi bir şekilde biz söyleyebiliriz. CHP’li bir belediye ile ilgili bir yanlış yapılmışsa bize yapılmış sayarız. Bir inceleme yaptım. Ankara Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’yle ilgili ne kadar dava açılmış, ne kadar soruşturma açılma açılmış bunun incelemesini yaptım.
H.D: Veriler nelerdi, paylaşır mısınız?
N.K: 3 büyük belediye ile ilgili 2004-2011 yılları arasında Bakanlık makamından 4483 Sayılı Kanun’a göre alınan araştırma inceleme onaylarının dağılımı, Ankara 48, İstanbul 56, İzmir 42. İkinci bir istatistiği veriyorum size; yine 4483 Sayılı Kanun’a göre, 2004-2011 yılları arasında adli yargıya intikal etmeden kapanan dosya sayısı, Ankara 22, İstanbul 26, İzmir 17. Yani İzmir’de adli yargıya intikal etmeden kapanan dosya sayısı 17 tane.
Yine aynı kanuna göre, adli yargıya intikal eden dosya sayısı Ankara 6, İstanbul 1, İzmir 3. Bu böyle iken sürekli, ‘İzmir Belediyesi’nin çalışması engelleniyor, onun için bu şekilde hareket ediliyor’ şeklindeki yaklaşımın çok doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum. Biz Aziz Kocaoğlu’na yapılacak her türlü haksızlığa AK Parti olarak da karşı çıkarız. Ama mesele siyasileştiriliyor. Kendi Genel Sekreteriyle kavga ediyor ikinci adamla kavga ediyor. O genel sekreteri AK Parti mi yerleştirdi? Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı yoksa gizli bir AK Parti’li mi ona hiç soruşturma açılmıyor?
H.D: İzmir’in kentsel dönüşüme ihtiyacı var. Bunu her kesim söylüyor. Yerel yönetimlerin de hükümetin de projeleri var. Herkes kendi projesini mi hayata geçirmeli yoksa birlikte mi hareket edilmeli?
N.K: O konuda aklın yolu birdir. Bütün projeler bir havuzda toplanmalı tek elden yürütülmeli.Kentsel dönüşümde şuna çok dikkat edilmeli. Halkı ürkütmemek. Ada ada, mahalle mahalle yapılması lazım çalışmaların. İnsanlar şundan emin olmalılar: ben yerimden çıkıp yeni bir daireye geçeceğim düşüncesine kesin gözüyle görmeli. Bunun örneği göstermeli. Bu şekilde olursa herkes gönüllü olarak gelip imza atacak. Ama bir örnek kesinlikle şart. Bir kanun çıkması gerekiyorsa o kanun çıkacak.
Yerel manada yetkili olan herkesin bir masa etrafında buluşup hukuk neyi emrediyorsa o hukuk çerçevesinde birlikte hareket etmesi lazım. Kentsel dönüşüm birilerini zengin etmek için yapılmıyor. Halkın oluşabilecek olası bir deprem sırasında can ve mal güvenliğini sağlamak için yapılıyor. Aynı zamanda estetik olarak da gerekli bir durum.
H.D: Expo’ya aday bir İzmir var. Projeler var. Hareketlenme yok diyemiyoruz değil mi? İzmir bu kez EXPO’yu kazanmak için neler yapmalı?
N.K: Evet haklısınız. Zaten bu hareketlenmeyi görüyoruz. Buradaki bu sonuç zaten bizim siyasi rakiplerimizin ortaya atmış olduğu argümanları bile ortadan kaldıracak niteliktedir. İzmir’in önemli bir potansiyeli var, sanayi, turizm, tarım, ticaret potansiyeli yüksek. Bu potansiyelleri kullanmak lazım. Belediye ayağı topallasa bile diğer ayaklarla işi götürmeye çalışıyoruz. Hükümetimizin 35 proje var, çok önemli proje bunlar. Bu projeler, hem ayrı bir istihdam yaratacak hem de İzmir’in siluetini değiştirecek. Bunları böyle düşündüğümüz zaman da kentsel dönüşüm 2020 Expo için olmazsa olmaz bir olaydır. Dünyanın dört bir yanından gelecek insanlara İzmir’i takdim edeceksiniz. İzmir görücüye çıkacak. Ben çok umutluyum bu manada. 2014 yerel seçimini beklemeden hükümet bu yatırımları başlattı. Sayın Bakanımız Binali Yıldırım ve Ertuğrul Günay’ın da projeleri çerçevesinde İzmir ne hak ediyorsa onu yapmanın çabası içerisinde olacağız.
Biz İzmir Halkı’nın faydasına olan her şeyde oy birliği ile karar çıkarmaya çalışıyoruz ve hiçbir zaman salt bir ideolojik kavgayla meclisi kirletmeyi hiç düşünmedik düşünmeyeceğiz.
Yorumlar (Yorum Yaz)
Haberlere yazılan yorumlar, yorumu yazan kişilerin kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Okuyucu yorumlarından dolayı ÇAYHABER sorumlu tutulamaz.
Başlık : kalyoncu Yazan : ali Tarih - Saat : 2012-01-20 - 20:55:48
KATILIYORUM ( 1 )
KATILMIYORUM ( 0 )
kalyonculardanda akpartili varsa bu akpartinin sırtı yere gelmez gayrı