Oylar Neden Verildi
‘Kongre sürecinde bize dedikleri ‘Cindoruk iki partiyi birleştirecek kendi yerine genel başkan koyacak ve çekilecek.’ Bu kamuoyuna da söylendi ve kongrede de söylendi. Ben size Genel Başkan olmayacağım, Genel Başkan bulacağım ve Başbakan getireceğim dedi. ‘Süleyman Soylu olmasın ben olayım’ deseydi bırakın o zaman Süleyman olsun denirdi.’
Baraj Sorunu Olmaz
‘Çiller partinin başına gelsin partinin baraj sorunu olmaz. Rıfat Hisarcıklıoğlu ile yüzde 20’lik parti oluruz. DP, AK Partinin alternatifi olur. İnsanlarda bir tedirginlik var. Sığınacak yer CHP ve MHP değil, Merkez sağdır. Yüzde 20’nin üzerine çıkarız. Baraj sorunu kalmaz. İlhan Kesici, Süheyl Batum da partiyi iddialı hale getirir.’
Rejimle İlgili Cevabım
‘Türkiye’de rejim endişesi yok. Ben böyle bir endişe görmüyorum. Ben sadece devletin kamu iktisadi teşekküllerinin satılması ve buna rağmen bunun vatandaşa yansımamasını eleştiriyorum. Devlet zengin, parası var. 5 milyon insan paralı. Ama gerisi sel sefil ve perişan fukaralık içinde.’
TAKA: Sayın Bakan biraz geçmişe bakalım. Siyasete girişiniz nasıl oldu, 1982 yılıydı galiba?
AŞIK: Trabzonspor’da saymandım. Ankaragücü maçına geldik. Apaydın Otel’in lobisinde oturuyoruz. Rahmetli Turan Alp ile. Telefon geldi, Özal çağırıyor. Turan abiye sordum, ‘Abi gideyim mi’ dedi ki, ‘Oğlum biz avukatız adımız sanımız bir yerde geçmiyor, bari sen konuşuluyorsun, git bakalım ne çıkacak. Öyle Özal’la yüzleştik.
TAKA: Kim önermiş sizi Özal’a?
AŞIK: Trabzon’dan sivil toplum örgütlerinden, spor camiasından, esnaflardan, patronlardan 5 isim istemiş Özal. Her örgütün verdiği 5 isimde ben çıkmışım. Şamil Ekinci de çıkmış ama o İsviçre’de, Sabit Sabır çıkmış ama o İtalya’da, ya da ANAP’a girmek istememişler, askeri yönetimden yeni çıktığımızdan tedirgin olmuşlar.
TAKA: Partinin kurucusu sen miydin?
AŞIK: Evet bendim, kurma yetkisini aldım. İbrahim Abi(Cevahir) aradı ve ‘Eyüp oğlum dikkatli ol, partiyi elinden almasınlar’ dedi. Yani idare edeceğim yönetim yap demek istedi. Korkmadan bir yönetim yaptım. Önce Yapısun’a gittim. Azer Benli, İskender ve Faruk’a(Özak) yönetime girin dedim. Tekliften sonra Azer Benli ofisime geldi ve ‘Nüfus kağıdını bıraktı. Nereye yazarsan yaz’ dedi.
TAKA: Sen o dönemde işadamımıydı?
AŞIK: İlginç biriyim. Lise ikinci sınıfta okurken Çay fabrikasını idare ettim. Fabrika Müdürü baktı ki bu çok akıllı, hesap kitabı bile bana bıraktı. Liseyi bitirip üniversiteye girince zaten müteahitliğe başladım. İş alıp yapmaya başladım. Başkasının dosyası ile ihaleye girdim, Bir seferinde Arçelik’le yarıştım. Okullara 1700 civarında su içme makinesi alınacaktı. 800’ünü Arçelik yaptı, geri kalanını ben aldım. Havaalanında ürettim ve teslim ettim.
TAKA: Siyasete girmeseydin belki Koç olacaktın?
AŞIK: Doğru, olabilirdim.
TAKA: Demokrat Partide neler oluyor, neden geride duruyorsun?
AŞIK: Rahatsızlığım yok. Siyasi geçmişim itibariyle partimin üst yönetimidir sorun olan. Aşağı ise sorunum yok. Yukarıda yapılanları doğru bulmuyorum. Kötüye gitti. Birleşse de kötüye gitti. Genel Başkan aday olurken bize öyle demedi. Süleyman’a kızdım ve Cindoruk’a destek verdim. Biz(Trabzon) destek vermesek kazanamazdı. 20 oyla falan aldı.
TAKA: Cindoruk’un seçilmesinde belirleyicisiniz o zaman?
