İsrail’in son yıllarda en büyük tehdit olarak İran’ın nükleer çalışmalarını görüyor. Bunun için İsrail, başta Amerika ve Türkiye olmak üzere Batı ile İran’ı karşı karşıya getirmek için özel bir politika güdüyor.
İsrail için daha küçük ama daha yakın tehdit ise Gazze’de Hamas, Lübnan’da Hizbullah.
AK Parti Hükümeti ise hem Filistin hem de İran konusunda proaktif bir politika güttü.
Bu süreçte Hükümet önce İsrail’i Suriye ve Filistin’le barış masasına oturtmak arabuluculuk rolü üstlenmeye çalıştı. İsrail’in görünürde desteklediği arabuluculuk çalışmaları İsrail tarafından Gazze’ye yönelik dehşet bir operasyonla baltalandı.
Hükümet barış için çabalarken İsrail, ikiyüzlü politikasıyla Türkiye’yi tuzağa düşürüp oyunun dışına çıkardı. Üstüne üstelik Amerika üzerinden baskı uygulayarak Türkiye’yi İran’la karşı karşıya getirme çalışmalarına hız verdi.
AK Parti Hükümeti, Brezilya ile birlikte İran’la nükleer takas anlaşması imzalayarak İsrail’in ofsaytta bıraktı. Üstelik İran’ın nükleer çalışmalarının ele alınacaksa İsrail’in nükleer silahlarının da ele alınması gerektiğini uluslar arası kamuoyuna ilan etti. İsrail hem kendi nükleer silahları hem de İran’ın nükleer çalışmalarıyla ilgili olarak uluslararası kamuoyunda yalnızlaşma sürecine girdi.
İşte İsrail’i çılgına döndüren son hamle bu oldu.
İHH’nın öncülüğünde birçok Yahudi’nin de dahil olduğu uluslar arası sivil toplum örgütlerinin katılımıyla gerçekleşen Gazze’ye yönelik insani yardım projesi İsrail’in çılgınlığını dopingledi.
Sıra İsrail’in hamlesine gelmişti.Mavi Marmara’daki uluslar arası sularda nefsi müdafaa amaçlı direnişi, İsrail askerlerine yönelik bir linç operasyonu olarak göstermeye çalıştı. Mutfaktaki bıçakları ve araç-gereçleri silah olarak gösterdi. Ama bütün bunlar İsrail medyasını bile ikna etmedi.
Sonuçta ne oldu? İsrail Gazze’ye uyguladığı abluka konusunda da uluslar arası kamuoyu karşısında ciddi bir yalnızlığa düştü. Dahası insani yardıma düzenlediği saldırısı uluslar arası kamuoyunda haydutluk olarak algılandı. Hem politik ve askeri zeminde ele alınan Filistin ilk kez insani boyutuyla dünyanın gündemine geldi. Gazze’ye ambargo konusunda İsrail’le ortaklık yapan Mısır’ı sınır kapısını açmaya mecbur etti.
Şimdi sıra dökülen kanın hesabını sormaya geldi.
Bu süreç hem proaktif politikanın hem de sivil toplum örgütlerinin gücünü ve önemini bir kez daha gösterdi. Ama daha önemlisi “İçimizdeki Siyon Tanrısı’na” ölümcül bir darbe indirdi. Aslında “İçimizdeki Siyon Tanrısı’nı” biz yaratmıştık; İsrail’in her şeye gücü ve kudretinin yettiğine inandırılmıştık. Bu safdillik yüzünden zihnimiz strateji üretemez olmuştu.
Yorumlar (Yorum Yaz)
Haberlere yazılan yorumlar, yorumu yazan kişilerin kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Okuyucu yorumlarından dolayı ÇAYHABER sorumlu tutulamaz.