AŞIK: Bana Yahya Demirel geldi, ‘Bizimkiler Cindoruk’u aday yapmak istiyor.’ dedi. Süleyman(Soylu) da bizim için Ergenekoncu demeye başlamıştı. Sormuyor, etmiyordu. Bir kelime söyledi Yahya Demirel, söylediği anca ‘evet’ dedim. Ben zaten bir şey istemiyorum ve boğazıma kadar gelmişti. Süleyman’a kızmışım. Ayrıca dedim ki, ‘Süleyman Trabzonlu Trabzon’un 15 delegesinin 12 delegesi bizimle’ diye ilan edebilirsiniz. Enis Sülün kongreye gelmiyordu onu çağırdım.
Delegeleri çağırdı. Tekkeköy Belediye Başkanı dayımın oğlu 4-5 delegesi var gelmiyordu ve getirdik. Kongre sürecinde soran olmadı. Ayrıca ‘Bize dedikleri Cindoruk iki patiyi birleştirecek kendi yerine genel başkan koyacak ve çekilecek.’ Bunu kamuoyuna da söyledi ve kongrede de söyledi. Ben size Genel Başkan olmayacağım Genel başkan getireceğim ve Başbakan getireceğim.
Süleyman Soylu olmasın ben olayım deseydi bırakın o zaman Süleyman kalsın denirdi. Biz onun projesine oy verdik. Aradan zaman geçti, işler değişti. İkinci sınıf demek bana yakışmaz ama beceri bakımından 2’nci sınıf insanlarla çalışmaya başlandı. Ondan sonra 5’nci sınıf işler yapmaya başladılar. Kamuoyunu alıştırmaya başladılar ki, ‘Genel Başkan değişmeyecek, iyi gidiyor’ demeye başladılar. ‘Siz yazdınız’ Cindoruk bir gün beni çağırdı.
TAKA: Yeni mi?
AŞIK: Evet yeni şimdi, gittim görüştüm. ‘Sayın Genel Başkanım senden önce Süleyman Soylu, ondan önce Mehmet Ağar ve Çiller oturuyordu o koltukta. Ben burada oturdum ve hepsi ile konuştum. Onlar hep doğru yaptıklarını sandılar ve şimdi bakıyorlar doğru yapmamışız. Sende aynı duruma düşme.’ dedim. Bana şunu söyledi: ‘Eyüp sen iyi politikacısın ama beni de yabana atma. Bu işi o kadar bilmeyen birisi değilim. Bana çocuk muamelesi yapma’ esprisini yaptı.
‘Ben de bu saçları burada ağarttım.’ dedi. İnanıyorum ve güveniyorum ki, yanlış yapmayacaksınız dedim. Yanlışlar kat ve kat devam ediyor. Birleşmeden sonra da
devam ediyor. Kırılma noktası şudur, Hüsamettin Cindoruk kamuoyunun beklentisini karşılayacak Genel Başkanı yerine oturtmadan DP yoktur. Bunu Türkiye biliyor ve teşkilatlar soruyor, kim Genel Başkan olacak? Teşkilatlar soru soruyorsa demek ki yoktur. Ben neresinden tutayım. O yola girilmedikçe. Kamuoyu yoklaması yapılıyor. DP yüzde 1 çıkıyor. DP yüzde 1 değildir. DP yüzde 8’dir, yüzde 15’dir. Genel Başkanı belli olmayan partiye oy vereceğim derler mi? Siyaseti genel başkanlar belirliyor.
TAKA: 2007 seçimlerinden önce soruyordunuz DP kaç, yüzde 6 diyorduk. Şu anda kamuoyunda Çiller’i istiyor insanlar, hissediyor musunuz?
AŞIK: Çiller partinin başına gelsin partinin baraj sorunu olmaz. Rıfat Hisarcıklıoğlu ile yüzde 20’lik parti oluruz. DP AK Partinin alternatifi olur. İnsanlarda bir tedirginlik var. Sığınacak yer CHP, MHP değil merkez sağdır. Yüzde 20’nin üzerine çıkarız. Baraj sorunu kalmaz. İlhan Kesici, Süheyl Batum, bu isimlerle de partiyi iddialı hale getiririz. Bugünkü yüzde 2’lerde değil. Yüzde 6-7-8. yabana atamazsınız.
Kesici CHP’ye gitmiş değişmez. Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomidir. Soruşturmalar ve Yargı kavgaları değil asıl sorun ekonomi, Ekonomiyi en iyi konuşan halk diliyle konuşan en iyi yorumlayan Kesici’dir. İlhan Kesici’yi iddialı görmeyebilirsin, gelirde gündemi ekonomiye döndürürse işi götürür. Deniz Baykal 5-10 gün ekonomi konuşsun o da iddialı hale gelir. Kesici partinin başına gelse gündemi ekonomiye döndürebilir.
TAKA: Ekonomi konusunda söz vermek kolay değil?
AŞIK: Ekonomiyi konuşan adam bunu bilecek. Partiye başka isimlerde bulunabilir. Kamuoyunun tedirgin olduğu dönemde bir merkez sağ kıpırdanması ortaya konulabilmelidir.AK Parti kurulduğu zaman kriz sonrasıydı panik vardı, dağınıklık vardı. İnsanlar ilk kurulduğunda koştu ve yüzde 30 oldu. Hisarcıklıoğlu varım deyince yüzde 20’dir.
TAKA: Son dönemde Ergenekon operasyonları, Erzincan, Erzurum bağlantıları ve Genel Kurmay’daki OR’lar buluşma ve 3’lü zirve. Çantalarla bu zirveye geliş, Türkiye’de neler oluyor?
AŞIK: Türkiye’nin esas gündemi ekonomi ağırlıklı olmalı. İnsanlar ekonomi konuşmalı. Ekonomide hep avantajlar var, hem de tehlikeler var. Türkiye ekonomisi batmadı ama halk sıkıntıda işçi sıkıntıda, bu ekonomi canlanmalı. Avrupa’ya göre avantajlarımız var. Genç nüfus açısından ve Coğrafi bölge açısından. Riskler var. Öteki konulara gelince onlar siyasi tartışma konusu olmadan yapılmalı. Felaket kutuplaşma var. Herkes dar çerçeve ile bakıyor.
Herkes kendi penceresinden bakıyor ve taraf oluyor. Bir gün bir haber çıktığında herkes taraf oluyor. Kimse işin gerçeğine bakmıyor. Bazı konular yargıda bitmeli. Veli Küçük tutuklandığında Habertürk veya NTV yorum istedi. Yayınlandı. Dedim ki, ‘Büyük bir savaş başladı’ Susurluk ile bunu mukayese et dediler. Aldığım deneyime göre savaş başlıyor dedim. Susurlukta biz konuştuk ama aslında zaman geçince anladım ki savaş var. Kim arasında savaş MİT, JİTEM, Emniyet. Bunların istihbarat birimleri ve grupları arasında. Her yerde gruplaşma var. Herkes savaştığı kesimle ilgili ne kadar bilgi varsa ya Uğur Dündar’a ya bana ya da Fatih Çekirge’ye gönderiyordu. Birbirlerini zor durumda bırakmak için savaşıyorlardı. Bize belge yağıyordu. Bizde açıklayınca ‘Eyüp Aşık neler biliyor’ deniyordu. O savaşan tarafları birbirlerinin aleyhinde gönderdikleri belgelerle bu iş büyüyecek.
TAKA: Yargıya da sıçradı mı savaş?
AŞIK: Sordular, ben yargının içinde iki tarafın savaşacağını kestirememiştim. Şimdi anladım ki yargının içinde de askerin içinde de iki taraf savaşıyor ve Emniyetin içinde de iki taraf savaşıyor. Emniyetin içinde de tutuklamalar olmadı mı? Hükümetin kontrolünde olduğunu düşünmedim. Hükümet edenler Bakanlar ve Başbakanlar ortamın sakin olmasını isterler. Zevk almazlar. Kendi sorumluluğundadır ülkenin huzuru. Bir Mehmet Haberal’ın tutuklanmasından Tayyip Erdoğan mutlu olmaz. Cemil Çiçek savcıya telefon etmiş.
Hangimiz etmemişiz. Şikayet cemaatten de gelebilir, bize gelenlere bizde cevap verdik. Hacı Mahmut efendi’ye bende yardımcı oldum. Menzil şeyhine de. Baykal’a düştüğünde o da etmiştir. On binlerce insanı temsil eden bir teşekkülse sivil toplum örgütü gibi görmek lazım. Siyasetçiler bunlarla kontak kurarlar. Bunu acziyet olarak görmem. Siyasetçi devleti onlara kontrol ettirmez. Orada ayrışırız.
TAKA: Tekel işçileri aylardır eylem yaptılar. Basına da kızıyorsun, nedir bu konudaki düşünceleriniz?
AŞIK: Sendikalar önce 4-C’yi teklif etmiş. Özelleştirme sırasında tartışılmış. Tekel parçalanmış rakı Amerikalıda, sigara Amerikan-İngiliz ortaklığında. Tütünü öldürmüşler. Ciddi ihraç maddelerinden birisiydi. 3 milyon insan geçiniyordu. Batman’dan ve Adıyaman’dan Ege’nin bütün illerine kadar. Tütün ekiminden ve sigaradan ciddi gelir vardı. Türkiye tütünden çıktı. İçilen sigaranın tütünü Amerika’dan geliyor. Milyar dolara yakında ithal ediyoruz. Kemal Derviş politikalarıyla başladı. 1 milyar dolar ihraç eden Türkiye 1 milyar dolar ithal ediyor. Bu devlet ve hükümet zamanında pek çok yere peşkeşler çekmiş. Nam olsun diye yapılanlar var. Bu kadar iddialı ve dindar hükümetin işçiler karşı bu kadar acımasız olması kabul edilecek bir şey değildir.
TAKA: Sayın Aşık, Türkiye’de bir rejim endişesi var mı?
AŞIK: Hayır böyle bir endişe yok. Ben böyle bir endişe görmüyorum. Ben sadece devletin KİT’leri satması ve bunun vatandaşa yansımamasını eleştiriyorum. Devlet zengin, parası var. 5 milyon insan paralı. Ama gerisi sel sefil ve perişan.